·208 syf.····Okunma: 13 Nisan 2025 20:47 Halide Edib Adıvar'dan okuduğum bu ilk eser, dimağımda öylesine tarifsiz bir haz bıraktı ki Kürk Mantolu Madonna'dan sonra beni en etkileyen, içimde garip bir sızı bırakan ve belki de tekrar tekrar satırlarına uğrayacağım bir roman oldu.
İlk olarak kitabın o benzersiz dilinden bahsetmek istiyorum. Eski Türkçe ile yazılmış olduğu için okurken anlamını bilmediğiniz birçok kelime ile karşılaşıyorsunuz ama bu beni asla yormadı, zaten sayfaların hemen altında kelimelerin anlamları verilmiş. Ben eski lisanı hep sevmişimdir, şimdilerde dilimiz bu kadar kirlenmişken kitaptaki o müthiş ve benzersiz kelimeler bana büyük bir zevk verdi. Keşke bu eski lisanı hiç kaybetmeseydik. İncelememi yazarken bu eski kelimeleri kullanarak yazmaya çalışacağım ki anlatmak istediğim farkına varılsın.
Bu kitap, Türk edebiyatında kadın psikolojisini anlatan ilk eserlerden biri ve mektup türünde yazılmış olduğu için olaylar, kahramanların birbirlerine yazdığı mektuplarla gelişiyor.
Geçelim kitaba; Neriman, altı yaşında iken teyzesi ve eniştesi Cemal beyin yanına verilmiş. Cemal beyin kızı Handan ile de aralarında eksilmez bir muhabbet ve çok kuvvetli bir kardeşlik rabıtası oluşmuş. Ve Neriman, bu rabıtanın genişliği ile küçüklüğünden itibaren Handan'ın hal ve hareketlerinin etkisi altında büyümüştür.
Neriman, Refik Cemal ile izdivaç kurar. Hüsnü Paşa ile evli olan Handan ise o sırada yurt dışında yaşıyordur. Refik Cemal, kitabın ilk sayfalarında dostu Server'e, karısına olan muhabbetinden ona, duyduğu büyük aşk ve sadakatten bahseder. Hem de öyle bir bahseder ki okurken, insan bu kusursuz aşkı kıskanır. Neriman ise eşine sürekli Handan'dan bahseder, onu över, iltifatlar eder, Handan uzaklarda olsa bile resimleri ile evin duvarlarında, hatıratları ile Neriman'ın hep zikrindedir. Refik Cemal'in bu dostluğu kıskandığı, Handan'a asabiyet duyduğu anlar da olur ama mesut saadetinin sarhoşluğu buna mani olur. Ancak Refik Cemal, Handan'ın Hüsnü Paşa ile evlenmeden evvel Nazım'la olan rabıtasını öğrenince Handan'a olan nefreti daha da büyür.
Handan'da ki fikri zekaya hayran kalan Nazım, Handan'ın sanat hocası olarak onu, her yönden eğitmiş (felsefe, musiki, edebiyat, şiir, sosyoloji, sanat) adeta kendi dimağı ve ruhunu Handan'a neşretmiştir. Daha sonra ise onunla izdivaç kurmak istemiştir. Fakat Nazım, sosyalist ve ihtilalci bir dünya görüşüne sahiptir. Onun idealleri ve maksatları Handan'ı korkutur. Kendisine yapılan bu teklifte bir incelik ve şefkat eksikliği vardır. Nazım'ın kendisini maksatlarıyla evlendireceğini düşünür ve onu reddederek Hüsnü Paşa ile evlenir. Nazım bu olaydan sonra kendini asar ve sorumlusunu Handan olarak gösteren bir mektup bırakır.
Hüsnü Paşa, Handan'la evli olduğu halde etrafında birçok metres bulunduran, çapkın, hovarda sürekli eğlence peşinde, otel otel gezen muvazenesiz bir adamdır. Handan, kocasının tüm bu gidişatından haberdardır. Aldatıldığını bile bile evlilik rabıtasına duyduğu sadakati korumaya çalışır. Hayatını ona adar, izdivacını sürdürmek için çabalar ama Hüsnü Paşa onu kıskançlıkla suçlayarak üç aylık bir mühletle evi terk eder.
