7/10
·368 syf.··
2025 1. kitabı
Bu kitabı biraz kafa dağıtmak için almıştım ki doğru bir karar vermiş olduğumu büyük bir mutlulukla belirtmek isterim. Hatta şöyle söyleyeyim, saat gece 03.00'e kadar bir oturuşta bitirdim :D o kadar sürükleyiciydi. Öncelikle, hikayenin bir gerçek suç podcast serisinin etrafında şekillenmesi oldukça hoşuma gitti. Şayet siz de benim gibi gerçek suç hikayeleri ve podcast formatını seviyorsanız, muhtemelen bu kitabı beğenirsiniz. Şahsen ben podcast bölümleri geldiğinde hep minik minik heyecanlanıyorum. Kısa bölümleri, sade anlatımı ve akıcı diliyle kitap hiç yormuyor. Podcast yapısının hikayeye entegrasyonu da oldukça başarılı bulduğum noktalardan biri oldu benim. Ana karakter Lucy'nin sarkastik üslubu genellikle hoşuma gitti. Zaman zaman bu tavırlar bir tık yersiz gelse de, "Neyse kız çok travma yaşamış, o ne yapsa hakkıdır" diyerek geçiştirmek mümkün. Yani, "Gizem ve gerilim okumayı seviyorum, şöyle beni kendine çekecek bir roman istiyorum," diyenlere tavsiye ederim. Tüm bunların yanında, beğenmediğim birkaç noktadan da bahsedeyim (Yoksa içimde kalır): ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ !!!!!Buradan sonrası spoiler içerir!!!!! ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Lucy'nin sürekli sesler duyması ve öldürme fantezileriyle dolu iç dünyası bana gereksiz derecede abartılı geldi. Karakter hem şizofren hem de şiddete meyilli bir psikopat gibi yansıtılıyor, oysa kitabı okuyanlar bilir; bu Lucy’yle çok da örtüşen bir portre değil. Yaşadığı travma dışında böyle ciddi psikolojik sorunları olduğuna dair başka bir işaret yoktu. Belki de herkesin şüpheyle baktığı bir karakter olarak, kendinden şüphe eder hale gelmesinin bir sonucu diye düşünmek istedim. Kafa travmaları ve halüsinasyonlar konusunda çok bilgim olmadığı için gerçekçiliğini tartışmayacağım. Yine de bu halüsinasyon sahneleri bir süre sonra tekrara düşüp okuyucuyu bayıyor. Bana kalırsa yazar, okuyucuyu “Acaba katil gerçekten o mu?” ikilemine sokmak istemiş. Ama dürüst olmak gerekirse, daha ilk bölümlerden itibaren Lucy’nin birini öldürebilecek biri olmadığı çok açıktı. Ne Savvy’yle derin bir çatışması vardı ne de cinayete sürükleyecek bir motivasyonu. Bana biraz Hizmetçi (Freida McFadden) ve Trendeki Kız (Paula Hawkins) karışımı bir tat yakalamaya çalışılmış gibi geldi; ama ne yazık ki iki kitabın da yarattığı o muazzam kafa karışıklığı ve twistlerin gerisinde kalmış. Bir de Allah aşkına bu kitapta niye bütün adamlar manyak? Podcastçi Ben dışında bir tane düzgün adam yoktu fark ettiniz mi? Herkes ya cinsiyetçi, ya korkak, ya şiddet yanlısı, ya alkolik, ya aldatıyor ya da seri tacizci... Bu kadar stereotipik karakterlerin bir arada olması hikayenin gerçekçiliğini zedeliyor. He bir de Emmet var... (Adı bu muydu tam emin değilim ama böyle bir şeydi) Yani bu nasıl bir dönüşümdür arkadaş? Başta “sessiz, utangaç, yakışıklı aşık” olarak gösterilen ve hatta ilk etapta eşcinsel sandığım adam göz açıp kapayıncaya kadar soğukkanlı, cinsiyetçi bir tacizci ve katile dönüşüverdi. Yani, tamam Emmet'ı fazla yakından tanımıyorduk ve Lucy'nin gözünden baktığımız için belki kaçırdığımız işaretler vardı, ama bu radikal değişim fazla zorlama ve inandırıcılıktan uzaktı. Bilmiyorum, belki de bana fazla abartılı geldi. Daha iyi ele alınabilirdi diye düşünüyorum. Son olarak, kitapta yine hoşuma giden kısımlardan biri Savvy karakterinin klişe dışı ele alınışıydı. Kitaba başladığımda "Herkesin öve öve bitiremediği kız aslında kötüymüş, vay hain kadın" twisti bizleri mi bekliyor diye bir düşünmüştüm (bakmayın onlar da çok keyifli oluyor okuması). Ama öyle çıkmadı. Savvy, herkesin anlattığı gibi cennetten düşmüş kanatsız bir melek olmasa da Lucy'yi gerçekten önemseyen, korumak için elinden geleni yapan gerçekçi bir arkadaştı. Hatta itiraf etmeliyim ki, Savvy karakterini Lucy'den bile daha çok sevdim.
Yalana Kulak VerAmy Tintera · Beta Byou · 2025167 okunma
·
244 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.