Atatürk’ün en sevdiği kitaplardan olması tesadüf değil. Zira bizim ülkeye hiç benzemeyen, toprakları bataklık ve verimsiz, coğrafi olarak dar bir alana hapsolmuş, İsveçliler ve Ruslar arasında kalmış küçük bir topluluğun sadece eğitim ve çaba ile nasıl bir gelişim gösterdiğini görmek beni hem umutlandırıyor hem de utandırıyor. Umut her yazımda altını çizmeye çalıştığım bir konu. Başka bir seçeneği olmayan toplumların/insanın elinden alınamayacak tek şeyi. Pandorra’nın kutusundan bize yadigar…
Utanıyorum; zira öyle bir ülkeyiz ki her bir yanı ayrı bir zenginlik ve doğayla örtülü, insanı genç girişimci ve başarılı. Bu topraklardan Einstein’ın teorisini düzelten çoban çocukları çıktı. Genç yaşına rağmen dehasıyla şehirler fetheden Fatih’ler çıktı. Medeniyetin başladığı binlerce yıl yaşadığı ve sonrasında terkettiği topraklar. Bugün medeniyetten uzak ve etkisiz bir toplumsak, beyin göçü nedeniyle geleceğimizi ve değerlerimizi hızla kaybediyorsak durup utanmak ve düşünmek lazım. Bilgiye ulaşımın çok kolay olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bireylerin ellerinde inanılmaz bilgi kaynakları mevcut. Ciddi ve güçlü bir potansiyele sahip bir milletiz. Eksiğimiz ‘EĞİTİM’dir. Her alanda aile içi kurumsal ve ahlaki…
Bunları iyileştirmenin yolu da devlet ve vatandaş eliyle iyileşmeye teşvik olmak/etmektir. Kitapta basit bir köylü kabile gibi yaşayan bir milletin dönüşümü anlatılıyor, bizden çok daha zorluk koşullarda hem de. Cumhuriyetin ilk yıllarında köy enstitüleri kuruldu. Bugün hala modern bir ülke olabiliyorsak geçmişin silinen izlerinden kaynaklıdır. Nüfusunun sadece %1’nin okuyabildiği bir geçmişten geldik. Meşrutiyetler ilan edildi, feshedildi. Cumhuriyet kuruldu. Devlet eliyle yüzlerce fabrika açıldı. Sistem kendi kendine dönecek hale geldi. Cumhuriyetten hemen sonra devrimler ve kişisel çabalarla ülke belli bir eşiği aştı. Kendi uçak ve otomotiv fabrikalarını kurdu(Amerikan yardımlarıyla(!) üretimi durduruldu. Sitem tembelliğe ve bağnazlığa evrildi, enstitüler kapatıldı. Eğitim kalitesi düştü. Çok uzağa bakmaya gerek yok son 70 yılda maalesef tamamen geriye gittik. Bizi bir yerden alıp muasır medeniyetler seviyesine çıkaran ilkeler gidince eğitimsel anlamda başa döndük. Üretimi geçtim tarımsal ihtiyaçlarımızı bile dışardan alır olduk. Sistem çöktü. Olayın temeli her zaman eğitimdir. Sistemden bunu çekerseniz; bilinçsiz ve kötü bir nesil yetiştirirsiniz. Durum basit. Bir zamanlar (ikinci dünya savaşında) bize kaçan beyin takımı son yıllarda bizden kaçmaya başlayan yine aynı şekilde iyi ve güçlü zihinler. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Bilgi ve zeka rahat edeceği, desteklendiği yerde barınır. Zorbalıktan, dogmadan kaçar. Önemli bir uzay çağından geçiyoruz. Ya bu çağa ayak uyduracağız ya da bir kabile gibi içimize çöküp başka milletlerin ucuz tatil yeri ve istemediği bir millet olacağız. Seçim basit!