Gönderi

"Sükunet de bir notadır..."
10/10
·269 syf.··
2025 5. kitabı
İhsan Oktay Anar’ın okumadığım iki kitabından birini daha tüketmiş bulunuyorum. Suskunlar içinde musiki, tasavvufî, felsefi ögeleri bolca barındıran büyülü gerçekçi postmodern bir roman. Kabaca sürprizbozan vererek anlatmak gerekirse, sık sık Neyzen Batın Hazretleri ve onun oğlu Zahir Hazretleri alegorileri ile tanrı ve onun oğlu İsa göndermeleri yapılan romanda, Neyzen Batın Hazretlerinin kutsal “hayat nefesi” ile her şeyin var olduğu, onun hayat nefesini üfleyenlerin onunla “bir” olabileceği anlatılıyor. Bu bağlamda bir neye üflemek ile hayat nefesi arasında güçlü bir bağ kuruluyor. “Milattan önce”, “milattan sonra” gibi tarih bildiren kavramlar yerine “Zahir Hazretleri zuhur etmezden evvel” gibi kavramlar kullanılarak hoş bir atmosfer yaratılıyor. Yine içeriğe girmek gerekirse I.Ahmed döneminde musiki ile uğraşan Kalın Musa, onun kemençe ile sürekli hoş karşılanmayan neşeli parçalar çalan oğlu Veysel’le başlayan hikâye, Veysel’in gayrımeşru ikiz çocukları olan Dâvut ve Eflâtun ile devam ediyor. Dâvut güçlü bir karaktere sahip bir kanun sanatçısıyken, Eflâtun içe kapanık bir karakter. Bir gün bir ney sesi duyup onu takip eden, ney sesine ulaşırken de yedi büyük günahı temsilen yedi ayrı dayak yiyen Eflatun nefsinden arınıp “fenâ fillaha”, ardından da mevlevîhaneye ulaşıyor. Burada kendisine verilen neyi önce çargah, sonra sırasıyla segah, dügah ve nihayet yegâh makamında üflüyor. Böylece vahdet gerçekleşiyor. Tanrıyla bütünleşiyor. Kendisini çağıran İbrahim Dede Efendi onun aranan yedi musiki üstadından biri olduğuna karar kılıyor. Zira Tağut ve ona iman etmiş olan Cüce Efendi hayat nefesini ele geçirmek için bu yedi ustadı teker teker öldürmenin peşinde. İbrahim Dede Efendi ise bunu engellemek istiyor. Bu vesileyle Cüce’den yani Pereveli Hacı İskender Efendi’den, gerçek ismiyle Alessandro Prevelli’den bahsetmek gerekir. Bu zat-ı muhterem Venedikli, on iki parmaklı, usta bir piyanist cücedir. Ancak esir düşer, Dersaadet’e gelir. Burada kanun ustası Âsım’ın kölesi olur, onun kanununu batılı tarzda akord eder, ona batılı anlamdaki çok sesli musiki’yi öğretir. Hoş bu müzikte notalar arası geçişler yani komalar yoktur, komalar olmadığından kimileri bunun hayli ruhsuz bir müzik olduğunu söyler, ama yine de nam salmasına yeter. Böylece iki parmakla çalınan kanunu bir piyanist gibi on parmakla çalmayı öğrenir. Burada yazar doğu ve batının müzik anlayışındaki farklara değinir. Ama bir yandan ikisinde de özelikle başlangıç notası anlamında ortak görülebilecek Nevâ makamına gönderme yapmak adına Cüce ile Âsım’ı aynı kadına yani Nevâ’ya aşık eder. Nihayetinde Âsım’ı öldürüp Nevâ’ya yaptığı besteyi bozan Cüce, kızı lanetler. Tağut’a iman eder, ruhunu şeytana satar. Hayat nefesini ele geçirmek adına ondan emir alır. Böylece bir anlamda Batı-Doğu müziği arasında bir mücadele başlar. Neyzen Bâtın Efendi, Zahir Hazretleri, Eflâtun, diğer altı musiki üstadından oluşan Doğu Cephesi ile Cüce Efendi, Tağut, Kabil ve oğullarından oluşan Batı cephesi oluşur. Davut tıpkı Hz.Davut gibi Calut’u yani Tağut’u öldürür. Eflâtun da ölür ancak Neyzen Bâtın Hazretleri yani bizzat tanrı ona hayat nefesinden üfler. Böylece yaşam tekrar devam eder. Burada bolca teolojik göndermenin yanı sıra kitabın adı da meydana çıkar. “Susmak hakikati anlamanın tek yolu” cümlesiyle ve hatta “Hakikati gören gözün bir daha görmesine, hakikati işiten kulağın bir daha duymasına gerek yoktur.” cümleleriyle hakikat anlatılır. Tasavvufta sıkça hakikat olarak bahsedilen varlığın ve yokluğun birliği bu noktada karşımıza “Sükunetin de bir nota olduğu” fikriyle çıkar. Dolayısıyla hakikati bilenler susarlar. Susmak da hakikate ulaşmak demektir. Bu aynı zamanda mevlevîlerin öldükten sonra mezarlarına yazılan “hamûşân” yani “suskun” kavramına da bir göndermedir. Ölümle gelen hakîkî suskunluk, yani Suskunlar Haziresi ile son bulur…
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
·
217 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ne güzel bir yorum olmuş.
Servan
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, takdiriniz beni onore etti.