Yazarın ilk kitabı olan Doppler’in yorumunu daha önce paylaşmıştım. Unutanlar veya geri dönmeye üşenenler için küçük bir hatırlatma yapayım. Başarılı bir çalışan,iyi bir aile babası olan Doppler bir gün babasının ölümüyle üzerine hayatın anlamsızlığı çöküyor ve her şeyi ardında bırakarak tek başına ormana yerleşiyor. Tek dost olarak da yavru geyik Bongo ile yoluna devam ediyor.
Hikayenin devamı olan “Volvo Kamyonlar”da Doppler bu sefer oğlu ve Bongo ile Norveç sınırlarını aşıp gözünü İsveç’te açıyor. Birbirine küs,aksi mi aksi iki yaşlı komşuyla aynı anda arkadaşlık ediyor. Ve her zamanki gibi aynı çelişki Doppler in beyninde çınlamaya devam ediyor;sanayi toplumuna dönmek mi yoksa sonsuz güzel olan doğada kalmak mı?
Günümüz şehir insanın yaşadığı buhranı,eğlenceli bir kahraman yaratarak,mizahi bir dille,sıkmadan,yormadan,çoğu zaman gülümseterek, ustaca kaleme alan Erlend Loe’yu iyi ki tanımışım. Serinin üçüncü kitabını da en yakın zamanda okuyacağım.
Benim gibi eğlenceli anti kahraman hikayelerini sevenlere tavsiye ediyorum.