Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2025 19:00
Maksim Gorki’nin “Ana” kitabını okurken beni en çok etkileyen şey, hikayenin bir anne üzerinden devrimci bir hikaye anlatması oldu. Pelageya Nilovna (ana), eşinden dayak yiyen, içine kapanık bir kadındır. Onu işçilerin dayanışmasına iten şey hem oğlunun azmi hem de kocasından dayak yemesidir aslında. Ana, feminist bir aydınlanma yaşamadan önce sosyalist bir aydınlanma yaşıyor ve kocasından neden dayak yediğini merak ediyor. Bu şiddeti işçilerin içsel huzursuzluğuna vs. bağlıyor. Ah be ana, keşke önden bir feminist aydınlanma yaşasaydın. Neyse, o dönemki rus yazarları düşünürsek Maksim Gorki bir melek kalıyor gözümde. Gorki’nin dili sade ama çok etkileyici. İşçilerin arasında geçen diyaloglar, mahallelerin o kasvetli havası, grevler ve toplantılar… Tüm bunlar öyle canlı ki, adeta yanlarındaymış gibi hissettim. Özellikle grev sahnelerinde, işçilerin dayanışması ve cesaretleri insanı hem gururlandırıyor hem de mücadele ruhunu hissettiriyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
Maksim Gorki'nin Ana kitabı incelemesi
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 22:04
Gorki bu kitabı kolay bir şekilde yazmadı, bedeller ödeyerek yazdı. Kendi hayatından, binlerce işçinin hayatından esinlenerek, binlerce ezilmişin sesi olmak için yazdı. Kitap ilk başta bize sorar: güçlünün mü yanındasın yoksa haklının mı? Ezenin mi yanındasın yoksa ezilenin mi? Evet Gorki kitapta ideolojik söylemlerde de bulunuyor ama bu sorulara doğru cevabı vermek için sosyalist olmak gerekmiyor, insan olmak gerekiyor. Ezileni, acı çekeni anlamak gerekiyor. “Fabrika düdüğü her gün işçi semtinin üzerini kaplayan dumanlı, yağlı havayı titreterek kükrer ve bu çağrıya itaat eden asık yüzlü, kasları uykuda dinlenememiş insanlar, korkmuş hamam böcekleri gibi küçük, gri renkli evlerinden sokağa fırlar, buz gibi sabahın alacakaranlığında yola düşerek fabrikanın yüksek taş duvarına doğru yürürlerdi.” kitabın ilk cümlesinden de anlayacağımız üzere bizi cıvıl cıvıl, içimizi pamuk gibi yapacak bir kitap beklemiyor. Hayatın onları her zaman aynı güçle ezmesine alışmış ve daha iyiye yönelik beklentileri olmayan halkın devrimcilerle uyanışını anlatıyor. Sonunu tahmin etmek zor değil, mutlu sonla bitmiyor, bitemezdi zaten davaları uğruna herşeylerini ortaya koyan insanları anlatıyor çünkü. Kitabın baş karakteri Ana, Pelageya Nilovna Vlasova, kocasından dayak yiyen, uğradığı haksızlıklara karşı ses çıkaramayan, cahil bir kadındır. Kocası fabrika işçisidir, kaba ve huysuz bir adamdır. Pavel adında bir oğulları vardır. Babası öldükten sonra, babasından miras aldığı bu ruhsal hastalıkla annesine karşı benzer muamelelerde bulunur. Bir gün kitaplarla tanışır, ''herkesin gittiği yol''dan sapmaya başlar, ruhu iyileşir, şehirdeki kötü ve pis ortamlardan uzaklaşır, annesine karşı daha kibar olur. Bir nevi kitaplarla hayatı değişir. Eve yasaklı kitaplar getirir, devrimci arkadaşlar edinir.
1000Kitap
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
Dirilmiş bir ruh öldürülemez!
