·320 syf.····Okunma: 06 Nisan 2025 16:13 ilk dinlediğim audiobook ve yazardan okuduğum (şüpheli) ilk kitap. yazara olan bakış açımı büyük derecede etkileyecekti, bunu bilerek başladım. ve gerçekten de etkiledi. elbette, olumlu yönde.
kitabı dinlerken çok zevk aldım. karakterleri çok anlaşılır buldum. kitabın verdiği bir tür huzur var. gerçekten aşırı zevk verdi. çok masum şeyler hissettirdi bana. eğer 14 yaşında okusaydım favori yazarlarımdan biri olurdu kesin (gerçi 18 yaşında okurken de olabilir, neden olmasın?)
her neyse. incelemem çok uzun olmayacak ve elbette neredeyse her incelemede olduğu gibi spoiler içerecek.
kitabın yazım dili, karakterler ve derinlikleri, olayların mantıklı olması ve iki karakter yan yana gelsin diye saçma tropelar kullanılmaması kocaman artılar. kitabı gerçekten çok beğendim ve hatta dinlerken ya 9 ya da 10 veririm diyordum.
peki neden 8 verdim?
sadie iki de bir julius'un gözlerinin ne kadar dark olduğundan bahsetmese, okuldaki tek zeki öğrenciler kendisi ve julius'mış gibi davranmasa daha yüksek puan verebilirdim. "dark eyes" tabiri bir yerden sonra kesiliyor ama başlarda aşırı fazla var.
diğer dediğime örnek vermem gerekirse şu sahneden bahsedeyim: bir köşe var, öğrencilerin meslek hayalleri yazılıyor ve sadie diyor ki julius ve ben hariç herkesin hayali yıllar içinde değişiyor. yani sadece o ikisinin beyni var, diğerleri bambaşka bir seviyedeymiş gibi... evet, okul birincisi ve okul kaptanları o ikisi ama koca okuldaki tek zeki (ya da kararlı) iki kişinin o ikisi olduğunu sanmıyorum. oralarda biraz sinirimi bozdu.
ayrıca sadie benden daha iyi çünkü abigail'i asla affetmezdim. yaptığı şey için eninde sonunda affedebilirdin ama onca fırsat varken söylemediği için affetmezdim. ben onun yüzünden zorbalanayım, öğretmenlerin bakış açısı değişsin sonra arkadaşımı affedeyim? imkansız değil ama zor.
bu üstteki şey kısa bir nottu tabii ki ondan puan kırmadım
son beğenmediğim şey ise sadie'nin sadece akademik hayatı düşünmesi. ben de akademik hayatımı çok düşünen bir insanım ama bu kadar hayatsız değilim. gerçekçi gelmedi. yani hadi korku hikayesi anlatalım, diyip "bir kız varmış diploması kaybolmuş çok korkunç..." diye bir hikaye anlatan karakter bana çok gerçekçi gelmiyor.
bunun dışında oldukça gerçekçi bir kızdı tabii ki. hakkını yiyemem. endişeleri, travmasına tepkisi, birinden hoşlandığını anladığında verdği tepki ve gelecek kaygısı ile o gerçekçilik boşluğunu kapattı.
julius hakkında konuşmam gerekirse dışarıdan öküz gibi görünüp içeriden çok tatlı biri olması... ben şahsen çok tatlı buldum. dany'yi dövdükten sonra zaten benim için tamamdı. onun aile ilişkisini daha çok okumayı dilerdim.
umarım novellada daha çok sadie ve julius sahnesi vardır çünkü bu kitapta birbirlerine nefrer duymalarından başka bir şeyi okuyamadık, aralarındaki sevgiyi ve çekimi daha çok isterdim.
okumanızı öneririm.
(ayrıca yılın ilk kitabı olduğunu fark ettim.)