Gönderi

Duygular hep vardı, ama hep gizlenmek zorundaydı
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 12:23
Basit, kurmaca bir melankoli eseri okuyacağımı sanmıştım. Oysa gerek anlatım tarzıyla, gerek dakikalarca düşündüren sorularıyla, gerekse şaşırtıcı plot twisti ile okumaktan çok zevk aldığım bir eser. Huzurlarınızda: Veronika Ölmek İstiyor Eserin hemen kısa bir özetini geçmek gerekirse; eser hayattan bıkmış, istediği yerlere gelememiş, hayatın tekdüzeliği içinde hapsolmuş Veronika adlı başkahramanımızın bir sabah kendini öldürmeye karar vermesi ile başlar. Veronika güzelce hazırlandıktan sonra kutularca ilacı aynı anda içer ve intiharının başlangıcını gerçekleştirir. Öyle ki sırf kusarsa içindeki zehirler boşalır ve intihar denemesi başarısız olur diye kusmamak için kendini zorlar. Ancak yine de intihar denemesi başarısız olur ve Veronika kendini Villete Akıl Hastanesi'nde bulur. Bulur bulmasına ama yanındaki doktor, Dr. İgor, Veronika'nın içtiği ilaçlardan dolayı kalbinde geri dönülemez bir hasar olduğunu, bu yüzden en fazla birkaç hafta içerisinde öleceğini söyler. Bunun üzerine Veronika hastanede diğer insanlarla bağ kurmamaya çalışsa da bir süre sonra birçok farklı kişiyle tanışır. Bunlar: Zedka, Mari ve Eduard'tır. (Aslında birkaç kişi daha var, ancak hikayemize etkisi olan karakterler bunlar) Devamında ise Veronika ile birlikte bu 3 yan karakterimizin de hikayelerini dinlemeye ve anlamaya başlarız. Zedka'nın evli olmasına rağmen eskiden çok sevip platonik aşık olduğu adama dönme çabasından; Mari'nin hayatı boyunca olmak istemediği bir kişi olmasından; Eduard'ın ise şizofreni teşhisi koyulmasına rağmen aslında sadece sanatını icra etmek istemesinden akıl hastanesine yattıklarını ya da yatırıldıklarını öğreniriz. Gel zaman git zaman Veronika'nın nöbetleri artmaya başlar. Artık ölüm döşeğinde olduğuna iyiden iyiye inanan Veronika "Nasıl olsa deliler hastanesindeyim, ne yaparsam yapayım kimse sorgulayamaz." mentalitesine girer ve daha önceki hayatında yapmadığı şeyleri, insanlar ne düşünecek acaba diye sorgulamadan yapmaya başlar. Hatta öyle ki Eduard, Veronika'nın piyano çalmasını beklerken, Veronika Eduard'ın önünde çırılçıplak soyunarak mastürbasyon yapmaya başlar. Artık Veronika aydınlanmıştır, tekrardan kendisine hayat enerjisi, yaşama isteği doğmuştur. Veronika bir gün Dr. İgor ile görüşmesinde Dr. İgor, Veronika'ya yalnızca 24 saati kaldığını söyler. Bunun üzerine Veronika Eduard ile hastaneden kaçar ve şehirde tabir-i caizse "deliler" gibi takılırlar. En sonunda ise Eduard'ın koynunda ölümü bekleyen Veronika uykuya dalar. Eduard, Veronika'nın öldüğüne sanmaktadır, ancak Veronika ölmemiştir. Sonrasında hastabakıcılardan birisi Dr. İgor'a Eduard ile Veronika'nın kaçtığını söyler. Ve şaşırtıcı derece bunun için rapor hazırlayıp polise haber vermesi gereken Dr. İgor tam tersine mutlu olmuştur. Çünkü tezini tamamlayabilmiştir. İşin aslı şudur: Veronika aslında ölmeyecektir, Dr. İgor insanların öleceklerine inandıklarında tekrardan nasıl hayat dolu olduğunu göstermek ve bu tezini kanıtlamak için Veronika'yı denek olarak kullanmıştır. Hatta ve hatta Dr. İgor beklenenden de farklı bir sonuç olarak, sadece Veronika'nın değil, Veronika'nın öleceğini anlayan diğer hastaların da yaşama isteği geldiğini görür. Evet, kısacası özet bu