Ege’de, Bizanslılar ve Cenevizlilere karşı büyük başarılar kazanmış; Rodos’tan Çanakkale Boğazı’na kadar, Mora ve Rumeli kıyıları da dahil olmak üzere denizlerde kesin bir kontrol sağlayarak düşmana karşı son derece atak ve taktik baskın şeklinde manevralar yapan Umur Bey, (Aydınoğulları Beyliği 1308 - 1390)
Türklere ait ilk organize tersanenin kurucusu
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat,
(Yer: Alanya)
Karadenizi Türk Gölü yapan Fatih,
Üstün matematik ve harita bilgisiyle denizlerin piri Piri Reis,
Preveze Deniz Harbi'ndeki üstün başarısı ile tanıdığımız ; Kanuni Sultan Süleyman'a sen nasıl cihanın padişahıysan ben de denizlerin padişahıyım diyen Hızır Hayrettin Paşa, namıdiğer Barbaros,
Cerbe Zaferiyle gönüllere nam salmış destansı hikayeleri dilden dile dolaşan Turgut Reis,
Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Harbi ile tarihte bir daha eşi benzeri görülmesi mümkün olmayan sahnelerle andığımız kahraman yiğit Türk askerlerimiz,
Kurtuluş Savaşı'nda ana bacı bir olup fedakarlıkta sınır tanımayan Türk Kadınları ve Halime Kaptan.
Yunanlıları denize döken, Conkbayırı ve Anafartalar Zaferiyle savaşın kaderini değiştirecek askeri başarılara sahip yüce kumandan ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk , (ve aynı zamanda Kabotaj Kanunu'nu getirmiştir . Bu sayede boğazdan gemilerimiz özgür bir balık misali geçmeye hak kazanmıştır.)
Ve bu kitapta bahsi geçen Çaka Bey,
Korkusuz , kahraman Türk Denizcilerimizle ve Şanlı Tarihimizle ne kadar övünsek az ama mesele sadece övünmekle kalırsa ileriye gidemeyiz.
Kitabı kesinlikle çok beğendim. Tavsiye ederim.
Bu kitabın bendeki hatırası ve yeri çok ayrı. Yazardan imzalı bir kitap ve sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi ondan hatıra
Çaka Bey'in babasının şehadetine şahit olup bunu da bir zafer olarak görmesi, düşmanın elinde esir olduğu zaman bile dik duruşundan taviz vermemesi, yıllarca Bizans sayarında kalıp asimile olmaması Türk tarihinde "ilk amiral" olmasından daha önemli özelliklerinden bazılarıdır.
Kitapta yeri geldikçe 'düşmanın nasıl olursa olsun doğrudan ayrılmamak' mesajı veriliyor.
Yoğun bir adalet duygusuna öylesine muhtacız ki, ne zaman bir örneğini görsek bizi en çok etkileyen niteliklerde ilk sırayı alır.
Bazen güldürüp çoğu zaman düşündürerek, her iki tarafın da olayları/kişileri nasıl değerlendirdiğine yer vererek ilerleyişi kitaba ayrıca akıcılık özelliği kazandırıyor.
Tarihte çoğunlukla ilkler ön plana çıkar. Kuru bir ezberden uzaklaşarak düşünce dünyamızı aydınlatacak ayrıntıları öğrenmekte özel olarak çaba harcamayı gerektiriyor. Fakat tarihi romanlar okumak yorucu bir çaba değildir. Dinlenmek için de okuyabilirsiniz.
Son derece güzel bir tarihi roman. Yazarın belki de en güzel romanı. Çavuldur Bey'in oğlu olan Çaka bir savaşta Bizans askerlerine esir düşer ve imparatorun huzuruna çıkar. Dik başlılığı sebebiyle hapse atılan Çaka esir pazarında bir adama satılır. Ancak olaylar gelişir ve sarayda yüksek bir yeri olur. Tek derdi buradan kurtulup askerleri ile buluşup Bizans'a karşı savaşmaktır. Denizler için bir filo kurar ve pek çok yeri fetheder. İmparatorun kızı Anna Kommen de artık Çaka'ya aşkını kalbine gömüp tarihçi olur. Bizans da boş durmamaktadır. Her zamanki silahı hile ile Kılıç Arslan ve Çaka'nın arasını bozmak ister. Acaba başarılı olabilecek midir? Tek kelime ile mükemmel bir roman.
Bu tanıtım kitabın arka kapağından...
Günü kavramak için dünü anlamak lazım...Dün, tarihtir. Ancak kuru bilgi yığınlarıyla tarihi anlamaya imkan yoktur. İşin sırrı ayrıntılarda saklıdır. İyi kavranması gereken gerçekler ayrıntılardadır.Tarihi ayrıntılarıyla kavrama arayışı bizi romana götürür: Gölgede kalmış değerleri sadece romanda buluruz. Çaka Bey'i romanlaştırmak da zaten böyle bir arayışın parçasıdır. "İlk Türk Amirali" olarak ünlenen Çaka Bey ile çevresinde bir devrin, hatta devirlerin tüm detaylarını bulabilirsiniz. Ayrıca Selçuklu'yu büyüten unsurlarla birlikte bitiren hastalıkları da keşfedeceğini sanıyoruz.
