Özlem Peker Değerli meslektaşım, arkadaşım Özlem hocamın kitabıyla tanışın. Kitabı okuduktan sonra bir kez daha gurur duydum onunla. Öncelikle onu ve kısaca hikâyesini kendi kaleminden okuyalım. Özlem hocam şöyle anlatıyor kendini:
"Bu satırları kaleme almaya karar verip ilk cümle yazıya döküldüğünde ben kimdim? Kısaca, kalemim döndüğünce bahsedeyim:
İsmim Özlem. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Aynı zamanda ataması yapılmamış bir öğretmenim. Devam eden bir tedavi sürecinin içerisindeyim. "Devam eden tedavi süreci" demek bile o kadar önemli ki. Bu cümle bir yola çıkılmış olduğunun göstergesi.
Kanser teşhisi aldığımda bir okulda ücretli öğretmenlik yapıyordum. Her şey yolunda giderken bir hafta içinde hayatımın değişeceğini ben de dahil olmak üzere kimse tahmin edemezdi. Doktorlar bana kendini kansere hazırla dediğinde aklıma gelen ilk şey ölmek için çok genç olduğumdu.
Hayata karşı ruhum kırılmıştı. Bir süre bu durumu kabullenemedim. Ne yașadığımı idrak edemiyordum. Vücudumda bana, hayatıma eşlik eden bir tümörüm vardı bunu zor da olsa kabullenmiştim. İșin en zor kısımlarından birisi de kabullenme evresi bana göre. Asla kendine yakıştıramadığın olmaz dediğin anda seninle birlikte olduğunu kabullenince hayatın rengi daha bir farklı geliyor. Kimine siyah, kimine beyaz, belki gri ya da rengârenk.
Her kadın gibi saçlarımı seviyordum. Beni en çok üzen șey kanser olmak değil saçlarımı kaybetmekti. Sağlıklı düşünmeye bașlayınca saçların o kadar da önemli olmadığını fark
ettim. Elbette bu hastalığı yenecektim ve her insan gibi ben de dünyaya çok yakışıyordum. Sağlığımı kaybetmiştim evet ama gülüşümden bir șey kaybetmediğime emindim.
Şimdi dönüp arkama baktığımda zor da olsa kendisiyle, mücadelesiyle gurur duyan bir Özlem görüyorum. Ben bu süreçte savaşmayı öğrendim..."
Büyük bir mücadele, yorucu ama sonu zaferle sonuçlanan bir yolculuk. Bu yorucu sürecinin yanında onun ruhsal yolculuğuna da şahit oluyoruz. Öyle güzel anlatmış, öyle güzel yerlere değinmiş ki... Kitabı bitirdikten sonra ise kendime sorduğum ilk soru şu oldu; Özlem'in de kitabının bir yerinde değindiği gibi, şükürsüzlük korkunç bir şeydi. Yeterince şükür ediyor muydum hayatın bana verdiklerine? Hayatın bizden aldıklarına isyan ettiğimiz kadar güçlü durmayı başarıp elimizde olanların kıymetini bilebilsek keşke. Dert ettiğimiz ufacık şeyler için, kendimi üzdüğüme değer mi, diye sorabilsek. Bu kitap bana en çok da bunu öğretti, güçlü durmayı ve hayatın güzelliklerini görüp şükretmeyi.
Hepimizin hayatında inişler ve çıkışlar vardır. Önemli olan hayatın zorlukları karşısındaki duruşumuz. Özlem hocam ise bunun en güzel örneği. Gücüne, hayata bakış açısına, mücadelesine, kalemine hayran kaldım. Bazı yerleri gözlerim dolu dolu okudum. Hiç kolay değil. Hayattaki en zor şeylerden biri kanser, ölümle yüzleştiğin en korkunç süreç. Bunun karşısında bu denli güçlü durabilmesi, insanlara umut olabilmek adına kitap yazmış olması takdire şayan ve inanıyorum nice insanın yoluna ışık olacak. Özellikle bu kötü ağır süreci yaşayanlara yalnız olmadıklarını hissettirecek, umut olacak, içlerinde, ben de başarabilirim, gücünü yakacak.
O yine, güzel kıvırcık saçlarını rüzgârda savuruyor. Hayatın ondan aldıklarını yeniden kazandı; inançla, umutla, sabırla. Her günü bir öncekinden güzel, kitabının okuru da bol olsun. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Değerli 1000 kitap ailesi paylaşımlarınız ve destekleriniz çok kıymetli olacak. Kitapla ve sevgiyle kalın.