şekilde, şimdi hız kesmeden kitabın beğendiğim yönlerinden bahsetmek istiyorum: ~ Beni en çok etkileyen yanı kitabın sondaki plot twisti oldu. Aslına bakarsanız tahmin etmesi zor bir son değildi. Birçok dikkatli okurun bunu anladığını düşüyorum, keza bende aslında kitaplardaki olayları önceden tahmin edebilen bir insan olsam da eserin sonunda Dr. İgor'dan böyle bir şey beklemiyordum. Aslında biraz da şundan kaynaklı olabilir, ben kitabın 211. sayfasında Eduard'ın "O... o öldü." yazan yerini yanlışlıkla kitaba başlamadan hemen önce okumuştum. Fakat sadece o satırı okudum, sonrasında Veronika'nın uyanacağından haberim yoktu. Zaten kitabı da sonuna kadar "aha şimdi öldü, aha şimdi ölecek" diyerek geçirdim. Sonu ise beni çok şaşırttı ve mest etti doğrusu. ~ Paulo Coelho ismini her ne kadar çokça kez duymuş olsam da bu yazar ile ilk tanışmamız oldu. Kendisinin gerçekten akıcı, yalın ve sade bir dili olduğunu söyleyebilirim. (En azından bu eser için.) Eseri okurken sıkılmam açıkçası pek mümkün olmadı, aksine günde 30-40 sayfa anca okuyabilen ben akşamına kitabı dinlendirip sabahına direkt okumaya koyuldum. Yazarın diğer kitap veya kitaplarına da göz atacağım muhakkak. ~ Olay örgüsü epey hoşuma gitti. Sadece tek bir karaktere her şeyi yüklemek yerine karakterin tanıştığı diğer farklı insanların farklı hikayelerini dinlemek gerçekten iyi hissettirdi. Aslında bu da bir önceki maddedeki "sıkılmaya fırsat kalmama" noktasını destekler nitelikte, çünkü birisinin hikayesini dinlerken hop başkasının hikayesine giriş yapıyorsunuz ve bir anda onun hayat hikayesindeki noktaları buluyorsunuz derken o bitiyor başka bir karaktere geçiyoruz. Kitabın sonuna kadar bu devinim devam ediyor. Bazı okurlar için bu negatif bir yön sayılabilir fakat benim adıma gayet keyifliydi, yazar da bu geçişleri hissettirmeden yaptığı için öyle bir "aman aman ne oluyoruz, burası neresi?" havasına girmeden ve akıcılığı bozmadan devam edebildim esere. ~ Önceki maddenin başında da bahsettiğim gibi, tek bir karaktere her şeyi sığdırmaya çalışmamış yazar. Maalesef okuduğum çoğu eserde bir karaktere gereğinden fazla yükleniliyor. Birkaç hayata zar zor sığdırılacak olayları tek bir karaktere yüklemeye çalışmak hem yazar açısından hem okur açısından can sıkıcı olabiliyor. Oysa bakın Paulo Coelho ne kadar güzel bir şekilde farklı farklı hayatları ele alıp okuyucuya sunmuş. ~ Uzun zaman sonra, depresif ve melankolik yapıtta empati duygusu hissettim. Bundan önce okuduğum Genç Werther'in Acıları ve İnsanlığımı Yitirirken kitapları da bu esere benzer temadaydı. Ancak bu iki eserde de empati duygusunu bir türlü yaşayamamıştım. Bunların nedenlerini kitapların incelemelerinde uzun uzun yazdım, ancak kısaca söylemek gerekirse; Genç Werther'in Acıları eserinde Werther'in etme bulma dünyası, yaptıklarının sonucunu romantize ederek bize veda etti. İnsanlığımı Yitirirken eseri her ne kadar otobiyografik bir yapıt olsa da aynı şekilde, yapılan yanlışlar ve düzeltmeye çalışmak yerine yolu yokuşa sürmek. Bu sebeplerden ötürü bu iki yapıttaki karakterlerle bir türlü bağ kuramamıştım. Ancak Veronika ile bunu kurabildim. Çünkü Veronika bir yerden sonra yaptığının pişmanlığı yaşıyor, hissettiriyor. Sonrasında ise bu durumdan kurtulabilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. İşte görmek istediğim senaryo