·560 syf.····Okunma: 03 Nisan 2025 14:44 Tam manasıyla Kemal Sunal filmi gibi bir kitap “Dayıcan Napolyon”. 1940’lar İran’ında, eski aristokrat bir ailenin yaşadığı komik olaylar ekseninde, İran toplumunu, özellikle farklı sosyal sınıflarını, gelenek ve âdetlerini, ahlak yapısını ele alıyor. Akrabaların, ortak bir avluya açılan yan yana evlerde yaşadığı bir ortamda, on üç-on dört yaşlarındaki anlatıcımız, bir gün aniden bir akrabasının kızına aşık oluyor. Onun gözünden aile içi çekişmeleri, meydana gelen çoğu oldukça komik olayları okuyoruz biz de. Başlarda mizahi yönü beni çok çekmedi açıkçası, karakterleri de biraz karikatürize bulunca “Ne okuyorum ben?” diye afalladım hatta. Ancak ilerledikçe hem çok keyif aldım hem de yazarın ele aldığı meseleleri böylesine mizahi şekilde işlemesinin aslında daha meşakkatli olduğunu ama bunun altından başarıyla kalkarak ortaya son derece lezzetli ve anlatmak istediklerini gayet güzel anlatırken aynı zamanda okuru eğlendiren bir metin çıkardığını düşündüm. Gerek İran toplumunu, aile yapısını anlatması gerekse bunu böyle bir mizahla yapması yönünden farklı ve çok güzeldi benim için. Özellikle hep acıyı okumaya aşina olduğumuz bir coğrafyadan böylesine farklı lezzette bir şeyler okumak da çok iyi geldi. Mizahi yönü güçlü metinlerden hoşlananlara ve/veya İran ya da Ortadoğu edebiyatı sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.