10/10
·488 syf.··
2025 16. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 22:23
Toplumcu bu kitabın ana taşını, 1 Mayıs 1902 gösterilerinde tutuklanan gençlerin yargılanma süreci oluşturuyor. 1902 ve 1905’teki sıkıntılı süreçler Rusya için bir nevi 1917 devriminin provası oluyor ve bunu kitapta çok net hissediyoruz. Bu yaşananlar ve tabii ki insanların ruh hâli ise çok güzel anlatılmış sadece biraz toz pembe kaldığını söyleyebilirim. Ve şunu da söyleyebilirim ki sosyalizmi olgusunu daha net anladım. Kitabın içeriğine çok girmeyeceğim. Benim için önemli olan, toplumcu bakıştan içe yöneldiğim ve kendimi koyup özdeşim kurduğum kişi Pelageya Vlasova'dır, yani “Ana”. Oğlu Pavel’i başta anlayamayan Ana, sonrasında bir aydınlanma yaşamış ve tüm fikirlerini yeniden inşa yoluna gitmiştir, boğazına sarılan eller pahasına. Hatırlanmaya değer bulduğum, ilgimi çeken birkaç alıntı şöyle idi; “Onlar için hayat her zaman böyle olmuştu, yıllarca bulanık bir nehir gibi düzenli ve yavaş yavaş akmıştı ve her şey, her gün aynı şeyi yapmanın verdiği kadim alışkanlıkla güçlü bir şekilde birbirine bağlıydı. Ve hiç kimsenin o yaşamı değiştirmeye çalışmak gibi bir arzu ve isteği yoktu.” “Elenmemiş undan ekmek olur mu?.." Her ikisi de Ana’nın düşünsel evrim sürecini o kadar iyi özetleyen alıntılar ki. Ve şahsi hayatımda da alnıma etiket etmeye çalıştığım idealar, diyebilirim. Ve şu alıntıyı çok beğendim; Benim için endişelenmeyin..." diye mırıldandı. Hâlbuki tüm varlığıyla kendisine ilgi gösterilmesini ve yatıştırıcı bir şefkat gösterilmesini arzuluyordu. Herkesin şefkate ihtiyacı vardır, kimisi almayı bilmez kimisi almak istediğini. Ama vardır. Bir yerde “Ağlamayı bilemiyor…” diye bir merhamet ibaresi vardı. Bunu oraya bağladı zihnim. Ağlamasa da sarılmak, kucaklamak belki daha anlamlı. Ama hepimiz biraz şefkat verirken de cahiliz, en az alırken olduğumuz kadar. Gerek
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
Puan vermedi·488 syf.··
2026 100. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 10:30
İnsanlık tarihinde sınıfsal mücadeleler her zaman olacağı gerçeğini bilmek, bunun varoluşsal değerlendirmesini, insanın ruhundaki hak arayışı, kendine olan özsaygısı olarak farkında olmanın gereği olarak, kitlesel mücadelelerle ezilen ve dışlanmış insanlığın varlığını demokratik zeminde aradığı sürece gerçeklerle yüzleşmekten korkmadan, yükselen sese kulak vermek gerekir. Bir ailenin yaşadığı sosyolojik ve politik dönüşümün toplumsal değişimle olan izdüşümü ve gelişen olaylarla insanlığa anlatılan bir hayatta kalma mücadelesi...
1000Kitap
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
7/10
·488 syf.··
2025 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 12:58
Maksim Gorki’nin Ana adlı romanı, yoksulluk, adaletsizlik ve zulüm altında ezilen insanların mücadelesini anlatıyor. Ana karakterin, oğlunun etkisiyle bilinçlenip hakkın ve adaletin yanında yer alması dikkat çekici bir dönüşüm örneği. Sosyalizmi elbette savunmuyorum ve bir Müslüman olarak bu kitapta beni en çok etkileyen şey, zulme sessiz kalmamanın vurgulanması oldu. Bu, Kur’an’ın da bize öğrettiği bir ilkedir. Ayrıca, toplumun iyiliği için bireysel sorumluluk üstlenme fikri de İslam’daki “emr-i bi’l ma’rûf” anlayışını çağrıştırıyor. Ancak kitabın dine karşı mesafeli duruşunu da eleştirel bir gözle okumak gerektiğini düşünüyorum. İslam’da adalet, sadece sosyal eşitlikle değil, Allah’ın rızasıyla bütünleşir. İçeriğinde bazı fikir ayrılıkları olsa da, Ana, adalet duygusunu güçlendiren, düşündüren ve toplumsal sorumluluğa çağıran bir kitap. Tavsiye ederim; ama bilinçli bir gözle okumak şartıyla.
