·237 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Nisan 2025 21:21 Çaka bey... Kimdir Çaka bey?
Çavuldur Bey'in iki oğlundan biri olan Çaka, ilk Türk amirali olarak bilinir. Henüz on üç yaşında iken, Bizans askerlerine komutanlık yapan Albay Aleksandr Kabalika'nın da içlerinde bulunduğu çarpışma da Çavuldur Bey şehit düşerken kendisi esir alınmıştır. Kabalika, Çavuldur Bey'in vefatı haberi ile oğlu Çaka Bey'i Bizans imparatoru Nikefor Botaniates'e götürür. Çaka'nın İmparator karşısında yaptığı konuşmalar Botaniates'in hoşuna gitmez ve Çaka Bey'i zindana attırır. Zindanda geçen zamanın sonunda esir pazarlarında satılmak üzere çıkarılır fakat geçen süre zarfında açlık ve susuzluk onu tüketmiş, sıska, kimsenin satın almak istemeyeceği bir esir hâline gelmiştir. Her şeye rağmen, bir altına, Boris adında bir doktor tarafından satın alınır.
Doktor Boris, kendisi gibi doktor olan Vatson'un çırağıdır zamanında. Efendisi ölünce İstanbullu bir generali tedavi etmiş, generalin İstanbul'u methetmesi üzerine Bizans topraklarına, yani İstanbul'a gitmiştir. İmparator Botaniates'in rahatsız olduğunu haber alınca onu da tedavi etmiş, sahip olduğu illetlerden onu kurtarmış ve Botaniates'in kendisine sarayda kalma teklifine mazhar olmuştur. Fakat o, tıpkı efendisi gibi fakir insanlara yardım etmeyi tercih ettiği için teklifi kabul etmemiş ve saraydan kovulmuştur.
Çaka Bey'i de alarak kaldığı kulübeye giderler. Doktor Boris ile aralarında geçen konuşmalar sonunda, isterse kendisine doktorluğu öğretebileceğini, istemese de artık özgür olduğunu, kendisini azad ettiğini bilmesi gerektiğini Çaka Bey'e bildirir. Çaka Bey'in de tercihi hürriyeti olmuştur. Çünkü Bizans'tan alması gereken bir intikamı vardır.
Daha sonra bazı sebeplerden ötürü tekrar saraya gider. İmparator rahatsızlanmıştır ve doktor Boris'i yardım etmesi için saraya getirtir. Çaka bey ise yardımcısı olduğu için doktor ile saraya gider. İmparator ilk başta Çaka Bey'i tanıyamaz. Fakat daha sonra bazı özelliklerinden Çaka Bey'i hatırlar ve ikisini de kişisel doktoru olmaları için saray da tutmaya karar verir.
Bir gün, imparatorun adaletsizliği, yaptığı haksızlıkları ve daha niceleri halkı bezdirir ve bir isyan ateşinin kıvılcımı ortaya çıkar. Belli başlı saray adamları ile halkın bir bölümü baş vererek bir takım planlar kurmuş ve Botaniates'in tahttan kaldırılmasına karar vermişlerdir. Hatta bu süreçte doktor Boris yakalanarak öldürülür. Bu ölüme kayıtsız kalamayan halk, daha fazla duramaz ve en sonunda planı yürürlüğe koyarak isyanı başlatırlar. Bu sayede Botaniates tahttan indirilir ve sürülür.
Yeni imparator Aleksi Komnen'in verdiği söz üzerine Çaka bey serbes bırakılır ve doğup büyüdüğü topraklara giderek Bizans'ın fethi için çalışmalara başlar.
Müslüman Türk ordusunun karşısında topraklarını bir bir kaybeden Bizans ne yapıp edip Çaka Bey'i alt edemez. Topla da dener, tüfekle de. Artık Kâfir'in korkulu rüyası haline gelmiştir. Çaka Bey ile nasıl baş edeceğini bilemeyen Komnen, bir gün kilise'ye, kendisine yardımcı olmalarını ister ve Rahipler'in de önerisi ile müslümanlar arasında bir fitne çıkarmaya karar verirler. Yani bakarlar ki topla tüfekle olacak iş değil, kaleyi içerden fethetmeye çalışırlar. Başarırlar da üstelik. Tek arzusu Bizans'ın fethi olan Çaka bey'in Sultanlık makamında gözü olduğu söylentisini etrafa yayarlar ve bu söylentiler zamanın Sultan'ı, Birinci Kılıç Arslan'ın kulağına kadar gider. Bir gün Çaka Bey bu söylentiler üzerine Kılıç Arslan'ın huzuruna çıkar ve orada şehit düşer.
Tarih, geçmiş diyerek geçilecek bir konu değildir. Ders çıkartmalıdır insan ondan. Fakat yazarın da dediği gibi; "yalanlarla bizim kuşağın çocuğunu çaldılar."
Kendisi yapamazsa da yıllar sonra bir Fatih gelmiş ve hamd sancağını Kostantiniye surlarına dikmiştir.
Söylenmesi gereken çok şeyin olduğu fakat kelimelerin yetersiz kaldığı, belki de dilimin ne diyebileceğini bilmediğinden pek de bir şey söyleyemediği o yerdeyim. Kitapta da dediği gibi;
"Çaka Bey büyük dost, sen dünyaya bedeldin, üç kuruşluk menfaate değiştiler oysa çok yazık."