Bu kitapta, içsel hesaplaşmalarla, zamanla, ölümle, insan olmanın sancısıyla kurulan ilişkilere tanık oluyoruz. “Kıyamet” kelimesi burada sadece dini ya da mitolojik anlamda değil, bireysel çöküş ve yüzleşme anlamında da kullanılmış. “Emekli” ise bir vazgeçişi, geri çekilmeyi, bir dönemin sona ermişliğini çağrıştırıyor.
Kitap boyunca Şule Gürbüz, hayatın ağırlığını, anlam arayışını, zamanın insana nasıl işleye işleye şekil verdiğini anlatıyor. Okurken zaman zaman bir filozofu, zaman zaman bir dervişi dinliyor gibi oluyoruz; yer yer çok kişisel, yer yer çok evrensel.
Kıyamet Emeklisi, derinlikli bir iç dünya anlatısı. Kolay okunan bir kitap değil ama sabırla okuyan için oldukça güçlü, düşündürücü ve etkileyici bir metin. Gürbüz’ün diline alışkın olanlar için kaçırılmayacak, yeni tanışanlar içinse yoğun ama zihin açıcı bir ilk adım.