Puan vermedi·198 syf.····Okunma: 17 Ocak 2025 19:30 Merhabalar!
Celal Şengör, kitabında ele aldığı diktatörlerin (örneğin, Cengiz Han, Napolyon, Hitler, Stalin) ortak ve ayrışan özelliklerini belirlemeye çalışırken, onların karizmatik liderlik vasıflarını, acımasızlıklarını ve kitleleri manipüle etme yeteneklerini biyolojik ve psikolojik temellere oturtma gayretindedir. Yazar, bazı durumlarda diktatörlerin "başarılarını" (örneğin, imparatorluk kurma, ekonomik kalkınma) evrimsel süreçte "uygunluk" (fitness) kavramıyla ilişkilendirerek, bu figürlerin hayatta kalma ve üreme başarısı bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Ancak, bu yaklaşım beraberinde önemli metodolojik sorunları getirmektedir. Tarihsel figürlerin karmaşık motivasyonlarını ve eylemlerini indirgemeci bir biyolojik veya psikolojik çerçeveye oturtmak, sosyal, kültürel ve ekonomik bağlamları yeterince hesaba katmamak anlamına gelebilir. Örneğin, bir diktatörün kitleleri etkileme gücünü salt nörolojik süreçlere bağlamak, propaganda ve ideolojinin rolünü göz ardı etmek demektir.
Bu kitapta sıkça başvurduğu bir diğer argüman ise, bazı diktatörlerin "dahi" olarak nitelendirilebilecek entelektüel kapasiteye sahip oldukları ve bu kapasitelerinin iktidarlarını sağlamlaştırmada önemli bir rol oynadığıdır. Yazar, bu "dahilik" kavramını genellikle stratejik düşünme, problem çözme ve vizyon sahibi olma gibi yeteneklerle ilişkilendirmektedir. Ancak, "dahilik" gibi öznel bir kavramın bilimsel olarak nesnel bir şekilde tanımlanması ve diktatörlükle olan nedensel ilişkisinin kanıtlanması oldukça güçtür...
•Hasta toplumlar kendi bireylerine o kadar çok acı verirler ki, birey o toplumdan kaçmak ister. Fırsatını bulduğunda da kaçar.
Sayfa 41
•Evet, Atatürk bir diktatördü diyoruz. Niçin bir diktatördü? Bu, ilaç almayı reddeden hastaya, tedaviyi reddettiği için ilacı zorla vermek gibidir.
Sayfa 51