bu benim, öyle mıyın mıyın ölümü beklemiyor, savaşıyor! Eserin beğenmediğim bölümü aslında yok denilebilir. Sadece şuna değinmek istiyorum: ~ Eser böyle plot twisti yapıp bir anda bitti. Yani sanki daha sonuç bölümüne biraz daha var hissi uyandırdı bende. Çünkü o kadar olaylar olaylar oldu sonrasında 2 sayfada "Aslında her şey Dr. İgor'un deneyiydi." denildi ve Veronika ve Eduard'ın hikayesi sona erdi. Hani daha devamlı bir hikaye beklerdim açıkçası Veronika ve Eduard adına. Çünkü Zedka ve Mari'nin de hayatlarında sonrasında ne olduğunu bilemesek de hikayelerinin bu bölümünün bittiğini anlamıştık ve devamını tahmin edebiliyorduk. Ancak Veronika ve Eduard'ın hikayesini tahmin edebilmemiz için biraz daha detaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Şimdi, evet, eserin inceleme kısmını bitirdim ancak okurken ve okuduktan sonra biraz beni hayal kırıklığına uğratan bir durum oldu. O da şu: bundan önceki yıllarda ben Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını okumuş, beğenmiş hatta diğer okurlara önermiştim. Ancak ve ancak bu eseri okuduktan sonra anladım ki, Gece Yarısı Kütüphanesi eseri Veronika Ölmek İstiyor eserinden, biraz ağır olacak fakat, çalınmış. Bakın yazarların diğer yazarlardan esinlenmesine kesinlikle bir şey demem; konuyu, temayı, örgüyü kullanıp eğer böyle kendisine has bir şey çıkarabildiyse yazar eyvallah der geçerim ancak bakın bu esinlenmenin ötesinde bir şey. Kısaca hatırladığım kadarıyla açıklayayım: - Veronika kutularca hap içerek intihar etmeye çalışıyor. / Nora (diğer eserin başkahramanı) kutularca hap içerek intihar etmeye çalışıyor. - Veronika'nın sürekli içinde sakladığı bir piyano sanatçısı var. / Nora'nın da içinde sakladığı bir piyano sanatçısı var. - Veronika kütüphanede çalışıyor. / Nora kütüphanede çalışıyor. - Zedka astral ve spritüel seyehatlar gerçekleştiriyor. / Nora da astral ve spritüel seyehatler gerçekleştiriyor. - Zedka'nın sıkıntılı bir evliliği var. / Nora'nın sıkıntılı geçmiş bir ilişkisi var. - Veronika ölüm korkusu ile daha önce yapamadığı şeyleri yapmaya başlıyor. / Nora ölüm korkusu ile daha önce yapamadığı şeyleri görüp hayata tutunmaya karar veriyor. Belki daha niceleri vardır fakat benim Gece Yarısı Kütüphanesi eserinden aklımda kalanlar bunlar. Şimdi diyeceksiniz ki, eee ama Gece Yarısı Kütüphanesi'nde Nora farklı şeylerde görüyor, kendi yaşamındaki farklı hayatları yaşıyor. Zahmet olmuş, bütün girişi, temayı, konuyu, hatta olayları kopyala ondan sonra gelişme kısmına aklına geleni yazıp 2020 en iyi kitap ödülünü al. Yok öyle, sırf bu yüzden puanını düşürmek durumunda kaldım. Neyse içimi de döktüğüme göre asıl eserimize geri dönecek olursak. Ben eseri çok sevdim, şu yaşıma kadar aslında haberdar olduğum fakat yüzüme söylenmesi gereken şeyleri söyleyip hayatımı bir nebze de olsa değiştirdiği için ayrıca mutluyum. Herkesin okumasını kesinlikle öneririm, özellikle bizim toplumumuzdaki kısıtlanan genç bir toplumu için ayrıca okunmasını isterim. Size eminim ki bir şeyler katacaktır, katmayacağını düşünüyorsanız bile akıcı ve ilgi çekici yapısı nedeniyle okumanızı isterim. ~ Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder, keyifli okumalar dilerim. ~
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,3bin okunma
·
197 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.