Rus Edebiyatı diyince hepimizin aklina soğuk hava ve sert iklim koşulları,geçim sıkıntısı,kıtlık gibi şeyler geliyor değil mi? Işte bu kitap tüm bunlardan çok uzakta. Yazar Averçenko Bolşevikler Kırım i işgal edince önce Istanbul a,sonra Prag a göç eden göçmen bir yazar.
Eserin ilk bölümü 1920 lerin başında Istanbul da geçiyor.
Yazarımızla beraber,o dönem Istanbul un göçmen ağırlıklı olan Galata, Pera,Kadıköy sokaklarında beraber geziyor,köfte ekmek yiyor,fal baktiriyor,tombalacilara el salliyorsunuz. Aslinda Avercenko eserinde Istanbul un guzelliklerinden ziyade göçmenlerin yasadigi sikintilara deginmis. Konu her nekadar dramatik gibi görünse de, bu durumu o kadar eglenceli bir sekilde kaleme almis ki,bazı yerlerinde kahkaha atmadan duramadım :)
Iç karartan öykü ve romanlardan başınızı biraz olsun kaldırıp, keyifli birşeyler okumak istiyorum derseniz,kesinlikle bu klasiği tavsiye ederim.