·246 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Nisan 2025 18:15 Rebecca Kuang'dan okumaya başladığım üçüncü, bitirdiğim ikinci kitap. İncelemem biraz karmaşık olabilir. Eklemeyi unuttuğum noktalar olursa da yorumlara eklerim. Spoiler içerecek. Eğer merak ediyorsanız, kesinlikle önerdiğim bir kitap.
Kitapta sevmediğim bir şey olduğunu sanmıyorum bu sebeple sevdiğim her şeyden sırayla bahsedeceğim.
Bir hız treni gibiydi. Arada nabız hızlanıyor ve sonra yeniden normale dönüyor ve birden yükseliyor... Bana o gerilim etkisini çok çok iyi bir şekilde verdi. Yolda yürürken Junie'nin tüm endişelerini üstümde hissettim. Karakterin içi, suçluluğu ve vicdanıyla savaşı çok iyi yazılmış. Sadece bir karaktere odaklanmasına rağmen yan karakterler çok iyi yazılmıştı. Hepsinin olası durumda vereceği tepkileri hayal edebildim. Athena birinci bölümde ölmesine rağmen onun karakterini Junie kadar iyi biliyoruz.
Athena toplumda ne kadar harika bir yazar olarak görülse de onun gerçek yüzünü görünce ondan iğrendim. Yani insanların travmalarıyla ilgilenmesinin sebebi onların yanında durmak, destek olmak değil de hikayesinin bir parçası yapmak... Bu iğrenç bir düşünce ve davranış. Athena bunu her kitabında yapıyor ve asla kötü bir şey olduğunu düşünüp vicdan azabı duymuyor. Rahatsız edicisin, Liu.
JUNIE. Juniper, masum karakterlerdense suçlu karakterleri okumayı daha çok sevdiğimi fark etmemi sağladı. Masum karakterin ölüm kalım meselesi elbette ilgi çekici olabilir ama bana istediğim gerilimi vermiyor. Fakat suçlu bir karakterin her an, her olasılıkta hayatının kayacağı düşüncesi bana hiç duymadığım bir gerilimi hissettiriyor. Belki de o karakterin nasıl sonlanacağını merak ettiğimdendir. Ya da belki onun afallayacağı, suçunun bulunacağı an hissedeceğim duygulardandır... Ne için olduğunun önemi yok. Gerçekten hoşuma gidiyormuş.
Juniper'dan daha fazla bahsetmem gerekirse önce büyük bir inkar aşamasından geçti. Athena'nın eserini çalmadığına, kendisinin onu daha iyi hale getirdiğine, o olmasaydı kitabın asla bu halinde olmayacağına inanmaya çalıştı. İddialar çıkana kadar çok da iyi gidiyordu. Onun duygularının ve durumunun hız treni çok gerçekçiydi bence.
Adele Sparks-Sato umarım ölürsün. Senden nefret ediyorum. Hater olmak için hatersın. İnsanları rahat bırak. Haklı olsan da (ki kanıtı yok o yüzden sadece zırvalıyor) boş yapıyorsun.
Candice beni kitabın sonunda çok şaşırttı, asla ondan böyle bir hareket beklemezdim. O kadar gereksiz bir karaktermiş gibi gelmişti ki... Yedik plot twisti. Ben mrs Liu çıkar sanmıştım ama CANDICE??? Athena gibi davranan kişiyi göreceğim diye paragraflar atladım ve karşılaştığım kişi Candice? Ne yalan söyleyeyim asla beklemiyordum.
Mrs Liu'nun bile davranışları bana o kadar geçti ki anlatamam. Kadın Athena'nın annesi ve yan yan karakter. Ne demek istediğimi anlamadıysanız çok arka planda olan, ara sıra geçen bir karakter ama onun duyguları bile bize altın tepside sunulmuş.
Karakterler çok çok iyiydi.
Hız treninin en yukarıda olduğu yer Athena'nın Insta gönderileri ve twitterdaki AthenaLiusGhost hesabıydı. June için gerçekten çok endişelendiğim sahnelerdi. Sonunun geleceğini düşündüğüm her an June bir şekilde altından kalkıyordu. Çok zeki ve alternatif çözümlere açık biri. Hızlı düşünüyor ve düşündüğünde ise hep altından çıkmayı başarıyor. June... Harika yazılmış bir karakter benim için.
Kitapta sevdiğim bir başka şeylerden biri de yayın sektörünün ne kadar kara bir kabus olabileceğini anlatmasıydı. Yayın sektörü başarı ve paranın peşindedir, hikayenin kendisi ile ilgilenmez. June bunu dibine kadar yaşamış biri. Athena'yı kıskanması da oldukça anlaşılır bir durumdu. Ama enn en sevdiğim şeylerden biri de June'un gittikçe Athena gibi olmasıydı. Flop kalmış yazarlar hakkında hafif de olsa Athena gibi düşünmeye başlamıştı. Ün, geçmişi unutturuyor sanırım.
Irk tartışmaları, bir yazarın neyi yazıp yazamayacağı, vicdan azabı, kazanılan şeyleri kaybetme korkusu, yazarların aldığı tepkiler ve benim için daha da önemlisi bir yazarın "bir yıldızlı incelemelere" verdiği tepkiler...
Evet, kitapta gördüğüm mükemmel şeylerdendi bunlar.
Sonu biraz açık uçlu ama bu son ona yakışıyor.
Sonuç olarak okurken hissettiğim heyecan, önemsiz olsa bile mükemmel yazılmış karakterler, inişli çıkışlı olay örgüsü ile Yellowface benim için 9/10 bir kitaptı. Alıntılarından bahsetmek bile istemiyorum. Çok çok güzel yazılmıştı.
Bazı yerlerde biraz sıkıcı olsa da okumayı asla bırakmayın ve devam edin.