Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 08 Nisan 2025 23:49 'Eğer babamın kaderi birazcık farklı bir yönde ilerleseydi, bu ben denen kişi, hiç var olmayacaktı."
Yine bir yazarla tabiri caizse kitabın ortasından tanıştım. Bir tane arkadaşım var bana sürekli diyor ki murakami oku murakami oku. Murakamiden kitabım vardı da ben mi okumadım. Artık var. Hem de bu kitap değil başka kitap. Adını bile hatırlayamadım bir kitap, gidip bakacağım. Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında. Hiçbir fikrim yok babam alıp gelmiş. Gerçekten bazen çok tuhaf şeyler yapıyor.
Bu kitabı pdf'den okudum. Normalde hiç sevmem böyle anı kitaplarını ama gayet güzel aktı demek ki diğer kitapları da okunabilir diye düşündüm. Özellikle o babamın aldığı kitabı ve arkadaşımın sürekli söylediği Haşlanmış Harikalar Diyarını İnşallah İlk fırsatta okuyacağım. Kitapların isimleri çeviriden mi böyle acaba bilmiyorum. Neyse.
Bu kitabın ana teması baba. Bir kediyi terk etmek kısmı sadece bir anı. Herhangi bir anı. Mesela ben bir şey hatırlıyorum, herhalde ortaokula gidiyordum, bizim evde bir kedi vardı kardeşim bakıyordu ona. Turuncu bir Sarman. Neyse kardeşim onunla yatıp onunla kalkıyordu filan. Sonra babam, annem işte kimse artık bilmiyorum, o kediyi bırakacağız bir yere dedik, dediler daha doğrusu. Kediyi koyduk bir çuvala çarşıya geldik, ta bilmem nerede kediyi bıraktık çarşıdaki işlerimizi bitirdik, eve bir geldik kedi bizden önce evde. Hah işte aynı bu benim anım gibi Murakami'nin de babası ile böyle bir anısı var. Sıradan ama baba ile olunca öyle olmuyor işte. Hele hele hiçbir zaman tam olarak anlayamadığını düşündüğün bir babaysa durum daha da farklı oluyor.
Benim babam hiçbir zaman öyle camın önünde sigarasını içen, kahveye giden eve arkadaş çağıran, ne bileyim maça giden, karşısında konuşamadığımız höt höt sessiz babalardan olmadı. Biz bir şey yaptığımızda bizi toplardı bir alana, herkes gelince şöyle bir ciddi bakardı küçükken, ondan sonra hepinizi annenize söyleyim de görün gününüzü derdi. İşte öyle bir insanı ne kadar ciddiye alır bir çocuk değil mi. Yo gayet de ciddiye alıyorduk vallahi, babamın çünkü siniri hep hak ettiğinde ve gerektiğindedir. Benim hayatımda babamdan bir tokat yemişliğim var ölene kadar yüzüne vuracağım o da ölene kadar başını tutacak ben ne yaptım diye hangimiz önce ölürsek inşallah ben ölürüm. Ben hak ettiğimi biliyorum ama onun öyle düşündüğünü bilmek hoşuma gidiyor. Ha şöyle de bir gerçek var o tokatı yemeyen kişiler için de hep o tokatı yemediği için böyle cümlesini kurar. Kısacası babam Baba gibidir. Mış gibi baba değildir. Burada murakami babasından bahsederken hep, bence hep, onu tam olarak anlayamadığından bazı şeyleri yapmış. Benim öyle anlarım elhamdülillah yok, babamı anlamıyorum neden böyle davranıyor gibi durumlar yaşamadım tersine konuşmamıza gerek yok. Genelde hastayken dibinde olayım ister ama aynı zamanda hastayken varlığımın ona zarar verdiğini de söyler. Ağzımı açtığımda gülüyor. Gülünce karnı ağrıyor. Benim suçum mu. Ben bir şeyi komiklik olsun diye söylemiyorum gayet de ciddi söylüyorum ama adam zeki altındaki espriyi çekip çıkarabiliyor hastayken bile. Bu benim suçum mu. Her şeyi geçtim benim dünyadaki varoluş sebebim kendisi, hiçbir şey için beni suçlayamaz mantıken baktığın zaman. Bana karşı yapabileceğin tek şey şimdi yaptığın gibi işine gelmeyince hı hı hı hı demek. Düşünüyorum düşünüyorum. Yani klasik manada babasına tapan kızlar değil de gerçekten babasıyla baba kız olan bir kulübün başkanı olabilirim. Çünkü ben babama babiş demem ama benim babam düz Baba da değildir ; Bablir. Boşuna Google it yapılacak bir şey değil çünkü başkası için bir anlamı olmayan bir kelime. Çocukluğumdan kalma bir kelime bizim için, içi babamda oluyor. Murakami bir de babası için kendisinin yaşayamadığı şeyleri oğlunda yaşamak istediğini söylüyor. Bu kısmı çok çok psikolojik bir olay. Ne bütün anne babalar böyle diyebilirim ne de yok öyle yapmıyorlar diyebilirim. Mesela annem bana hiçbir zaman evlen evlen diye baskı yapan birisi olmadı çünkü içten içe hiçbir zaman evlenmek istememiş. Laf arasında bana diyor ki ben mecbur olmasam bir de kendi paramı hep kazansam asla evlenmezdim. Yani bana evlenme demiyor ama öyle standart anneler gibi bir baskıda uygulamıyor. Kendi travmasını bize yaşatmadı annem. Babam bir keresinde bana demişti ki sen benim hayallerimdeki çocuktun. İnsanlar bana iltifat ettiğini düşünebilir ben bunun üstünde hiçbir iltifat almadım hiçbir zaman