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
Dirilmiş bir ruh öldürülemez!
10/10
·488 syf.··
2025 16. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 22:23
Toplumcu bu kitabın ana taşını, 1 Mayıs 1902 gösterilerinde tutuklanan gençlerin yargılanma süreci oluşturuyor. 1902 ve 1905’teki sıkıntılı süreçler Rusya için bir nevi 1917 devriminin provası oluyor ve bunu kitapta çok net hissediyoruz. Bu yaşananlar ve tabii ki insanların ruh hâli ise çok güzel anlatılmış sadece biraz toz pembe kaldığını söyleyebilirim. Ve şunu da söyleyebilirim ki sosyalizmi olgusunu daha net anladım. Kitabın içeriğine çok girmeyeceğim. Benim için önemli olan, toplumcu bakıştan içe yöneldiğim ve kendimi koyup özdeşim kurduğum kişi Pelageya Vlasova'dır, yani “Ana”. Oğlu Pavel’i başta anlayamayan Ana, sonrasında bir aydınlanma yaşamış ve tüm fikirlerini yeniden inşa yoluna gitmiştir, boğazına sarılan eller pahasına. Hatırlanmaya değer bulduğum, ilgimi çeken birkaç alıntı şöyle idi; “Onlar için hayat her zaman böyle olmuştu, yıllarca bulanık bir nehir gibi düzenli ve yavaş yavaş akmıştı ve her şey, her gün aynı şeyi yapmanın verdiği kadim alışkanlıkla güçlü bir şekilde birbirine bağlıydı. Ve hiç kimsenin o yaşamı değiştirmeye çalışmak gibi bir arzu ve isteği yoktu.” “Elenmemiş undan ekmek olur mu?.." Her ikisi de Ana’nın düşünsel evrim sürecini o kadar iyi özetleyen alıntılar ki. Ve şahsi hayatımda da alnıma etiket etmeye çalıştığım idealar, diyebilirim. Ve şu alıntıyı çok beğendim; Benim için endişelenmeyin..." diye mırıldandı. Hâlbuki tüm varlığıyla kendisine ilgi gösterilmesini ve yatıştırıcı bir şefkat gösterilmesini arzuluyordu. Herkesin şefkate ihtiyacı vardır, kimisi almayı bilmez kimisi almak istediğini. Ama vardır. Bir yerde “Ağlamayı bilemiyor…” diye bir merhamet ibaresi vardı. Bunu oraya bağladı zihnim. Ağlamasa da sarılmak, kucaklamak belki daha anlamlı. Ama hepimiz biraz şefkat verirken de cahiliz, en az alırken olduğumuz kadar. Gerek
AnaMaksim Gorki · İthaki Yayınları · 202434,3bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2023 11. kitabı
Ana Maksim Gorgi'nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim eserlerinden sonra şimdi gelelim Ana'ya.. Pavel'in babası fabrikada ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Çok çalışır ama emeğinin karşılığını alamaz. Akşam işten eve dönüp geldiğinde patronlarına olan öfkesini karısından çıkarır durmadan, onu döver, hırpalar. Yanlız "Pavel'in babası mı?" bu durumda dersiniz. Tabii ki de hayır. Fabrikada çalışan işçilerin hemen hemen hepsi, akşam eve geldiklerinde içip içip karılarına şiddet uyguluyorlardır. Baba bir gün vefat eder. Artık tüm sorumluluk evin geçimi Pavel'in omuzlarına binmiştir. "Şimdi ne olacak?" dersiniz.. Bu kez babası ölünce, Ana'ya şiddeti Pavel mi uygulayacak? Gel zaman git zaman.. Pavel de babası gibi fabrikada çalışmaya başlar. Eve gelip tüm kazancını annesinin eline sayar. Annesine her gün nazik bir şekilde, hak ettiği gibi davranır. Ana şaşkındır. Benim oğlum, neden diğer gençler gibi değil? Neyse.. Pavel'deki bu değişimin kısa zamanda farkına varır. Oğlu gece geç saatlere kadar okuyor, bilinçleniyordur. Babasının ve çevresindeki işçilerin neden böyle proletaryanın kölesi durumunda izbe bir yaşam sürdüğünü anlıyor ve içerliyordur. Ana'sına der; Ana, babamın durumunu ben anlıyorum. İşten gelince onun neden öfkesini sana kustuğunu, yoğun iş yükü altında neden ezildiğini.. Evet evet hepsini biliyorum. Ana, babamın sana kustuğu öfke.. Hakkını alamadığı için.. Ana, yeni öğrendiklerini kanıksamaya çalışır. Peki şimdi ne olacak? Aklından sis perdesini kaldıran Pavel, "şimdi eli kolu bağlı mı duracak?" dersiniz. Hayır.. İşçi haklarının mücadelesi için kendisi gibi düşünen arkadaşlarını da yanına alarak haklarını kazanmak için büyük bir mücadeleye girişicektir. Bu hususta Pavel'e en büyük destek, oğlunu canı gibi seven Ana'dan
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
Aklı kanla söndüremezsiniz!!!
