Kitap kaynaklı dostluklar benim için kâfidir.
Her türlü dinci yaklaşım mide bulantısı ile karşılanacaktır. Tek dinimiz bilim ve felsefedir!
Atatürk düşmanları, benim de düşmanımdır.
‘Bakışları önündeki yazı masasında boş duran vazoya takıldı. Vazo boştu. Yıllardan beri, ilk defa boştu! Ürperdi. Birden bire kapı görünmeksizin ardına kadar açılmış ve başka bir alemden gelen soğuk bir esinti sessizce odasına dolmuştu. Ölümün varlığını ve ölümsüz aşkı hissetti. İçinden bir şeyler kopup gitti. Arzu dolu ve ölümsüz kadını, uzaklardaki bir müziği duyarcasına tutkuyla düşündü.’
Şu son cümleler zihnimde onulmaz bir yara izi bıraktı. Bir kaç kez okudum. Anlamak, hissetmek için. Çocukluktan başlayan, saf, onurlu bir sevgi. Annenin çocuğuna duyamayacağı, yaratıcının var olduğunu iddia ettiği sevgisi gibi. Mevlana’nın dediği gibi; ‘ne olursan ol yine de gel!’
Sevgi kaynağı sonsuz bir yeraltı ırmağı gibiydi kadının gönlünde. Beklentisiz, çıkarsız ve yoğun. İlk aklıma gelen insani refleksim ise sevgiyi bile belli insanlara yönlendirmek gerekiyor. Zira taşta ağaç yetiştiremezsin. En az toprak isteyeni bile az ister ki taşı delip alttaki toprakla buluşsun. Bilinmeyen bir kadından, armağan edilmiş bir hayat. Sevgiden habersiz, doğuştan şanslı, yaşadığını sanan ama yaşarken ölmüş bir zavallıya…
Tek tesellim kadının çektiği acı ölümüyle son bulur. Esas yoksunluğu bundan böyle hiç sevmemiş olan ‘taş’ çeker. Acı, umutsuz, derbeder bir halde!
Kimi ve neyi seveceğinize dikkat edin. Zira bir adanmışlıkla sevseniz bile, gönlü kırlaşmış, koru sönmüşten uzak durun. Hayat sevgiye ve güzelliğe muhtaç. Sadece Eros’un okunun doğru kişinin poposunda olduğundan emin olun!
Yıllar sonra tekrar okuduğum eserlerden. Lise zamanında pek bir etkisi olmamıştı üzerimde. Sanırım gençliğim verdiği rehavetler okumuşum. Ruhunu bir portreye aktarmak, hayatı yaşarken o hedonist yaşamın portreye yansıması…
Bu kitabın bir yönü bir de bence esas olan bir karakter var; Lord Henry. Hayata bakışı, görmüş, deneyimlenmiş ve net yargıları olan biri. Hayata pragmatik ve zevk tabanlı yaklaşan, toplumun değer yargıları denen kalıpları görmezden gelen(elbette parası ve mensubu olduğu sınıf göz önünde bulundurularak) bir yaşam felsefesi. Kitabın adı Lord Henry’nin dünya görüşleri olsa çok şaşırmazdım. Gerçeküstü bir deneyimin kitaba kattığı artı değerle beraber önemli bir eser.