Gönderi

10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 00:00
Onbaşı Halide Edib Adıvar tarafından Kurtuluş Savaşı'mızın sürdüğü yıllarda kaleme alınan Ateşten Gömlek, Kurtuluş Savaşı'mızı anlatan anlatan ve bu çağın ateşini fitilleyen ilk romandır. Özellikle Yakup Kadri'nin "Ben Ateşten Gömlek adında Anadolu'yu anlatan bir eser doğurmak istiyorum" deyişinden sonra Halide Edib biraz şakayla sonradan ciddileşecek bir mevzuya "Ben de bir Ateşten Gömlek yazacağım." der. Yakup Kadri "Yapmayınız, başka isim mi yoktu?" dese de nafile... İş işten geçmiştir artık. Öyle ki bu isim Halide Edib'i öyle derinden etkilemiş, öyle yazma iştahı uyandıran bir isim olmuştur ki esere bu ismi ben vermedim; bu isim, eseri kendi başına yazdı, kahramanlarını kendi kendine ortaya çıkardı diyordu. Hatta O bu durumu "Ankara'ya uzun bir izinle döndüğüm günlerde birdenbire eski zamanların roman yazmak hummasına tutuldum. Karşıma birden bire çıkan Peyamiler, İhsanlar, Ayşeler bir çocuk ısrarıyla hikâyelerine "Ateşten Gömlek" diyorlardı. Bu inatçı çocuklara bu ismi kullanmak doğru olmayacağını o kadar söyledim; o kadar başka isimler buldum; beni dinlemediler." sözleriyle açıklıyor... Halide Edib mektubunda, Yakup Kadri'den af isteyerek edebiyatımızda "iki tane Ateşten Gömlek olacak" dese de bu isimde bir eser Yakup Kadri tarafından ortaya konmamıştır... Eser Ankara Cebeci Hastanesi'nden eski hariciye memuru, savaş sırasında subaylık yapan, Peyami'nin ağzından bizlere iletilmektedir. Peyami Kurtuluş Mücadelemiz esnasında iki bacağını kaybetmiş, kafasında bir kurşunla ameliyat edilmeyi beklemektedir. Bu bekleyiş oldukça güç bir hâldir ki beynini kemiren hatıraları yazmaya koyulur. Bu noktadan sonra günlükler şeklinde ilerleyen bir sürü yazıyla bizlere mücadelenin ruhunu anlatır. Eserimizde göze çarpan üç kişi var; Peyami, İhsan, Cemal ve Ayşe. Ayşe geçmişte Peyami ile izdivaç münasebeti yaşayacakken (Buralar geçiştirilerek anlatılmış...) Peyami'nin buna hazır olmaması ve evlilikten kaçması nedeniyle görüşme bile yaşanmamıştır. Cemal ise Ayşe'nin kardeşi, Peyami'nin annesinin amcaoğludur. İhsan, Binbaşı İhsan... Hakkında anlatacak çok şey var ancak kelimeler yetersiz kalır. Her şey İzmir'in işgaliyle başlar. Peyami'nin geçmişte evlilikten kaçtığı İzmirli Kız olarak adlandırılan Ayşe'nin eşi ve çocuğu Yunan tarafından şehit edildikten sonra Ayşe bir İtalyan aileye sığınarak İstanbul'a gelir. O günden sonra Ayşe ve onun çevresindeki herkesin tek bir hedefi vardır. İZMİR'E ULAŞMAK ki eserin vurucu kısmı şudur: İzmir'e ulaşmak Ayşe'ye ulaşmak, Ayşe'ye ulaşmak İzmir'e ulaşmak. Bu denklem roman boyunca sürmektedir. Romanın başından sonuna herkes Ayşe'ye hürmetle, sevgiyle, şefkatle ve yer yer aşk ile bakmaktadır. Ancak Ayşe sadece bir kadın değil, kadından öte bir semboldür. Ayşe İzmir'dir, Ayşe KURTULUŞ, Ayşe BAĞIMSIZLIK, AYŞE TÜRK MİLLETİNİN İSTİKBÂLİ VE BEKÂSIDIR. Roman tüm bu ana fikir etkisinde ilerlerken sonunda her şeyin bambaşka bir boyutta olduğunu göreceğiniz bir senaryo ortaya çıkmakta. Buradan sonra yazılacak her şeyin içeriğe dair ön bilgi olacağı ve okuma keyfini kaçıracağı için burada kesmek durumundayım. Benim için duygusal anlamda çok ağır bir roman oldu. Ara sıra nefesim kesilerek duraklama ve nefes almak, düşünmek ihtiyacı duydum. Bu eser her ne kadar kurgusal bir yaratım da olsa gerçeklerden eksik olmayan bir yaratım. Bu nedenle yaşanılanları tekrar hatırlamak insanın ağrına gidiyor, etkiliyor... Milli bilince sahip olmak, bunu canlı tutmak için her Türk gencinin okuması, tekrar okuması, tekrar tekrar tekrar okuması gereken bir eser. Bu vatan için canını ortaya koymuş Şehitlerimizi rahmetle, Gazilerimizi saygıyla bir kez daha anıyorum...
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.