“ah, onu da nereden çıkardın? ben seni her zaman sevdim.”
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
ağır travma sebebi. blood on the tracks. baya tartışmalı, seveni de var sevmeyeni de. şahsen ben hangi kategoride olduğumu daha anlamış değilim çünkü ne okudum lan ben- sei 13-14 yaşlarında, sakin bir kasabada yaşayan, sakin bir hayata sahip bir çocuk. arkadaşları var, okulda hoşlandığı bir kız var, oyunlar oynamayı sevdiği bir kuzeni var vesaire vesaire. ailesi.. ailesi de ilk bakışta normal. babası her gün işe gidip geliyor, çoğunlukla geç kaldığı için sei annesiyle genel olarak daha yakın. bir gün kuzeninin de dahil olduğu ailecek bir geziye çıktıklarında “normal” hayatı orada yaşananlarla altüst oluyor. annesinin farklı taraflarını görmeye başlıyor. tanıdığı kişi olmadığını, ilişkilerinin aslında ne kadar tuhaf ve toksik olduğunu. o ne biçim anneydi be. okurken benim psikolojim bozuldu. annesi hikayenin başlarında “obsesif derecede takıntılı ve korumacı” gibi gözüküyor ama devam ettiğinizde sadece bundan ibaret olmadığını anlıyorsunuz. spoiler olmasın diye bir şey söylemiyorum. hikayenin ilerleyen bölümlerinde durumu annenin bakış açısından da dinliyorsunuz ve bu kadar tekdüze bir hayatın bu kadar toksik ve ağır bir anne-oğul ilişkisiyle parçalanması… yazık olmuş lan çocuğa. başka bir şey diyemiyorum. annenin de kendi içinde yaşadıkları var ama çocuğun suçu neydi? hikaye bi noktada kendini tekrar etmeye başladı ama o düğümü yine kendi içinde çözmeyi başarabiliyor, asıl konuyu çok güzel yapılandırmış bence. ayrıca aşırı akıcıydı. ara verdiğim zamanları saymazsam 3 günde bitirdim koskoca seriyi. çok değişik bi şekilde baya hızlı okunuyor, sadece bana mı öyle geldi emin değilim ama kimi ciltleri 10-15 dakikada bitirdim. şaka yapmıyorum. sanırım panellerin boyutuyla alakalı bir durum, diyaloglar falan da basit olunca akıp gidiyor. iftardan önceki bir buçuk saatlik dilimde 5 cilt okumuştum. o bakımdan uzun bir seri gibi gözükse de, hikayenin kendisi insanı yorsa da harbi kolay okunuyor. hala okuduklarımı düşününce huzursuz hissetsem de kaliteli bi iş çıkarmış oshimi. anlatmak istediğini daha iyi bir şekilde anlatamazdı diye düşünüyorum, ayrıca serinin sonundaki yüzleri sansürlenmiş bir fotoğraf ile mektupları okuyunca insanın içine bi kurt düşüyor… yazar bunları kendi hayatından mı uyarlamış? şimdi düşünüyorum da, ihtimal var gibi. ama kesin bir açıklama yapmadığı sürece bilemeyeceğiz. sevdim ama sevmedim. nefret ettim ama bir yandan da iyi işlenmiş bir kurgu olduğu kanaatindeyim. ulu orta önerebileceğim bir şey değil ama okuduklarımdan rahatsız olmaktan hoşlanıyorum diyenleriniz varsa göz atabilirsiniz. genelde psikolojik açıdan etkileyen yapıtları severim ama bununla nedense yıldızlarımız pek uyuşmadı gibi. im traumatized but not in a good way. öyle yani. bu kadar. kitapla, sağlıcakla kalın :))
Blood on the Tracks, Vol. 17Shuzo Oshimi · 小学館 [Shōgakukan] · 202323 okunma
·
251 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gerçekten insanın zihninde ayrı bir yer bırakan işleyişi vardı manganın. Okuyalı 1-2 yıl olmuştur ama hâlâ o ilk okuduğumdaki etkisini sürdürüyor. Ben sanırım seven taraftayım ya.