Romanın kahramanı Strickland,1900’lerin başında Londra’da yaşayan,40’lı yaşlarda,evli ve çocuklu bir borsacı.Bir gün tüm düzenini bozup, geride sadece bir not bırakarak,arkasına bakmadan Paris’e;istediği hayatı yaşamaya gidiyor. İstediği hayat ise ilk akla gelen sınırsız özgürlük ve eğlence kesinlikle değil.Tek hayali,kalan ömrü boyunca tek başına, rahatsız edilmeden resim yapabilmek…
Daha önce “Boyalı Peçe”romanını okuyup çok sevdiğim Somerset Maugham’ın yine beni kalbimden vuran bir romanını okumuş olmanın verdiği mutluluk içindeyim. İki romanında da kurguyu ele alış biçimi,karakter çözümlemeleri,anlatımı kusursuzdu. Strickland’in,hayattaki tek amacını saplantı haline getirmiş,son derece gaddar ve tüm dünyaya karşı kayıtsız bir karakter mi yoksa bir kere geldiği dünyada hayallerini yaşamak isteyen idealist bir ressam mı olduğuna okuduğunuzda karar verirsiniz. Benim içinse Strickland, tanıdığım en acayip,en esrarengiz ve unutmayacağım roman kahramanları arasında artık
Sadece Strickland karakteri değil kurgudaki yan karakterlerin de hayata dair seçimleri ve verdikleri kararların sonuçları harika işlenmişti ama favorim yine de Strickland oldu
“Ay ve Altı Peni”okunduğuna çok fazla denk gelmediğim bir eser. Daha çok bilinmesini ve okunmasını dilerim.Yazarın romana bu ismi vermesinin sebebinden de bahsedeyim.Para ile hayaller arasındaki ikilemi “Altı peni bulacağım diye yere bakarak dolaşırsan Ay’ı kaçırırsın”diye açıklayan yazar,kitaplarıyla ilgili yapılan tüm eleştirileri okuyup bir sonraki kitabının ismini eleştirilerden yola çıkarak koyuyormuş,bu bilgi de dursun burda
Kurulu düzenini ve konfor alanını terk etmekten korkarak hayallerini yaşayamadan ömür tüketenler,bu kitabı okuyun