Oğlanlar ve Kızlar
Her ülkede dalitler gibi insan toplulukları bulunmaz. Ama dünyadaki tüm insanların yarısı, istisnasız tüm ülkelerde saflığa dair hikayeler yüzünden çok çekmiştir. Elbette kadınlardan söz ediyoruz. Dünyanın pek çok yerinde birçok rahip ve öğretmen, kadınların da tanrıların sevmediği bu büyülü koku gibi koktuğunu söyler. Rahipler tanrıların kadınlarla konuşmamasının nedenini buna bağlar. Sadece saf olan erkekler tanrılarla konuşup, insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleyebilir. Bu kadınlarla ilgili birçok ülkede binlerce yıldır var olan, hatta bazılarında bugün bile geçerliliğini koruyan bir sürü adaletsiz kuralı meşrulaştırıyor. Kadınların saf olmadığı düşünüldüğünden, rahip olamaz veya kutsal kitabı okuyamazlardı. Çünkü tanrılar iğrenebilirdi. Benzer nedenlerle kadınlar okula gidemez, yargıç olamaz ve yönetim kademelerinde yükselemezdi. Bazı yerlerde kadınlar kendi başına evden bile çıkamazdı. Bir kız dışarı çıkmak istediğinde yanında abisinin veya babasının olması gerekirdi. Eğer abisi izin vermezse, evde oturmak zorundaydı. Peki ama rahip veya yönetici olamayan, hatta tek başına evden bile çıkamayan kadınlar ne yapabilirdi ki? Erkekler onlara ne söylerse onu yapmak zorundaydılar. Aslında çoğu yerde kanunlar kadınların erkeklerin malı olduğunu söylüyordu. Keçi gibi hayvanların mülk olarak görüldüğü, bazı insanların köleleştirildiği, kadınların da mal gibi görüldüğü zamanlar hemen hemen aynı döneme denk gelir. Çoğu kralıkta kurallar kız çocuklarının babasının, kız kardeşlerin abilerinin ve kadınların kocalarının malı olduğunu söyler. Bir kız bir oğlandan hoşlanırsa onunla buluşmasına izin verilmezdi, kiminle evleneceğine kendisi karar veremezdi, babası veya abisi karar verirdi. Peki bir oğlan bir kıza aşık olur ve evlenmek isterse, ona çıkma tekrif etmezdi. Hayır, kızın yerine kızın babasıyla buluşurdu. Kızın babasını kızla evlenmek için ikna etmek zorundaydı. Çünkü baba kızının sahibi olarak görülürdü. Evlenmek araba almak gibiydi. Araba almak istediğinizde arabayı değil sahibini ikna etmeniz gerekir değil mi? Peki oğlan babayı evliliğe nasıl ikna ederdi? Belki babaya şöyle sözler verirdi. Kızına karşılık sana on keçi veririm. Baba kabul ederse, kızın ne hissettiği hiç önemli değildi. Oğlandan hiç hoşlanmasa bile onunla evlenmek zorundaydı. Kız evlendiği zaman artık babasının malı sayılmazdı. Artık kocasının malıydı. İbranice gibi birçok kadim dilde koca kelimesi, sahip kelimesiyle aynıydı. Çoğu ebeveğinin kız yerine oğlan çocuk istemesine şaşmamalı. Eğer kıtlık gelir ve ailelerin çocuklarına yetecek kadar yiyeceği kalmazsa ellerinde kalan son yemek kırıntılarını kızları açlıktan ölürken oğullarına verirlerdi. Durdurulamayan İnsanlık 2 Yuval Noah Harari
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.