Romanın başından sonuna kadar ince ince örülmüş bir karmaşıklık var. Başlangıcından beri bir aksilik olduğunu fark ediyorsunuz ama ikinci bölüme geçtiğiniz zaman bazı durumlar netleşiyor. Karmaşıklığın benim açımdan en önemli nedeni ise hangi olaya odaklanmak gerektiğiydi. O kadar fazla çetrefilli olay örgüleri ve ilişkiler var ki bir süre sonra kafa karıştırıyor. Mesela John ve eşi Florence ilişkisiyle başlayıp, aslında bütün hikaye boyunca Edward'ın aşk kaçamaklarını anlatıyor. Bir süre sonra Edward ve eşi Leonora ve sonra Leonara ve Florence ilişkilerine giriyor. Asıl anlatılması gereken ve John'u bitirmesi, kahrından öldürmesi gereken Edward ve Florence aşkını bir çırpıda bitiriyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi kahramanımız John Dowell inanılmaz manipülatif davranıyor. İlişki yumağında bilmemiz gereken yerleri atlıyor, yalan söylüyor. Kendi duygularını gizliyor, duygularını belirttiği yerde "böyle de olmuş olabilir, yanılmış olabilirim, zaten benim için önemli değildi." diyerek oldubittiye getiriyor.
Çok karmaşık olduğu için şöyle bir özet geçebilirim. John ve Florence çifti bir gün Edward ve Leonora çiftiyle tanışıyor ve arkadaşlıkları başlıyor. Bir süre sonra Florence ve Edward ilişkisi başlıyor. Florence evlendikleri ilk günden beri John'u hem yalanlarıyla hem de duygusal olarak aldatıyor. Edward, Leonora'yı sistematik bir şekilde aldatıyor ama Leonora bu duruma ses çıkarmıyor. Hikaye'de sağlık durumları hakkında bilgiler var ama sonra bunlar da yalan çıkıyor. Biz bunların hepsini John'un gözünden görmüyoruz. John hep başka birilerinden bunları duyuyor ,genellikle Leonora'dan, ve sonra kafasında parçaları birleştirip bize hikayesini anlatıyor. Bence kitapta sadece bir deli var o da John.