Yaşam duygular üzerine kurulu bir yerde. Başımıza gelen ya da tanık olduğumuz olaylar karşısında hislerimizle bir karşılık veriyoruz. Her duygunun bir yeri var yaşamda. Bu bazen bizi devam etmekte zorlasa da duygular olmadan bir yaşam düşünülemez. Dolayısıyla bizi rahatsız edenleri görmekten gelmektense onları anlamaya çalışmak en doğrusu olacaktır. Her bir duygu ayrı bir yolculuk ve manzaranın tadını çıkarmak yaşamdaki en büyük anlamlardan biri olsa gerek.
Yazar tam da bu anlamda duygularımız üzerine gidiyor. Yaşamda iklim ne olursa olsun her birinin bir geliş amacı olduğu unutulmamalıdır. Mutluluğa nasıl kucak açıyorsak hüznü de aynı oranda karşılamalıyız. Şartlar ne olursa olsun yaşamaya devam edebilmek adına yazarın sunduğu bu güzergah eminim her okuyucuya iyi gelecektir.
Sabır, ümit, korku, hüzün, kanaat, hırs, şikayet, öfke, şefkat, sevgi, merak, pişmanlık ve daha bir çok duygu üzerine çok güzel tespitler var. Kitabın kapağını kapattıktan sonra aynı kişi olmayacaksınız eminim ki. Yaşam elbetteki bazen zorluklarla karşılaştırıyor her insanı. Ama her bir duygu durumu sonsuza dek sürmüyor. Sadece bunun bile farkında olmak büyük bir bilinç bence.
Yeryüzü uçsuz bucaksız bir deniz ve kimi gün dalgalı kimi gün ise oldukça sakin. Dolayısıyla bizler de ayak uydurmak durumundayız. Her duyguyu hissedebilmek bile yaşadığımızın bir kanıtı olsa gerek.
Kitabın içindeki bir çok duygudan geçerken insan üzerine sinen kadarını hatırlayıp onlara yüklediği anlamı da düşünüyor. Yazarın kurduğu cümleler oldukça düşündürücü ve insanı olumlu hissettiriyor.
Her duygunun bir sesi var. Onları duyabilene ne mutlu.