• Aslında her zan ve şüphe, yakîne, tam inanca susamıştır. İnsan da, şüphe arttıkça, tam inanca ulaşmak için daha çok çırpınır, kol kanat açar, uçmaya çalışır.
• Zan bilgiye ulaşınca kanadı ayak olur da, o kişinin bilgisi tam inancı koklar.
• Çünkü imtihanlarla, denemelerle dolu olan dervişlik yolunda, bilgi, tam inançtan aşağı; zandan üstündür.¹
• Şunu bil ki: Bilgi, yakîn tam inancı ister. Tam inanç ise görmeyi, apaçık ulaşmayı arar.
• Ey bilgili kişi, bilgi seni müşâhedeye, görüşe götürür. Dünyadakiler, tam inanca ulaşsa idiler, daha burada iken cehennemi görürlerdi.
• Zandan hayâl doğduğu gibi, yakînden de, yâni tam inançtan da müşâhede, görüş doğar.
_________________________________
¹ Zan; şüphe ile bilgi arasında bir inançtır. Bilgi; şüphe ile tam inanç arasında bir şey bilmektir. Yakîn, tam inancı ifade eder. Onda şüphe yoktur. Yakîn sûfîlerce üçe ayrılır: İlme'l-yakîn, Ayne'l-yakîn, Hakke'l-yakîn. Kabe'nin Mekke'de olduğunu bilmek ilme'l-yakîndir. Mekke'ye gidip Kabe'yi görmek ayne'l-yakîndir. Kabe'nin mecâzî olarak Allah'ın evi olduğunu düşünmek, bilmek Hakke'l-yakîn sayılıyor.
Sayfa 339 - Ötüken Neşriyat, 20. Basım, İstanbul 2021 (Çeviren: Şefik Can)·Kitabı okudu