Nereden başlayacağımı bilemiyorum; ne kadar etkilendiğimi anlatacak kelimeleri bulmak zor. Kitaplar hakkında çok detay vermek istemiyorum çünkü kimsenin okuma zevkini kırmak istemem. Hikaye, silik bir karakterle başlıyor ve onun üzerinden devam ediyor. Ancak bu esere sadece bir edebi eser olarak bakmamak gerektiğini düşünüyorum.
Kitap, ağır bir psikolojiye sahip ve iki tarafın bakış açısıyla yazıldığı için her iki karakterin gözünden her şeyi görebiliyorsunuz. Başlangıçta bu durumu sevgiye büyük bir açlık olarak değerlendirebilirsiniz; ama zamanla, baş karakter açısından insanın bencilliğinin ne kadar zarar verici olduğunu anlıyorsunuz.
Kitabın son sayfasını bitirdiğimde aklımda tek bir soru kalmıştı: Her gün sabah ve öğle kuşağı programlarında gördüğümüz insanların aslında nasıl masum gözükerek bir demagoji içine izleyicileri sürüklediği.Toplum baskısı her zaman her yer de çok fazla.Bu da toplumun sisleri arasında yürüyen dışlanmış ve silik kalmış olduğunu düşünen herkesi ,görünmezlik pelerinlerinin altında en kötü canavarlar haline dönüştürüyor.