hiç kimseden. Annemin de hiç unutmadım iltifatları var tabii ki ama onlar kalsın. Annem ne travmalarını yaşattı ne de gerçekten uzaklaştı. Ama babam öyle bir insan değil babama baksan hayatta her şeyi çok iyi yapman lazım. Başına hiç kötü bir şey gelmemesi lazım. Hayatta bizim ailemizin başına asla kötü bir şey gelmemeli niye çünkü biz her şeyi çok düzgün yapmamız lazım. Peki böyle bir şey mümkün mü baba? Değil işte değil o yüzden sürekli şok geçiriyorsun. Hassassın kırılgansın nazlısın kabul et. Ayrıca da evet hastaneye gidince direkt hasta psikolojisine giriyorsun onu da kabul et. Bir de her şey o kafanın içinde nasılsa öyle. İşine gelmeyince asla ikna olmuyorsun. Bir de abdest aldığın zaman lavaboda 10 kişi abdest almış gibi abdest alıyorsun. Tıraş olduğun zaman lavaboyu temizlediğini zannediyorsun ya senden sonra 5 defa da ben yıkıyorum. Sonra da fark edince trip atıyorsun. Bazı şeylerde annem senden daha çok haklı. Onu da kabul et. Her zaman en haklı sen olamazsın. Annem haklıysa ben ona haklı derim niye hayal kırıklığı yaşıyorsun? Çünkü alışık olduğun bir şey değil. Benden gördüğün bir şey değil. Babacığım ben büyüdükçe annemi daha iyi anlıyorum. İşte senin geçirdiğin şoklar tam da bu yüzden. Bence daha çok şok geçireceksin. Ayrıca da benim için hiçbir şey yapma. Gerçekten benim için hiçbir şey yapma. Halimden çok memnunum benim hayatımda iyileştirilecek hiçbir şey yok. Yani babacığım başka babaları bilmiyorum ama beni artık senin minnetin altında bırakma. Çünkü ben beni doğurdunuz bana bakmaya mecbursunuz diye düşünmüyorum. Çünkü dünyanın gerçeği bu değil. Bir bilsen dünya bana kaç bucak olduğunu nasıl gösterdi. Bir bilsen çiçek gibi davrandığın kızına insanlar nasıl davrandı. İyi ki bilmiyorsun iyi ki benim için biraz daha üzülmüyorsun. Çünkü dünyanın canı cehenneme diyebilirim ama senin benim için burulmanı dahi istemem. Benim iki katı yaşımdasın ama maalesef dünyada yaşadığımız kötülükler kıyaslanamaz. Sen dünyada kötülükler olduğunu biliyorsun. Ben dünyadaki kötülüklere maruz kalıyorum. Senin hayatta başını gelen en kötü şeyle benim hayatta başıma gelen en kötü şey denk değil. Senin hayatta başına gelen en güzel şeyle benim hayatta başıma gelen en güzel şey denk ama onu biliyorum. Hayatta babam olmandan bir saniye bile utanmadım bıkmadım gocunmadım aklıma doğru kelime gelmiyor. Hayatta babam olmanla her zaman gurur duydum mutlu oldum huzur buldum. Şu hayatta yaptığım en kötü şeyi bile darda kalırsam sana anlatabilirim kendimi sana bir şekilde anlatabilirim inanıyorum buna. Şu an konuşmadan bile halimi bildiğini biliyorum. Bu beni hayata bağlayan tek şey. Evet bu beni hayata bağlıyor bu beni hayatta tutuyor bu beni sende bırakıyor. Ben eğer başımı alıp gitmediysem baba sen beni anladığın için. Bir gün ölürsem eminim birileri bu yazdıklarımı çekip çıkarıp sana okur. O kadarını yaparlar Evet. Ben kimsenin babasıyla ilgili bir şeyi merak etmiyorum. Babamı hiçbir babayla kıyas etmem. Yani kafamda bile etmem. Bir sürü baba var biliyorum bir sürü değişik baba var herkes babasını çok seviyor baktığın zaman. Benim babamın. Bilmiyorum onlar babaysa benimki bablir işte, en son ne zaman aradığımı bilmiyorum mesela bu beni kötü bir çocuk yapar mı gözünde? İnşallah yapmıyordur. İyiler cennete gitsin bakalım. Ben böyle sevebiliyorum bu kadar. Böyle şeylere çok kafa patlatmıyorum ya. Bildiğim şey yarın uyansam babam gitmiş olsa bırakmış olsa beni hayatımda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacak aynı zamanda hiçbir şeyin değişmeyeceği. Babam hayatımda böyle bir şey işte. Babam gitse de kalsa da varsa da yoksa da benim her hücreme işlemiş. Ben babamın kızıyım. Kim kimin nesidir gerçekten bilmiyorum ama ben babamın kızıyım. Ben bile isteye kötülük yapmam. Bilerek bir insanın canını acıtmam. İntikam almam. Çeker giderim ama küsmem. Nefret edemem. Can düşmanıma bile kötü gözle bakamam. Karşılıklı hiçbir şey yapmam. Ne çok sevilirim ne de herkes nefret eder benden. Bunları babamdan öğrendim böyle biri olmaya çalışmadım babam böyle bir insan ve ben bir de baktım böyleyim. İyi ya da kötü. Hikaye bir kediyi terk etmek ya. Biz de terk ettik o kediyi kedi bizden önce eve geldi babam bir daha kediye dokunmayın dedi. Biz böyle öğrendik. Herkesin aile terbiyesi kendine ama ölene kadar babamın ahlakı ile ahlaklanmaya devam edeceğim inşallah. Hayatta gözümü kapatarak savunacağım tek bir insan var o da babam. Ben babamı yazsam böyle yüz sayfada yazmam kısacası. Bu hikaye burada şimdilik bitti.