Handan, Refik Cemal ve Neriman'ın yanında kalır. Refik Cemal, Handan'ın varlığıyla, kalbine, ruhuna, dimağına, tüm mevcudiyetine ağır ağır yerleşip, yayılan bir bağlılıkla dolup taşarken, diğer yandan pek sevgili karısındaki fikri kusurları da görmeye başlamıştır. Bir zamanlar nefret beslediği Handan'ın varlığı artık Refik Cemal için nihayetsiz bir hayat ezgisidir. Bunu sadece Server'e yazdığı mektuplarda anlatır ve kendi içinde yaşar.
Bu üç aylık meyus, ıstıraplı intizar süresince Handan, Hüsnü Paşa'ya yazıp yırttığı, gönderilmemiş uzun mektuplar yazar. Bu gönderilmemiş mektuplarda Handan'ın Hüsnü Paşa'ya ne kadar bağlı ve tutkun olduğunu görürüz. Gönderdikleri ise kısa mektuplardır. Handan, Hüsnü Paşa'nın müphem kararını ve dönüşünü sabırsızlıkla bekliyordur. Ancak Paşa dönmemekle birlikte Handan'a ağır gelecek bir mektup gönderir. Handan, mektubu okuduktan sonra günler süren bir baygınlıkla beraber menenjit geçirir. Ardından da hafızasını yitirir. Neriman, sekiz aylık hamile olduğu için Handan'la, Refik Cemal ve bir hasta bakıcı ilgilenir. Neriman'ın doğumundan sonra ise Handan'a hava değişikliği lazım geldiği için, Refik Cemal, hasta bakıcı ve Handan İtalya'ya, Neriman ve çocukları (Nazım ile Handan) da Cemal beyin yanına giderler.
İtalya'da aklını yitirmiş, çocuklaşmış, her an Refik Cemal'in ellerine sarılan, biçare, cansız bir kadına dönüşmüş Handan'ın halet-i ruhiyeti, Refik Cemal'i daha da etkiler. Gitgide bütün hayatı ona bağlanır. Handan'da Refik Cemal'e aşık olmuştur. Refik Cemal'in, Handan'a duyduğu aşk, onun dimağının yerine gelmesi ile mevkisini kaybedecek bir aşktır. Bu onun için çok korkutucu bir rabıtadır. Ayrıca Neriman için acı çekiyor, kendini suçlayıp duruyordur. Bir süre sonra Handan'ın hafızası yerine gelir ve çok sevdiği Neriman'a ve çocuklarına karşı işlediği günah dolayısıyla kendini öldürür.
Bana kalırsa Refik Cemal ve Handan arasında çirkin bir günah işlenmemişti. Onlar birbirleriyle aynı ruhu taşıyorlardı. Hatta ilk sayfalarda Neriman bile kocasına keşke sen Handan ile evlenseydin demiştir. Kitaptaki ruh tahlilleri o kadar iyi yapılmış ki ben bu rabıtalar arasında kimseyi suçlayamıyorum. Her bir karaktere hatta Server'e bile ayrı ayrı bağlanıp, üzüldüm. Sadece Hüsnü Paşa'yı sevmedim. Refik Cemal ise benim için bir Raif efendi kadar saf ve temizdir.
Kitabın sonunda yazdığı gibi incelememi sonlandırıyorum.
"Zavallı Handan, zavallı Refik Cemal."
Elbette buna bir de zavallı Neriman'ı da katmalı.
Kitapla kalın.
İncelememde kullandığım eski kelimelerin anlamlarını da bırakıyorum. (Ne müthiş bir dil değil mi?)
Dimağ: akıl
Muhabbet: sevgi
Rabıta: bağ
İzdivaç: evlilik
Hatırat: anı
Saadet: mutluluk
Sadakat: Sağlam, güçlü bağlılık
Neşretmek: dağıtmak, saçma, yaymak
Muvazenesiz : ölçüsüz
Mevcudiyet: varlık, var olma, varoluş
Nihayetsiz: sonsuz
Meyus: umutsuz
Istırap: üzüntü, keder, sıkıntı
İntizar: bekleyiş
Müphem: belirsiz
Halet-i ruhiye: ruh hali
Mevki: konum
Üryan: çıplak