·448 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2025 17:37 Necip Mahfuz’un tartışmalı başyapıtı Cebelavi Sokağının Çocukları, insanlık tarihinin kolektif hafızasını bir Kahire sokağına sıkıştırarak teolojik, sosyal ve siyasi bir metafor olarak işler. Roman, Cebelavi’nin mirasını paylaşamayan çocuklar üzerinden iktidarın doğasını, kutsalın sekülerleşmesini ve şiddetin döngüsünü sorgular. Mahfuz, karakterleriyle (Hz. Adem, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’e göndermeler taşıyan figürler) tarihsel ve dini anlatıları yeniden yorumlarken, insanın "adalet" arayışının trajikomik tekerrürünü ironik bir dille resmeder.
Metin, geleneksel anlatıyı parçalayan bir üslupla ilerler: Cebelavi’nin "büyük konak”ı, Tanrı’nın yokluğunda otorite boşluğuna hapsolmuş bir toplumun alegorisidir. Mahfuz, burada tevarüs edilen şiddetin, insanın özgürleşme iddiasıyla kurduğu iktidar arasındaki çelişkiyi nasıl beslediğini vurgular. Sokağın çocukları, ne tamamen kahramandır ne de kurban; her biri kendi hakikat dogmasını yaratırken, mirasın lanetini yeniden üretir.
Mahfuz’un cesur üslubu, sadece dini değil, modern Arap toplumunun siyasi tıkanıklıklarını da eleştirir. Roman, 1988’de Nobel’le taçlanırken, aynı zamanda yazarı ölüm tehditlerine maruz bırakan bir kültürel paradoksu da simgeler. Cebelavi Sokağının Çocukları, nihayetinde, insanın iktidar tutkusuyla hesaplaşmasının evrensel bir portresidir: Tarih, bir labirenttir ve her kuşak, duvarlara kendi cevabını kazır.