1900'lerin başında Rusya'daki işçi sınıfı ağır çalışma şartları, açlık sınırındaki yaşamın getirmiş olduğu zorluklar karşısında içkiye ve şiddete yönelmiştir. Pelageya başlarda kaderine razı gelmiş kocasından dayak yiyen zor şartlarda yaşayan bir kadındır. daha sonra eşini kaybedince oğlu önce babasının yolundan gitse de sonra kitaplar okumaya, yeni arkadaşlar edinmeye başlar. Bu arkadaş sohbetlerinden etkilenen pelageya okuma yazma öğrenmeye oğluna ve genç arkadaşlarına destek olmaya başlar. O artık sıradan bir kadın değil bir aktivistir. Eser özgürlük, umut ve direniş gibi kavramları da ele almaktadır. Ana karakterin yaşadığı zorluklara rağmen asla umudunu ve direncini kaybetmemesi çok etkileyiciydi, okumaya değer bir kitap.