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 11:04
Ezilen, sömürülen, hakları çiğnenen işçilerin var olan düzene karşı çıkışını, ideolojin her ne olursa olsun zalimin değil mazlumun yanında, ezenin değil ezilenin yanında olup, hak, adalet, eşitlik ve özgürlüğün savunulmasını, en aydınınından en cahiline kadar bilinçlenip tek yürek olması gerektiğini dile getiren müthiş bir kitap. Pavel'in annesi Palegaya, kocası tarafından ezilmiş, dövülmüş ve hep boyun eğmek zorunda kalmış cahil bir kadındır. Kocasının ölümünden sonra da oğlu Pavel babası gibi davranmaya başlamıştır. Ama kısa bir süre sonra davranışları değişmiş. Kitaplara yönelmiş. Babasının ve babası gibi davranışlarda bulunanların ezilip sömürüldüğü için bu kadar sert, öfke dolu olduğunu anlamış ve daha iyi şartlara sahip olsalardı böyle davranmayacaklardı kanaatine varıp, varolan düzene başkaldırış hikâyelerini başlatmışlardır. Yasaklı kitaplar okuyorum ben anacığım. Bizlerin, işçi yaşamımızla ilgili gerçekleri yazdıkları için okumaları yasaklanan kitapları okuyorum. Herşeye boyun eğmeye alışmış olan Ana korkuyor oğluna zarar gelecek diye. Ama oğlu başımıza ne geliyorsa korktuğumuz için geliyor. Bizi yönetenler korkumuzdan yararlanıyorlar, bu daha çok korkutuyor bizi diyor. Ve Ana başlarda her ne kadar korkuyor olsa da sonrasında sadece Pavel'in annesi olmaktan çıkıyor diğer yoldaşların da anası, ablası, kardeşi oluyor. Oğlunu bu dava da yalnız bırakmıyor. Bir de şartlar değişince Ana oğlunun yerine geçip mücadelenin meşalesini devralıyor. Ana Palegaya her ne kadar cahil, herşeye boyun eğmiş biri olsa da verdiği mücadele, bir anne olarak oğlunun yanında yer alması ve cesareti takdire şayan. Pavele hakim soruyor: itiraf ediyor musunuz suçunuzu? Ve cevap veriyor; **Suçum neymiş ki, itiraf edeyim? Kimseyi öldürmedim, kimsenin bir
İnceleme
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 15:01
Selamlar efenim! İnceleme biraz uzun olabilir ama anlatacaklarım önemli :) İşçi haklarını zaten biliyoruz, kitabı da anlatma sürpriz olsun ,başımızı şişirme derseniz . Buyurun, çıkışlar sağda :) Okumak isteyenler, girişler SOLDA efendim!!️️ Maksim Gorki'nin Ana (1906) adlı romanı, Rus edebiyatının ve sosyalist gerçekçiliğin önemli eserlerinden biridir. Kitap, devrim öncesi Rusya’daki işçi sınıfının yaşamını ve devrimci hareketin doğuşunu konu alır. Gorki, bu romanı Önce bir dergide bölüm bölüm yayımlanmış. Sonra yetkililer okumuş, kaşlar çatılmış, “bu ne anlatıyor böyle?” deyip yasaklamışlar. Çünkü bu romanın içinde sadece hikâye değil, fazlasıyla gerçek var. "Ana" - Kapitalizme karşı sessiz ama kararlı bir direniş (Ve anneler, aslında çok şey biliyor). Maksim Gorki’nin Ana adlı romanı, sadece devrimci bir anlatı değil; aynı zamanda kapitalizme ve sisteme karşı bir kadının yükselişi. Pelageya, her ne kadar ilk başta sıradan bir taşra annesi gibi görünse de, oğlunun devrimci faaliyetlerine tanık oldukça birdenbire sistemin çarklarını anlamaya başlar. Hani biz de hep “Annem anlamaz, işleri bilmez” deriz ya, işte Pelageya, “Anladım, o zaman ben de bu işin içinde varım!” diyerek devrime atılıyor. Yani