Puan vermedi·78 syf.····Okunma: 11 Nisan 2025 22:26 “Ayakları yere basmak denir” güzel Türkçemizde. Babalar hülyalar peşinde koşan, hayatını simüle edilmiş gergeflere asan evlatlarına bununla öğüt verir. Gerçekliğin idrakı manasına gelir bu hikmet dolu söz. Zira insan havalanmaya, ayağını yerden kesmeye pek meyyaldir.
“Yere basmak”taki yer topraktır esasında. İnsansa biteviye onu betonlaştırmakta, doğurganlığını katlederek kendi sonunu hazırlamaktadır.
Toprakla olan ilişkinin birçok yönü vardır. Kur’an’da da birçok yerde toprağın münbitliğine, buradan çıkarılan rızıklara dikkat çekilir. Şükürdür bizden beklenen. Şükür nimeti artırır. Küfrân-ı nimetse yalnızca feci akıbeti hızlandırır.
Ayakları yere basmayan fertler melankoliyle şizofreni arasında gider gelir. Ayakları yere basmayan milletler yok olmak tehlikesiyle burun buruna gelmiştir. Ayağını yere sağlam basmak bir taraftan tedbirdir. Diğer taraftan bir aidiyet yolunun açıldığını da gösterir. İşte yerli olmak meselesi de burada önemini gösterir.
Yerli olmak yani dünyaya fırlatılmışlık denilen o hali bir nebze olsun üstünden atabilmek. Yerli olmak yani hesap verebilir bir hayat yaşamak.
Nedamet dergisi 2.saysında dosya konusu olarak “yerlilik” meselesini mercek altına almayı tercih etti. Zira ayağımızın altından kayan, her anlamıyla boşluğa düşmek üzere olduğumuz bir zaman dilimindeyiz. Söylenecek bir sözümüz varsa bunu ehem - mühim eleğinden geçirmek gerekir. Bu mecburiyet hiyerarşisinde tercihimiz yabancılaşmanın biteviye üzerimize boca edildiği bir dünyada yerliliktir.
Bu sayıda sonraki sayılarda da devam ettirmek niyetinde olduğumuz, dosya konumuz üzerine bir de söyleşimiz bulunmakta. Ancak bu söyleşi bir röportaj tarzından çok karşılıklı müzakere şeklinde düşünüldü. Ana meselemizle alakalı başkaca, farklı noktalardan işlediğimiz yazılar da mevcut bu sayımızda.
Nedamet yürüyüşüne devam ediyor. Bu yürüyüşün hem okurlarımız hem de dergimiz açısından bir istikamete oturması, bereketiyle süregelecek bir yolu tutması en büyük dileğimiz. Sa’y bizden, başarı ise Allah’tan. Ancak sa’ylerimiz karşılığında Allah’ı başarı vermeye mecbur tutmadan...”