Puan vermedi·210 syf.····Okunma: 15 Mart 2025 18:46 Bazen sorduğum oluyor kendime bu hayatta en büyük başarım nedir diye ve Fugui’nin hikayesini okuduktan sonra yaşamanın aslında zorluklarla mücadele etmek ve başlı başına bir direniş olduğunu ve insanın bu hayattaki en büyük başarısının bazen sadece ‘yaşamak’ olduğunu fark ediyorum.
Yu Hua’nın Yaşamak adlı romanı, adından da anlaşılacağı gibi yaşamanın ne denli zor, ama aynı zamanda ne kadar kutsal bir şey olduğunu anlatıyor. Romanın başkahramanı Fugui, hikâyenin başında zengin bir toprak ağasının mirasyedisi olarak karşımıza çıkıyor. Lüks bir hayat sürüyor ve zamanını şehirde kumarhanelerde ve genelevlerde tüketiyor. Kendisi de bu yaşam tarzını şöyle ifade ediyor: “Ben Xu ailesinin mirasyedisiyim, babamın deyimiyle onun günahıyım.” (s.13)
Ancak zamanla elindeki her şeyi kaybediyor.Malını, mülkünü ve rahat hayatını… Bu kayıplar Fugui’yi bambaşka bir insana dönüştürüyor. Önceleri kibirli, umursamaz ve haz odaklı biriyken yoksulluğun içinde mücadele eden, güçlü bir karaktere evriliyor. Fugui’nin kişisel değişimine Çin’in o dönemki despot siyasi yapısı neden oluyor.
Roman, Çin’in Mao Zedong dönemindeki “Büyük İleri Atılım” politikasının halk üzerindeki yıkıcı etkilerini de çarpıcı biçimde yansıtıyor. Bu dönemde şehirler ve kırsal alanlar arasında eşitlik sağlanacağı vaat edilse de, sonuç hiç de beklendiği gibi olmuyor. Kırsal kesimde yaşayan insanlar, savaşların, kötü hava koşullarının ve yanlış yönetimlerin etkisiyle büyük bir açlık ve sefalet içine sürükleniyor. Öyle ki insanlar hayatta kalabilmek için ağaç kabukları yemeye bile mecbur kalıyorlar.
Fugui’nin hayatı boyunca yaşadığı kayıplar ailesinin bireylerini birer birer yitirmesi, toprağını kaybetmesi ve sonunda yalnızca bir öküzle dertleşecek hale gelmesi yaşamanın sadece bir var olma eylemi değil, aynı zamanda ağır bir mücadele olduğunu gösteriyor.
Yazar kullandığı dil sayesinde, okuyucunun, çaresizliği, acıyı mücadeleyi ve yokluğu hayal edebilmesini etkili bir uslupla sağlıyor. Kitap üzüyor…Bir insan üst üste bu kadar acı yaşayabilir mi bu kadar acıyı kaldırabilir mi diye düşündürüyor ve bolca ağlatıyor. Daha da kötüsü ne mi? Bunların gerçek hayat deneyimlerinden öykünerek yazılmış olması.