Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 07 Nisan 2025 17:47 |ANDRE GİDE-DAR KAPI|
Alissa senin iki dünyada da yatacak yerin yok.
Seni son zamanların en kötü kalpli, bencil, narsist ve paranoid kişilik bozukluğu olan karakteri ilan ediyorum.
Böyle bir karakteri nasıl ve neden oluşturmak ister bir yazar, karakter gelişimi olacak mı, nereye gidiyor bu kitap diyerek bitirdim kitabı.
Uzman değilim ama karakterlerin psikolojik tahlillerini düşünmeyi çok severim ve bence Alissa Paranoid Şizofreni özellikleri gösteriyor.
Bu tip, şizofreninin en çok görülen tipidir. Bu şizofreni alt tipinde, bazen dine aşırı düşkünlük, metafizik, filozofik ya da cinsel uğraşlar görülebilir.
Andre Gide; 13 yaşındayken dayısını ziyarete gittiği bir gün, 15 yaşındaki kuzeni Madeleine Rondeaux'yu diz çökmüş ağlayarak dua ederken görür.
Madeleine ona, annesinin babasını aldattığını ve bunu gizlemek zorunda olduğunu söyler.
Bu duygusal durum ve sır Andre ile Madeleine'yi birbirine bağlarken, Andre'nin yaşamı boyunca tutunacağı bir aşka dönüşür.
Hayatının bu noktasından bir eser ortaya çıkarır Andre Gide. Roman kahramanımız Jerome babası öldükten sonra annesiyle dayısını ziyarete gitmeye başlar. Bu ziyaretler esnasında dayısının karısı Ballocui’yi defalarca uygunsuz vaziyetlerde görür. Bir keresinde onun tacizine bile uğrar. Sonrasında bu hanımefendi evi terk eder ve geride yaslı bir baba ve 3 çocuk kalır.
Joreme’nin ondan iki yaş büyük kuzeni Alissa ile aralarında zamanla oluşan bir dert ortaklığı gelişir. Alissa diğer kardeşlerinden oldukça farklıdır. Babasının da dert ortağıdır.
Alissa annesinin kaçışısından sonra evde daha da insanları çekip çevrilen bir konuma gelir ve kendi içine yönelirken bence oldukça hastalıklı bir yere gidiyor.
Roman Joreme ve Alissa arasında gelişen aşk gerilimi üzerine şekillenir.
Bu “Dar Kapı” aforizması İncil'deki :"Dar kapıdan girmeye çabalayın. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir." ayetinden alınmış bir ifade.
İnsanı yıkıma götüren en kestirme yol aşktır.
Aşk tüm erdemleri sakatlar. Bu yüzden maddi aşk -Tanrı aşkından bağımsız aşk- kişiyi çıkmaza sürükler.
Joreme’ de Alissa da birbirine aşıktır ancak bu aşkın ipleri Alissa’ ın elindedir. Aslında Alissa bir nevi Joreme’ye olan aşkını tasavvufi aşkını körüklemek ya da daha da ulu göstermek için acı çekme aracı olarak kullanır. Hem kendisine hem de Joreme’ye acı çektirir. Kavuşmamak için elinden geleni yapar, kendi de kahrolur ama içten içe beşeri aşka kendini kaptırmadığı için kendini terbiye eder. Ben annesinin gidişinden sonra -ki annesi evdeyken de en anlaşamadığı çocuğu Alissa’ymış- büyük bir buhran ve bunun spnucunda depresyon yaşadığını düşünüyorum. Sonrası ise o duyguyla baş edemeyip kendini “aşk” çıkmazına sürükler ve odak noktasını dağıtır. Hadi tamam sen tanrı inancın güçlensin diye zor bir hayat yolu seçmek istiyorsun, aşık olamam diyorsun E bıraksana o zaman Joreme yoluna gitsin. Ne yardan ne serden.
Ne bencil insansın sen.
Fazlaca mistik bir kitap aslında. Derin bir Tanrı aşkı ile beşeri aşk arasındaki gerilimi işleyip sanki Alissa üzerinden olmazlarını bize gösteriyor.
Kitabın ortasından itibaren zaten sonunun nasıl biteceğini biliyorsunuz. Akıcı bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Yer yer yordu. Alissa’nın ikilemleri üçlemleri yalanları dengesizlikleri arasında en az Joreme kadar hatta ondan daha fazla yıprandım. Bu kadar bencil bir karakterin çevresinde olmak ne yorucudur ama.
Sürekli ben acıların kadınıyım, Tanrı için acı çekiyorum deyip içten içe herkesi mutsuzluğa sürüklediği için hafifliyor. Sonda da zaten kendine yakışan şekilde bitti.