6/10
·116 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 17:00
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Biraz Türk biraz kadın yazar okumak istediğim bir dönemde karşıma çıkınca hiç düşünmeden alıp okumaya başladım. Birde adı da çok tatlı değil mi? ‘Çiçeklenmeler’ kelimesi çok hoşuma gitti. Kitabın dili çok naif, hafif şiirsel, pek laf salatası da yok, akıp giderek anlatıyor. Sadece diline bakarak yazarın başka kitaplarını da merak ettim ve ileride okumayı düşünüyorum ama içeriğine gelince aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Her şeyden önce Türkan karakterini kafamda bir yere oturtamıyorum. Çocukluğundaki Türkan, yıllarca aynı evin içinde kocasına dokunmadan dışarıdan arkadaş edinmeden yaşayan Türkan, kitabın başında yas tutan Türkan ve sonundaki artık iyileşmiş kadın aynı insanlar mı gerçekten? Kitabın içinde evliliğini sorguluyor, çocukluğunu da düşünüyor olsa da başka hatırladığı kayda değer şeyler çok yok. Okurken şimdiye dek hayatında başka hiçbir şey olmadı mı bu kadının diye düşünüp durdum. Hiç mi yakın arkadaşı olmadı? Teyzesi ve kocası ile ilişkileri daha daha nasıldı? Küçük bir mahallede büyümüş oradaki komşuları arasından sevdikleri ya da nefret ettikleri yok muydu? Araba sürmekle alakalı bir şeyler yapacak sandım ama sonunda o konununda arkası gelmedi. Bir tutkusu ya da hayali olmadan, gençliğinde ‘ya bende böyle yaşamak istiyorum’ demeden ya da yaşı ilerlerken etrafındaki insanların hayatlarına bakıp zaman zaman özendiği olmadan yaşamış olabilir mi bir insan gerçekten? (Kitabın odaklandığı noktalar bunlar olmadığı için yazılmamış da olabilirler tabi) Ve çok ponçik birisi Türkan. Çok kanaatkar, çok fedakar, çok edepli, çok düzgün, sakin birisi. Kitabın sonuna kadar da böyle devam ediyor. Hadi bir adamı derinden sevmiş ve sevgisi sönmeye yüz tutmuşken bir anda önüne fırsat çıkınca onunla birlikte olabilmiş, bazı şeyleri kabullenerek evleniyor, tamam anlıyorum. Ama sonrasında yıllarca bununla nasıl başa çıkabildiğini anlamıyorum. Bastırılmış duygular, pişmanlıklar, istediği şeyin bu kadar yakınında olup alamaması, vs. bunları nasıl yaşamadı? Hadi yaşadı bunlarla o zaman nasıl öfkeli ya da kindar ya da bencil ya da öyle negatif denebilecek bir yönü olmadı. Pasif agresif bile değil, dümdüz pasif bir karakter. Sadece dört duvarın arasında yaşadığını söylüyor ama evliliğinin problemleri dışında normal hayatın sıkıntılarıyla uğraşırken bile insanın negatif duyguları olabiliyor (kendi korona zamanındaki izolasyonumu da hatırlayarak) bu şekilde yaşayan birisine göre çok rasyonel ve sağlıklı düşünceleri varmış gibi geldi en başından beri. Kitabın sonu var birde. Türkan marangozluk öğreniyor, büyük bir şehre taşınıyor ve sevdiği 3-4 insanla etrafını donatıyor. Bunların arasından en önemlisi de Mavi, büyüttüğü bir kız çocuğu. Çok fazla hikaye var böyle bir kadının çocuğu olmasıyla, onu seven erkeğin yanında olmasıyla ve bunlarla mutlu olmasıyla biten. Bilemiyorum, eminim bu şekilde çok tatmin edici mutlu mesut yaşayan kadınlar vardır. Sadece ana karakterinin kabuğunu kırıp, toprağı delip, büyüyüp, açılacağını düşündüğüm kitaplarda bu şekilde bir son gördüğümde altında yatan fikri sorguluyorum. Kitapta aslında iki kadın daha var, hayatlarıyla tatmin olamayışlarından dolayı eşlerinden ayrılıp başka şehirlere taşınıyorlar sonra da araya giren zaman ve mesafe ile ilişkileri bitiş noktasına geliyor ama o kadınları Türkan yakından tanıyıp anlatmıyor. İkisini de ayrıldıkları eşlerinden öğreniyoruz. Negatif bir yorum ya da duygu yok bu kadınlara karşı ama bilemiyoruz onlar ne hissediyor ya da düşünüyor. Üstüne Türkan bu kadınlardan ilkinin boşandığı eşi ile evleniyor ve ikincisinin bıraktığı çocuğunun annesi gibi oluyor. Bir nevi onlar gibi yarım bırakıp gitmiyor hatta yerlerine boşlukları dolduruyor cefakar kadın Türkan. Yazarın bunu farketmeden yazdığını düşünmüyorum ve hiç hoş gelmedi. Çiçeklenmek çok güzel bir tabir cidden hayatın güzelleşmesi, kendini kabullenmek, iyileşmek bu kitaptan sonra hep bu kelimelerle birlikte hatırlayacağım onu. Ama Türkan gerçekten bütün bunları yaşadı ve büyüdü mü? Kitabın sonunda gençliğinde Orhan’la istediği ama olamayacağı için vazgeçtiği hayallerini, daha yaşını almış ve olgunlaşmış bir şekilde yaşamasından başka ne kattı ki kendine? Dünya’sı daha büyümüş ve kalabalık ama kendisi ne kadar değişti gerçekten? Dışarı bir adım atıp, şans eseri birileri ile tanışıp onların hayatına karışmak insanı konfor alanından çıkmış mı yapıyor cidden? Bu kadar basit değil böyle şeyler bence ya.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.