Bu kitabı, hayatın farkındalığını kavramış, derin bilgi birikimiyle bizi her derste şaşırtan ve ufkumuzu açmaya çalışan kıymetli hocamızın önerisiyle okumaya başladım :)
Daryush Shayegan’ın dili biraz ağır, yani benim gibi felsefi kitaplara alışık olmayanlar için anlaşılması zor olabilir. Anladığım kadarıyla yaralı bilinç denen şey, ne modernleşebilen ne de geleneksel kalabilen bir toplumun yaşadığı bilinç yaralanmasıdır.
Kişisel olarak yaklaştığımda, geleneksel mirasım benim için temel bir mihenk taşı gibi; onun var olması bana gurur veriyor. Fakat modernizme baktığımda da gelişmek, ilerlemek ve var olan imkanları en iyi şekilde kullanmak istiyorum. İstiyorum ama modern dünyada bu bana huzur vermiyor. Kitabı okurken sıkça düşünüp, karamsar bir bakış açısıyla okumaya devam ettim. Shayegan’ın da dediği gibi: "Aşırı kolaycı açıklamaların kısır döngüsünden yakamı kurtarmam gerekmektedir. Bir yerlerde bir şeyler değişmek zorundaysa, bu değişim, kafaların içinde, temeller düzeyinde, hatta en derin ve en mutsuz bilinç düzeyinde olmalıdır. Altyapılardaki biçim değişiklikleriyle kafalar değiştirilemez, bizzat kafaların alt üst edilmesi gerekir."
'Yaralı Bilinç 'birçok kavramı, olayı ele alarak durumu en güzel şekilde betimliyor.
Hep Shayegan’ın eleştirilerini okudum; şimdi biraz da ben eleştiride bulunayım^_^
Kitapta, Doğu’nun modern bilimi içselleştiremediğini savunurken, Doğu’nun kendi filozoflarına pek değinmemiş. Yani anladığım kadarıyla, yazar Doğu’nun filozof bakımından bir eksikliğe sahip olduğunu düşünüyor. Ama eksiklikten ziyade asıl olay bence mirasımızın unutulmuş olmasıdır...