anlayacağınız, bu romanda “Annene söyle devrim yapsın” düzeyindeyiz. Kapitalizmin günlük yaşamımıza hâkim olduğu şu dönemde, Pelageya’nın değişimi bir tür uyanış gibidir. Bir gün oğlunun gizli toplantılarından şüphelenirken, ertesi gün onu desteklemeye karar verir. Kapitalist düzenin baskılarına karşı verdiği savaş, aslında işçi sınıfının sistemin yükünü omuzlarında taşımasına ve buna karşı durmasına dair güçlü bir simgeye dönüşür. Ve evet, oğlunun devrimci mücadelesine katılmak, bir annenin de hayatını değiştirebilir. (Şimdilerde anneler oğullarına TikTok videolarını
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
"ANA!"
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2022 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2022 22:35
Kitabın incelemesini yapmadan önce ana olmanın ne demek olduğunu yazmak istedim. Beceremedim. Hiç bir sözcüğe sığdıramadım anneliği... Belli başlı kavramlarla sınırlanacak türden de değildi... En azından benim sözcük dağarcığımda anneliğin yerini tutacak bir söz yoktu. Yetersizdi hepsi. O yüzden de ben iyisi mi kitaptan ve kitapta ki anneden bahsedeyim sizlere. Kısa da olsa bir fabrika geçmişim olduğu için belki de bu kadar çok beğendim bu kitabı. Herkes bilir emek sömürüsünün en çok olduğu yerlerdir; fabrika, tekstil ve atölye türü yerler. Buralarda işçiler genelde karın tokluğuna çalıştırılır. Enerjilerini ve güçlerini de sonuna kadar sömürürler. Tüm bunlar müdürler ve şefler için geçerli değildir elbette onlar çok daha az çalışarak çok daha fazlasını kazanan kesimlerdir. Ve bir yerde böyle bir eşitsizlik söz konusuysa isyan kaçınılmazdır. Peki bu isyanın başlaması için neler gerekir? Elbette öncelikle kurbanlar gerekir, kendilerini tüm işçiler için kurban edecek kişiler; diğerlerinden daha zeki, daha çok okumuş, tüm gerçekleri görebilen, cesur kurbanlara ihtiyaç vardır. İşte burada Pavel, arkadaşları ve annesi taşın altına eline koyan kişiler oluyor. Pavel'in doğup büyüdüğü yerde insanlar fabrikada çalışarak geçimini sağlayan kişilerdir. Tabi buna geçim denilebilirse. İnsanlar fabrikada gün boyu çalışır, iş çıkışı alkol alırlar. Gençler birbirleriyle kavga ederler, büyükler oğullarını ve eşlerini döverler... Bunun tek bir sebebi vardır aslında. Fabrikada sabahtan akşama kadar yok pahasına ezilmek. Çalışanlar bu kinlerini, öfkelerini dışarıda ki kişilere kusuyorlar. En çok da en yakınındakilere. En kötüsü de bunun sebebini göremeyecek kadar kör olmaları. Fabrikada ezilmelerini de eşlerini ve çocuklarını dövmelerini de gayet normal ve olması gereken olarak
AnaMaksim Gorki · Oscar Yayınları · 201934,3bin okunma

Yazar Hakkında

Maksim GorkiYazar · 96 kitap
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir. 1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı. Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti. Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur. 1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır. Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar. Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır. 1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.