·488 syf.····Okunma: 18 Nisan 2025 22:23 Toplumcu bu kitabın ana taşını, 1 Mayıs 1902 gösterilerinde tutuklanan gençlerin yargılanma süreci oluşturuyor. 1902 ve 1905’teki sıkıntılı süreçler Rusya için bir nevi 1917 devriminin provası oluyor ve bunu kitapta çok net hissediyoruz. Bu yaşananlar ve tabii ki insanların ruh hâli ise çok güzel anlatılmış sadece biraz toz pembe kaldığını söyleyebilirim. Ve şunu da söyleyebilirim ki sosyalizmi olgusunu daha net anladım. Kitabın içeriğine çok girmeyeceğim. Benim için önemli olan, toplumcu bakıştan içe yöneldiğim ve kendimi koyup özdeşim kurduğum kişi Pelageya Vlasova'dır, yani “Ana”. Oğlu Pavel’i başta anlayamayan Ana, sonrasında bir aydınlanma yaşamış ve tüm fikirlerini yeniden inşa yoluna gitmiştir, boğazına sarılan eller pahasına. Hatırlanmaya değer bulduğum, ilgimi çeken birkaç alıntı şöyle idi;
“Onlar için hayat her zaman böyle olmuştu, yıllarca bulanık bir nehir gibi düzenli ve yavaş yavaş akmıştı ve her şey, her gün aynı şeyi yapmanın verdiği kadim alışkanlıkla güçlü bir şekilde birbirine bağlıydı. Ve hiç kimsenin o yaşamı değiştirmeye çalışmak gibi bir arzu ve isteği yoktu.”
“Elenmemiş undan ekmek olur mu?.."
Her ikisi de Ana’nın düşünsel evrim sürecini o kadar iyi özetleyen alıntılar ki. Ve şahsi hayatımda da alnıma etiket etmeye çalıştığım idealar, diyebilirim.
Ve şu alıntıyı çok beğendim;
Benim için endişelenmeyin..." diye mırıldandı. Hâlbuki tüm varlığıyla kendisine ilgi gösterilmesini ve yatıştırıcı bir şefkat gösterilmesini arzuluyordu.
Herkesin şefkate ihtiyacı vardır, kimisi almayı bilmez kimisi almak istediğini. Ama vardır. Bir yerde “Ağlamayı bilemiyor…” diye bir merhamet ibaresi vardı. Bunu oraya bağladı zihnim. Ağlamasa da sarılmak, kucaklamak belki daha anlamlı. Ama hepimiz biraz şefkat verirken de cahiliz, en az alırken olduğumuz kadar.
Gerek toplumsal açıdan bakalım gerek bireysel ama vardığımız noktalar birbirinden çok uzak değil. Mesela;
"Dirilmiş bir ruh öldürülemez!" diyor bedeni öldürülecek bir roman kişisi son sayfalarda. Aydınlanma nasıl olursa olsun, kaynak ne olursa olsun “ışık” görmeyi sağlar, görmek bilmeyi ve öğrenmeyi sağlar. Bunu bir defa bile deneyimlemiş insan için ruh bakîleşir. Aklıma ise şu mısralar geldi az önce verdiğim satırları okurken; “Ten fanidir can ölmez/ Çün gitti geri gelmez/ Ölürse tenler ölür/ Canlar ölesi değil”
Ve incelemeyi şiddet, şiddet ve şiddetle tavsiye ederek bitiriyorum.