Gönderi

Puan vermedi·904 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 09:58
Dostoyevsky’nin en sona bıraktığım kitabıdır. Siyasi, dini ve ahlaki açıdan bir başyapıt olduğunu düşünüyorum. Kitaptan olabildiğince verim alabilmek için notlar tutarak ve uzun bir zamana yaymadan sıcağı sıcağına okudum. Dostoyevsky hiç okumadıysanız kesinlikle bir başlangıç kitabı değil onu belirtmeliyim. Uzun betimlemeler, çok fazla karakter ismi geçiyor olması (özellikle Rus isimlerinin zorluğu ve her okuyuşta farklı isim kullanılabilmesi ) yazarın kitaplarının okunmasını bir tık güçleştirebiliyor ama alıştığınızda gözünüz korkmasın akıp gidiyor. Gelelim konusuna; Moskova üniversitesinde Ivanov isimli öğrencinin, “ Halkın öcü “ isimli örgütün üyeleri tarafından öldürülmesinden etkilenerek yazılmış bir romandır. Üyeleri örgütleyen kişi olan Sergey Nechayev’in karşılığı romanda Pyotr Stephanoviçtir. Karakter manipülatif özelliği yüksek adeta kitaptaki herkesi parmağında oynatan biridir. Ivanov’un karşılığı ise romanda Şatov’dur. Pyotr Stephanoviç muhbir olduğunu iddia ederek kendi kurduğu hücre dediği yapının üyelerine Şatov’u öldürtür ve amacı hepsini suç ortağı yapıp daha kolay itaat etmelerini sağlamaktır sözde davasına. Ancak planları suya düşer bir nevi. Kitabın siyasi yüzü bu olay çerçevesinde geçiyor. Ancak ateizm ve dini inanç üzerine uzun uzun konuşmalar ve tartışmalar da yer alıyor. Özellikle Dostoyevsky kitaplarında en sevdiğim kısımlar bunlardır. Tamamen tarafsız bir şekilde iki karakteri birbiriyle konuşturur ve siz oradaymışsınız gibi okursunuz. Nikolay Vsevolodoviç’in ahlaki bozulmuşluğu ve iç dünyasında psikolojik çözümlemeler… nasıl anlatılabilir ki okumadan kelimelere dökebilsem Dostoyevski olurdum zaten. Stepanovich’in kendini aydın görmesi ve köylüden bihaber olması yine Rus aydınlarına bir taşlamadır. Krillov’un inanma ve inançsızlık arasında sıkışmışlığı, intihar ederek kendi iradesi olduğuna ve tanrıya inanmadığına kendini ikna etme çabası. Bence burada bir miktar Dostoyevsky kendinden bir parça anlatmış çünkü başta ateist düşünceler savunan yazar sürgün yıllarından sonra yazdığı kitaplarda özellikle hristiyan düşünceleri daha fazla benimser olmuştur. Hatta şahsi fikrim geriye kalan yıllarını inançlı geçirdiğidir. Kitabın en dikkat çeken yeri zaten ilk sayfada incilden alınan kısım: cinlerin adamdan çıkıp domuz sürüsünün içine girmeleri ve göle atlayan domuzların boğularak ölmesi. Yazar 823. Sayfada tekrar buraya geliyor ve Stefan Trofimoviç üzerinden tekrar değiniyor. “ Sanki bizim Rusya’mız anlatılıyor. Hasta adamdan çıkıp, domuzların içine giren şu cinler.. ve büyük Rusya’mız ve yüzyıllar boyu onda biriken irin, cerahat, konuşmuş yaralar, büyüklü küçüklü her türden cin, şeytan.. Ama yüce bir düşünce, yüce bir irade, cin tutmuş adamı nasıl sağalttıysa Rusyayı da sağaltacak ve yüzeyi tutmuş görünen bütün o cinler, irin , pislik, adilik Rusya’nın içinden çıkıp domuzların içine girmeyi kendiliğinden isteyecektir.” Kitabın dergide basılırken yasaklanan ama okuduğumuz kitapta yer verilen yasaklı kısımları var en sonunda. Nikolay Stavrogin ve Tihon’un konuşmaları yer alıyor bence en güzel bölümlerden bitanesi yüzden sonuna kadar okuyun. Ben okurken çok zevk aldım tavsiye ederim ama okuma sırasına göre tabi.
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
·
105 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.