Meursault bir cinayet işlediği için yargılanır, ama asıl dikkat çeken şey mahkemede cinayetten çok, annesinin ölümüne karşı gösterdiği tepkisizlik üzerinde durulmasıdır. Toplum, onun ağlamamasını, üzülmemesini, duygularını belli etmemesini bir suç gibi görür. Aslında Meursault, insanlar gibi sahte bir yas tutmaz, hissetmediği şeyleri göstermeye çalışmaz. Bu yüzden de toplumun gözünde, yaptığı şeyden çok nasıl biri olduğu yüzünden suçludur. Onu gerçekten mahkûm eden, duygularını toplumun istediği şekilde göstermemesidir.
Camus, Meursault karakteri üzerinden “absürd” düşünceyi anlatır. Meursault, hayatın anlamı olmadığını kabul eder ve bu yüzden hiçbir şeyi abartmaz. Dünya onun gözünde zaten anlamsız ve karmaşıktır; bu yüzden ne ölüm onu şaşırtır ne de yaşam. Her şeyin farkında olmasına rağmen hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eder, çünkü onun için yaşamakla yaşamamak arasında çok da büyük bir fark yoktur. Bu, onun ruhsuzluğu değil, tam aksine farkındalıkla dolu felsefi bir bakış açısıdır.