Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra bile karakterleri aklından çıkmaz, bazı satırlar içini ürpertir. Kuklacı tam olarak öyle bir kitaptı benim için. Gülten Dayıoğlu’nun kalemiyle defalarca büyülenmiş biri olarak, bu kez bambaşka bir tat aldım. Masum bir çocuğun gözünden dünyanın karanlık yüzüne bakmak hem ürkütücüydü hem de fazlasıyla dokunaklı.
Kuklacı, yalnızca çocuklara yönelik bir hikâye gibi dursa da aslında her yaştan okuyucuya seslenen, derin toplumsal mesajlar taşıyan bir roman. Kitap boyunca insan ticareti, çocuk kaçırma, sömürü gibi karanlık konular işleniyor ama Dayıoğlu’nun ustalığı sayesinde bu sert gerçekler okuyucuyu sarsmakla kalmıyor, farkındalık da yaratıyor.
Ana karakterimiz Pınar’ın yaşadıkları o kadar etkileyiciydi ki yer yer öfkelendim, yer yer gözlerim doldu. Sürükleyici kurgusu sayesinde kitabı elimden bırakamadım. Her sayfada ne olacak diye merak ettim, içimde sürekli bir tedirginlikle okudum. Yazar, sadece bir hikâye anlatmamış; aynı zamanda topluma ayna tutmuş.
Kısacası, Kuklacı sadece bir roman değil, bir uyanış. Okurken bazı gerçeklerle yüzleşiyorsunuz, çocukların ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha fark ediyorsunuz. Gülten Dayıoğlu yine hem düşündürdü hem kalbime dokundu. Eğer hâlâ okumadıysanız, bu kitabı mutlaka listenize alın. Özellikle gençlerin ve anne babaların okuması gerektiğini düşünüyorum.