İşçi sınıfından gelen ilk suç yazarı olması, eserlerini çok kısa bir sürede yazması, şaşırtıcı üretkenliği (170'ten fazla roman, 900'den fazla öykü, 18 oyun yazmıştır!) ve öykülerinin çok sayıda filme konu edilmesi (en ünlüsü King Kong) gibi nitelikleriyle göze çarpan Edgar Wallace’ın 1924 tarihli 13 numaralı odası (iki ayrı filme konu olmuş), basitliği, sade ve açık anlatımı, sürükleyiciliği ve yer yer sürprizleri ile keyif veren bir polisiye olarak kabul edilebilir. Kalpazanlık, intikam, komplo, dedektiflik ve aşk temaları temelinde gelişen öykü Wallace’ın J. G. Reeder serisinin ilk kitabıdır. Konusu şu şekildedir (spoiler!);
Olaylar, ana karakter john, sevgilisi Marney, Marney’in babası Peter ve Düşmanları Emanuel ile oğlu Jeff ve onların adamları etrafında gelişir. Bunlar dışında gizemli bay Reeder da önemli bir diğer kişidir. Öykü, at yarışlarında hile yapma suçuyla üç yıllık hapis cezası alan kahramanımız Johny Gray’in hapisteki son günlerinde başlar. Hapisteyken sevgilisinin başka bir adamla evleneceğini öğrenen Johny sarsılmıştır. Hapse girmesine neden olan kişi olarak bahsettiği Jeff ve babası Emanuel aynı zamanda suç çevrelerinde yankı yapan büyük bir kalpazanlık işi ile anılmaktadır. Bunlar John’un eski ortağı ve sevgilisi Marney’nin babası Peter’ın da düşmanlarıdır. Emanuel, son işinde yakalanmasını Peter’a bağlamakta ve hapiste geçirdiği 15 yıl ile kendisinden çaldığını düşündüğü paranın hesabını sormak istemektedir. Bu intikam hırsı oğlu Jeff’in de dahil olduğu olaylar zincirine yol açar.
John hapisten çıkıp Peter’ın evine geldiği gün sevgilisi Marney’in az önce evlendiğini öğrenir. Marney’nin kocası ile tanıştırılır ancak onu görünce büyük bir şok yaşar ve kafasında ciddi sorular belirir. Durumu kimseye belli etmese de evden ayrılmadan gizlice bir köşede hizmetçiyi sorgular. Bu sorgu ile kurulan tezgahı anlar. Hizmetçi durumu Emanuel’e anlatır. Johny’nin dönüş yolunda yolu kesilse de tuzağı atlatır ve istasyona gider. Burada Emanuel’i görür. Yaptıkları sohbet tabloyu daha belirgin hale getirirken Emanuel John’dan kurtulmak istemektedir.
Yeni evli çift balayları için otellerine giderler. Marney yolda bir şeylerden şüphense de işin aslını otelde öğrencektir; kanadalı bir subay olarak evlendiği kişi aslında babasının can düşmanı Emanuel’in oğlu Jeff Legge’den başkası değildir. Bu sebeple otelden kaçar. Bu sırada Peter’ın hizmetçisi Lila ada otele gelir ve onunla olaylar ile ilgisi de aydınlanır. Jeff, Marney’in ardında bıraktığı ipucunun peşine düşer. Yolu babasının sahip olduğu kulüpteki 13 numaraya ulaşacaktır.
Tüm suç dünyası büyük bir kalpazanlık öyküsüyle çalkalanmaktadır. Soruşturma bay Reeder olarak tanınan gizemli bir kişiye verilmiştir. Yaşlı, çekingen ve hasta görünüşlü Reeder’da göründüğünden daha fazlası olduğu hissedilir. Emaneul Reeder’ın soruşturmayı yürüttüğü haberini aldığından onun evine giderek rüşvet teklif eder ve soruşturmayı kendisi ve oğlundan uzaklaştırmak ister. Başarılı olamaz.
Jeff ve johny sırayla kulübe giderler. Jeff burada vurulur. Kimin yaptığı anlaşılamasa da suçlu Johny gibi görünmektedir. Johny o sırada başka yerde olduğunu kanıtlasa da okuyucu halen onun yaptığını düşünmeye devam eder.
Yaralı kurtulan Jeff, Reeder tarafından ziyaret edilerek imalı sorularla muhatap olur. Emanuel durumdan haberdar olsa da yeni planlar peşindedir; Peter ve john’u yine 13 numaralı odaya yemeğe davet edecektir. Bu sırada Emanuel johny’nin hapishaneden tanıdığı Fenner ile karşılaşır. Fenner ondan kendisine olan borcunu ödemesini ister. Emanuel Fenner’i de tuzağa düşürerek kurtulmayı planlar. Bu planının sonuçları ile yüzleşecektir.
