Damsel'e sekiz ay önce başlamıştım. Ama o ara devamını getiremeyip ilk bölümlerde kenara kaldırmıştım. Kitaplığımdaki okunmayan kitaplar dağ olup üzerime üzerime gelince bunun bir sonu yok diyerek en azından yarım bıraktıklarımı eritmeye giriştim. Açıkçası elim bu kitaba varmıyordu, kendimi çok zorladım okumak için. Ama iyi ki okumuşum.
Çok kısa bir kitap aslında. İki üç günde rahat biter. Ama anlatımı bana ilk başta çok monoton geldi. Kitabın ritmini yakalayamadım.
Cümleler çok kısa ve basit. Bölümler de çok kısa. Ve ben bu tarz kitapları hızlı bir şekilde okuyamıyorum. Bana dolambaçlı cümleler, karmaşık anlatım öbekleri lazım. Böyle dikkatim çok dağılıyor (herhalde).
Kitabın konusu güzel. Verdiği mesaj, bunu tezli romana çevirmemesi, yazarın düşüncelerini simgelerle saklaması çok başarılıydı. Bu kitabı aylaaaar önce birinde gördüm, kitabın sonunda şok olduğunu söylüyordu, yorumlardan sebebini öğrenmiştim. O yüzden benim için şaşırtıcı bir sonu yoktu, biliyordum zaten. Ama okuma süremi etkileyen bu değildi, çünkü simgeleştirmeler çok başarılı olduğu için kitabın tadı kaçmamıştı. Bilmeseydim yine de anlar mıydım, çok büyük ihtimalle. İpuçları yerli yerindeydi ve erkeğin söylemleri kendini çok ele veriyordu.
Kitabın dili masalsıydı. Ama giderek kararan bir masal.
Kadın karaktere çok üzüldüm. Ondan öncekilere de... Hep böyle olduğu için bunun böyle olması gerektiğini düşünmesi herkesin, toplumsal düzenleri ve kitlesel kabulleri tekrar tekrar sorgulamamıza bir işaret. Yani bir şey hep aynı şekilde olduysa ve herkes bu düzene doğduğu için devam ediliyorsa, bu onun doğru olduğu anlamına gelmiyor.
"O", orada kendi "çirkinliği", "ucubeliği" içinde "anlamsız" bir yalnızlıkta mutluydu. Özgürdü. Kendi "güzelliğini" kendisi zaten "yapıyordu". Uzak diyarlardan bir "kahramanın" gelip kendi dünyasından onu "kurtarmasına" zerre ihtiyacı yoktu. Emory'nin onu önce muhtaç kılıp ardından "Ben yoksam sen hiçbir şeysin" demesi kadar aptalca başka bir şey bilmiyorum.
Kadın kerekterin kendi benliğini pişirerek eriterek şekillendirerek hatırlaması, bir yerde yeniden bulması hatta yeniden yapması ilham vericiydi.
Kitabın sonu da çok çok çok güzeldi.
18 yaş üstü tüm okurlara tavsiye edilir.