ERGENLER İÇİN YAZILMIŞ HARİKA BİR TARİHİ ROMAN. ÖNCELİKLE ÇOCUKLARINIZA TARİH BİLİNCİ KAZANDIRMAK İSTİYORSANIZ BUNU EDEBİYATLA YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. KURU TARİH OKUYARAK PEK ÇOK ŞEY EKSİK KALACAKTIR. ANCAK KURGUSAL BİR DÜZLEMDE TARİHSEL ŞAHSİYETLERİ TANIMAK BUNLARLA BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK, MAZLUMUN YANINDA OLMAK HARİKA BİR DUYGU. BU YÜZDEN YAZDIĞI TARİHSEL ROMANLARLA HEM TARİH BİLİNCİ HEM DE ERDEMLİ OLMA YOLUNDA BİZE BİR REHBER SUNAN YAVUZ BEYE BU TARİHİ ROMANLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. ÇÜNKÜ ONUN ROMANLARIYLA HEM TARİH BİLİNCİ KAZANDIK HEM DE MAZLUMUN YANINDA OLMAYI VE KÖTÜYE KARŞI MÜCADELE ETMEYİ ÖĞRENDİK. YAZARA TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİM.
Hayatımda okuduğum 2. roman Çaka Bey'di. Çocuğunun tarih bilinciyle yetişmesini, ecdat sevgisi kazanmasını isteyen herkes Yavuz Bahadıroğlu'nun tarih kitaplarını okutmalı.
Akıcı ve güzel bir dili vardı, hiç sıkmadan çok hızlı ilerleyen bir kitaptı.
Yazarın değindiği ince noktalar çok hoşuma gitti, Çaka Bey'in zindana düşünce namazlarını nasıl kıldığı, Allah'a olan bağlılığının bir çok kez dile getirilmesi..
Yazar dönemi ve insanını çok güzel anlatmış hem İslam dünyasından hem Bizans dünyasından karakterlerin bakış açısı bir çok şeyin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor ve farklı bakış açıları zevk veriyor.
Çaka bey... Kimdir Çaka bey?
Çavuldur Bey'in iki oğlundan biri olan Çaka, ilk Türk amirali olarak bilinir. Henüz on üç yaşında iken, Bizans askerlerine komutanlık yapan Albay Aleksandr Kabalika'nın da içlerinde bulunduğu çarpışma da Çavuldur Bey şehit düşerken kendisi esir alınmıştır. Kabalika, Çavuldur Bey'in vefatı haberi ile oğlu Çaka Bey'i Bizans imparatoru Nikefor Botaniates'e götürür. Çaka'nın İmparator karşısında yaptığı konuşmalar Botaniates'in hoşuna gitmez ve Çaka Bey'i zindana attırır. Zindanda geçen zamanın sonunda esir pazarlarında satılmak üzere çıkarılır fakat geçen süre zarfında açlık ve susuzluk onu tüketmiş, sıska, kimsenin satın almak istemeyeceği bir esir hâline gelmiştir. Her şeye rağmen, bir altına, Boris adında bir doktor tarafından satın alınır.
Doktor Boris, kendisi gibi doktor olan Vatson'un çırağıdır zamanında. Efendisi ölünce İstanbullu bir generali tedavi etmiş, generalin İstanbul'u methetmesi üzerine Bizans topraklarına, yani İstanbul'a gitmiştir. İmparator Botaniates'in rahatsız olduğunu haber alınca onu da tedavi etmiş, sahip olduğu illetlerden onu kurtarmış ve Botaniates'in kendisine sarayda kalma teklifine mazhar olmuştur. Fakat o, tıpkı efendisi gibi fakir insanlara yardım etmeyi tercih ettiği için teklifi kabul etmemiş ve saraydan kovulmuştur.
Çaka Bey'i de alarak kaldığı kulübeye giderler. Doktor Boris ile aralarında geçen konuşmalar sonunda, isterse kendisine doktorluğu öğretebileceğini, istemese de artık özgür olduğunu, kendisini azad ettiğini bilmesi gerektiğini Çaka Bey'e bildirir. Çaka Bey'in de tercihi hürriyeti olmuştur. Çünkü Bizans'tan alması gereken bir intikamı vardır.
Daha sonra bazı sebeplerden ötürü tekrar saraya gider. İmparator rahatsızlanmıştır ve doktor Boris'i yardım etmesi için saraya getirtir. Çaka bey ise
Çaka BeyYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 2021653 okunma
İlk Türk denizcimiz olan "Çaka Beyin" köle pazarından satın alınıp oradan Bizans sarayına girmesini, İzmir yöresinde büyük bir beylik kurarak bölgede nasıl etkin bir güç haline gelmesini edebi ve tarihi gerçeklere bağlı kalarak anlatır; Yavuz Bahadıroğlu.
Yıllar geçse bile etkisinden çıkamadığım, bana tarih romanlarını sevdiren bir eser. Bir daha olsa bir daha okurum insanın her zaman okuyası geliyor mesela şu an okumak istiyorum.
Çaka BeyYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 2001653 okunma
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç müstear isimleri altında da yazıları, Hayreddin Sağbaş adı ile kitapları vardır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.
Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".
Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden yazarın cenazesi Eyüp Sultan Camisi'ndeki hazireye defnedildi.