Emanuel, Peter ve Johny’i barışma yemeğine davet eder. Amacı oğlunun Peter kızıyla yapmış olduğu evliliğin durumunu konuşmak ve çözüm bulmaktır. Peter ona güvenmese de daveti kabul eder johny’de kendisi ile gelecektir.
Emanuel’in kulübü özel müşterilere sessiz bir ortam sunan gözlerden uzak bir suç kulübüdür. Ancak görünenin ardında müşterilerinin de bilmediği sırlar saklamaktadır. Yemek buradaki 13 numarada düzenlenir. Konuklar kulübe gelirler ve şüpheleri ve hazırlıklarına rağmen tuzaktan kaçamazlar. Yine de işler beklenilenden daha farklı gelişir. Jeff, dümenden evlense de Marney’i bırakmak istememekte ve johny’e büyük öfke duymaktadır. Bu sebeple oyuna dahil olur ve sadece onları değil Marney’i de bu kumpasa dahil eder. Bu sırada bay Reeder ortaya çıkar. Kulüpte sadece Emanuel’i bulunca telaşlanır. Onunla konuştuktan sonra dışarı çıkıp bir köşede izler. Sonra gizlice içeri girip şok edici manzara ile karşılaşır. Ayrıca uzun süredir peşinde olduğu bazı ipuçlarını da burada bulur.
Öyküde sona doğru ilerlerken gerilim yükselir. John kendini hiç beklemediği bir yerde bulur. Marney’nin de orada olduğunu öğrendiğinde şaşkınlığı bir kat daha artacaktır. Hem kendisini hem de sevgilisini bu işten kurtarmanın yollarını arar. Bunun için zekası, becerisi ve ikna ediciliğini kullanır. Kalpazanlık soruşturmasında, plakaların nasıl yapıldığı ve paraların nerede basıldığı bir türlü öğrenilememiş bu sebeple de Jeff ve Emanuel’e suçlama yöneltilememiştir. Bu konudaki sır son sahnede aydınlığa kavuşur. Öykü, John ve Marney’nin Jeff’in elinden kurtulmak için verdikleri mücadele ile sona erer. Son kısım beklenmedik ve hoş bir sürprize de gebedir (spoiler sonu).
Öykü, psikolojik tahlillerden çok hızlı akan olay örgüsü üzerine kurgulanır. Sahneler bir radyo tiyatrosunu hatırlatır ve keskince ayrılan kısımlardan oluşur (Wallece’ın oyun yazarlığı tecrübesi hissedilir). Öyküdeki kahramanlar karmaşık olmaktan uzaktır. Olayların gelişimi klasik polisiye filmlerin çerçevesine çok benzer; Ana kahraman Johny klasik güçlü ve zeki adam, sevgilisi ise Marney ise saf ve çocuksu bir kadın tiplemesindedir. Suçlular ve diğerleri arasında keskin bir ayrım vardır ve siyah ile beyaz gibi ayırt edilebilirler. Yaşlı kurt Emanuel dalavereciliğin, sıradışı zekaya sahip oğlu Jeff ise soğukkanlı kötülüğün dışavurumudur. Diğerleri ise çete lideri ile oğlunun etrafında toplanan ve suç becerileri dışında vasıfsız ve öngörüsüz silik adamlar şeklinde görülür. Suç planları özünde çok karmaşık değildir. Örneğin Sherlock Holmes’deki ölçüde gizem, şaşırtıcılık ve şeytani zekâ görülmez. Suçlular temelde “iyi para vurup ortadan kaybolmak” ve düşmanlarından intikam almak isteyen” ucuz çıkarcı tiplemelerdir. Bu sıradanlık Jeff’e atfedilen zeka özelinde yıkılmaya çalışılsa da bu zekanın somut dışa vurumu sınırlıdır ve genelde sözde kalır. Öyküdeki gizem, amacına ve kabiliyetine bir türlü nüfuz edilemeyen bay Reeder’ın sıradışı kişiliğinde taşınır. Öte yandan suçluların planları genelde çok çabuk açık edilir ya da sezdirilir. Çözümleme veya ipuçlarından bilmeceyi çözme uğraşları uzun sürmez. Bazı şeyler önceden tahmin edilebilir. Yine de özellikle kitabın sonlarına bırakılmış sürprizler hoş bir tat bırakır.
Yer yer durağan kısımlara sahip olsa da yorulmadan okunabilecek 13 numaralı oda, polisiye meraklıları kadar macera meraklılarının da sıkılmadan okuyabilecekleri bir eser. Daha karmaşık ve modern suç öykülerini sevenler ise burada klasik dedektif öykülerinin ve siyah beyaz polisiye filmlerin değişmez tadını almaktan hoşlanacaklardır. Keyifli okumalar.