·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mart 2025 23:25 "No one ever really stops feeling young. We may get a job and a husband and a house, but the whole adulthood thing is just a charade. We're all pretending to have grown up."
Hayatımız tekdüze ilerlerken bazen yeni tanıştığımız biri her şeyi değiştirebilir. Kendimizden çok farklı bir yaşantıya sahip olan biri hayatımıza girdiğinde bakış açımızda değişiklikler oluşturabilir ve bizi yepyeni bir maceraya sürükleyebilir. Yeni insanlarla tanışmanın en güzel yanı da bambaşka bir hikâye duyma fırsatıdır.
Ana karakterimiz Parker, yaşadığı bir trajedi sonrasında konuşma becerisini kaybetmiş ve hayatında annesinden başka insan olmadığı için sıradan, rutin bir hayatın içinde yaş almaya devam etmektedir. Hayal gücünü kelimelere dökmeyi seven Parker, çoğunlukla defterini yanında taşımaktadır ve boş zamanlarında hikâye yazmaktadır. Diğer zamanlarda da farklı otellere gidip gelen konukları izlemekte ve onların eşyalarını çalarak günlerini doldurmaktadır.
Parker, yine bir gün otelde hırsızlık yaparak fazla miktarda paraya sahip olan Zelda isimli bir kadının parasını çalar. Üzerinden çok zaman geçmeden içerisinde bir pişmanlık duygusu oluşan Parker, bu sefer malı sahibine geri teslim etmek üzere otele geri döner. Geri döndüğünde ise Zelda'yı otelde unuttuğu defterini okurken bulur. Bu karşılaşma üzerine Zelda ve Parker arasında bir sohbet başlar. Zelda, göründüğü gibi sıradan bir kadın değildir ve kendisinin ölümsüz olduğunu iddia etmektedir. İletişimlerinin çoğunluğu Zelda'nın çokça konuşup bir şeyler anlattığı, Parker'ın onu sadece dinlemesiyle ya da ara sıra cevap vermek için defterini yanında bulundurup kağıda yazmasıyla geçer. Zelda'nın sıradışı hayatı ve Parker'ın sıradan hayatının birleşmesiyle ortaya bambaşka bir hikâye çıkar.
Şu ana kadar okuduğum genç-yetişkin kitaplarından çok daha farklı bir kitapla tanıştığımı söyleyebilirim. Karakterleri, olay örgüsü, anlatım biçimi, kurgusu derken her yönden beni içine alan güzel bir kitap okudum. Olaylar tekdüze ilerliyor gibi başlasa da bir sonraki bölümde karakterlerin bize ne anlatacağını, hikâyenin nasıl ilerleyeceğini merak ederek ve severek okudum.
Parker, sevdiğim kitap karakterleri arasında yer aldı diyebilirim. Kelimelerle arası bu kadar iyi olup da insanlarla iletişim kurmaktan çekinmesi, konuşmalarının çoğunluğunu içinde yapması beni etkileyen bir detay oldu. Daha önce okuduğum kitaplarda konuşamayan biriyle tanıştığımı hatırlamıyorum, yeni bir karakterle tanışmış oldum gerçek anlamda. Parker'la birlikte yeni bir maceraya atılmak, yazdığı hikâyeleri okuyabilmek, hayatı yeniden keşfedebilmek güzel bir deneyimdi.
Zelda, farklı bir karakterdi. Parker'la birlikte ben de kitabın çoğunluğunda Zelda'nın kendi hikâyesini anlattığını söylediği ama içlerinde ne kadarında gerçeklik payı olduğunu düşünerek sorgulamalar yaşadım ve biraz kafamı karıştırdı. Kitabı keyifli kılan kısımlardan biri de buydu. Karakterin görünüşüne kadar sıradışı bir hava uyandırmaya çalışması iyi bir kurgunun parçasıydı. Zelda'nın konuşmaları bazen kafa yorsa da kendisini dinlemek ve onu daha yakından tanımaya çalışmak keyifliydi.
Kitabı güzel ve farklı kılan etkenlerden biri de gerçekçi bir hikâyenin içine fantastik ögelerin yerleştirilmiş olmasıydı. Gerçek hayatta yaşanabilecek bir senaryoyla başlarken Zelda'nın bize anlattıkları hikâyenin gerçekçiliğini sorgulamaya başlıyor. Bir noktadan sonra bunların yalan ya da gerçek olmasını umursamıyorsunuz, dediklerini size kabullendirmiş gibi oluyor.
Kitapla daha erken yaşta tanışsaydım beni çok daha büyüleyen bir hikâye okuduğumu söyleyebilirdim ancak gençlik türünde okuduğum, izlediğim çok fazla hikâyeden de farklı olduğu için sevdiğim kitaplar arasında yer aldı. Bu yüzden kitaba herhangi bir yaş sınırı çizmem gerektiğini düşünmüyorum. Lise döneminde okuduğunuzda sizi çok daha içine alabilir ancak ileri dönemlerde okuduğunuzda da sevdiğiniz bir hikâye olacaktır. Çoğu kişi belli bir yaşı geçtiğinde bu tür kitaplara önyargılı oluyor ancak bazen basit kurguların içine düşündürücü mesajlar yerleştirildiğini düşünüyorum. Önyargıyı bir kenara bırakıp okuduklarınıza daha geniş bir bakış açısıyla bakmaya çalıştığınızda hayata ve kendi yaşamınıza dair yepyeni düşünceler de elde edebiliyorsunuz. Bu kitap da beni aşırı etkileyen bir kitap olmasa da farklı hayatlara dair yeni bir şeyler öğrendiğimi söyleyebilirim. Parker'ın vaktini otellerde geçirip konukları izlemesi bile güzel bir detaydı. Zelda ve Parker arasındaki çekim de farklı ve güzel bir hikâyeye yelken açtı. Bir karakterin ağzını açmayıp, diğerinin çenesini kapatamadığı bir hikâyeyi okumak da keyifliydi. Hikâye içerisinde kafamı karıştıran, 'bu olmasaydı daha iyi olurdu' diyebileceğim detaylar olsa da genelini değerlendirdiğimde güzel ve önerebileceğim bir kitap okudum.
Günümüzde pek çok kitap filme uyarlanırken bu kitabın yeterince keşfedilememesi ve bir film uyarlaması olmaması beni biraz şaşırttı. Genç-yetişkin türünde bir kitap arıyorsanız daha popüler kitaplardansa bunu öneririm. Hikâyenin çoğunluğunu okurken de 'acaba filmi olsa nasıl olurdu?' diye düşünmeden edemedim çünkü karakterler okurken zihnimde canlanmış gibiydi. İleride daha çok keşfedilip bir uyarlaması yapılır mı bilmiyorum ama kesinlikle güzel bir gençlik filmi çıkartabilecek potansiyeli var. Umarım böyle bir proje olursa da gerçekten hak ettiği değeri görecek güzel bir uyarlama görebiliriz.