·226 syf.····Okunma: 10 Nisan 2025 15:58 Siyah Lale…
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisinden bir kitap okuyup hele de yazarı Alexandre Dumas olan bir kitap okuyup da hayran kalmamak mümkün mü? Yine muhteşem bir eser, bir günde bitirdiğim bir kitap oldu.
Kıskanç bir komşunun, gözü dönmüş bir halkın masum ve suçsuz bir avuç insana yaptığı o akılalmaz zulüm…
Hayatta gerçek aşkı sevdiğimiz, hayatımızı adadığımız, yaşama amacı olarak gördüğümüz bir hobi, bir zevk, bir uğraşta mı yoksa kalbimizi dolduran, midemizde kelebekler uçuşturan uğruna tüm gerçekliğimizden vazgeçebileceğimiz bir kadın da bir adam da bir aşık da mı bulabiliriz?
(Spoiler içerir)
Hikayemiz 1672 yılının Hollanda’sında geçiyor. Ana karakterimizin hikayesine geçmeden önce yazarımız asıl olaylara sebep olan bir dizi olaylar zincirinden bahsediyor ve kitabın başlangıcında bir halkın ve burjuvanın suçsuz olan iki kardeş devlet adamına Fransa’nın casusları olması yönündeki iftiraları sonrası, yaptıkları haksız zulüm ve cinayet anlatılıyor. Bu iki masum adamdan biri olan Cornelis de Witt ölmeden önce, vaftiz oğlu van Baerle’ye vermiş olduğu bir mektup yüzünden (suçsuz ve her şeyden habersiz olduğu halde)başı yanmaması için acilen mektubu ortadan kaldırmasını ister fakat Van Baerle bunu başaracak fırsatı bulamaz. Hikayenin büyük kısmı ise kitabı adını veren üretilmesi imkansız mucizevi siyah laleden oluşmaktadır. Çiçeklere ve lalelere düşkün olan Haarlem’de Haarlem Çiçek Üreticileri derneği tarafından yapılan bir yarışmada siyah laleyi üreten kişiye büyük bir para ödülü verileceği müjdelenir. Zaten varlıklı olan Van Baerle kendini lale üreticiliğine adamışken, hemen yan komşusu olan yıllardır lale üreten kıskanç komşusu Boxtel’in başına açacağı büyük belalardan habersizdir. Boxtel komşusunu sürekli gözetleyen, kıskanan, ahlaksız, hırslı bir komşu olup aynı zamanda Van Baerle’yi zindana atmalarına sebep olan mektubu ifşa edip, komşusuna iftira atan ve sonunda hırsızlık yapan bir adamdır. Boxtel’ın bu hamlesi sonrası aslında başına gelen felaketler zincirinde hiç beklemediği bir mucizeyle karşılaşan Van Baerle hayatının aşkını zindanda bulur. Aşkın sahibi ise zindancının masum ve iyi kalpli kızıdır. Hikayemiz, zamanla büyüyen bir aşka sahip olan masum ve temiz kalpli iki gencin siyah lale uğrunda verdikleri büyük ve zorlu mücadeleyi birbirlerine ve Tanrı’ya olan inançları sayesinde tüm çaresiz çıkmazların içinden birlik olup çıkmalarını, suçsuzluğu ispatlanan ve sevgilisiyle sürpriz bir şekilde mutlu sona ulaşan Van Baerle ile tüm pis oyunları ortaya çıkan acımasız Boxtel’ın hazin sonuyla sona eriyor. Ve tabiki o muhteşem siyah lale hikayemizin sonundaki büyük ödül töreninde “tulipa nigra Rosa Baerlensis” ismiyle ödülün sahibi olarak sergileniyor ve bu gösterişli bayramda iki aşık evlenerek mutlu sona kavuşuyor.
Kitabın nerdeyse hiçbir cümlesini çizmediğime üzülürken yazarın kitabın bitişinde son bir cümleyle tüm hikayeyi özetlemesine bayıldım. Şöyle yazıyordu:
“Bazen insan kendisinde çok mutluyum deme hakkını asla bulamayacak kadar çok acı çeker.”
Yazarın dili, kalemi, akıcılığı, hikayesi her kitabında o kadar iyi ki… hayran kalmamak elde değil. Yine muhteşem bir eser, yine hayran kalınacak bir kitap. Bol tavsiyeli, okuma listesine hemen eklenmeli…