·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Nisan 2025 19:35 Bu kitap “Carpe Diem” diye bağırıyor resmen. Filmini izlediğimden beridir benim için yeri ayrı olan bu şaheserin ( şaheser diyorum çünkü başka şekilde ifade edilebileceğini düşünmüyorum ) kitabını bu kadar geç okuduğum için çok pişman oldum.
Küçükken çok iyi bir öğretmene denk gelenler bilirki bu hayatta en şanslı kişilerden biriside onlardır aslında. Sana yol gösterir. Seni kolayca etkileyebilir. Ya senin üstünde sonsuza kadar kalacak iyi ya da kötü bir etki bırakır ki sen bunu bir daha unutamazsın. Çünkü ilkler adı üstünde ilktir ve unutulamazlar.
Bazıları düşünürki kitapta Neil’in hem en büyük şansı hem de en büyük şanssızlığı öğretmeni Keating’dir! Fakat ben buna katılmam. Katılmam tabi çünkü size gerçek hayatı gösteren ve o güzel, vazgeçilmez tadı bir kez aldıran kimse nasıl olabilirde kişinin en büyük şanssızlığı olabilir! Öldü diye mi? Zira siz Neil öldürmese kendini, yaşayacağını mı düşünüyordunuz? Yaşayan bir ölüden ne farkı kalırdı ki? O artık bir insan değil babasının tıpkısı bir robot olurdu bir robot!
Benide herkes gibi en çok etkileyen sahnelerden birisi “Carpe Diem” sahnesi olmuştur. Keating hepsini onur salonuna götürür ve mezunları gösterir. Kitaptada geçtiği gibi çoğu insan başarının o yüce tanrısallığını kovalarken gençlik hayallerini heba etmedi mi? Kitabı tek bir cümleyle açıklamak istesem bu olurdu sanırım. Çoğu insanın ise bu durumun farkında olmaması ise trajikomik. Hadi ama sonuçta onları suçlayamam değil mi? Hepsi günümüzdeki sistemin kurbanları. Peki bu sistemi kim inşa etti? Daha doğrusu bu sisteme baş kaldırırsan ne olur? Neil gibi sende trajik bir şekilde ölür ve bir hafta sonra unutulur musun?
Şiirin şiir olduğu zamanlar ne güzeldi. Kitaptan bir alıntı bırakmak istiyorum buraya “Şiiri sözcüklerle de sınırlandırmıyorum. Müzikte de şiir olabilir, bir fotoğrafta da, bir yemeğin hazırlanışında da -içinde ilham olan her şeyde.” Her şey hakkında şiir yazabilirsiniz yeter ki sıradan olmasın demiş bizlere. Kurtuluş günü ya da kıyamet gününü anımsatsın, bizi heyecanlandırırsın, bizi bir parça ölümsüz hissettirsin ama asla sıradan olmasın. Çünkü gerçek şiir budur, Bunuda çoğu şey gibi mahvettiler…
Aslında yaşama amacını bulmak ne kadar da önemliymiş şu dünyada. Neil dışındakiler ne kadarda şanssızmış aslında. Belkide çoğu amaçlarını bulamadan ölecek ki Neil gençliğinin baharında ölmesine rağmen daha çok yaşamış olcak onlardan. Daha çok gerçek hayatın o eşsiz ve güzel tadına bakmış olacak. Belki diğerleri daha fazla yıl hayatlarını sürdürecekler fakat sadece sürdürecekler kimse Neil’den çok yaşamış olmayacak hayatı. Amansız bir yarış içinde olacaklar çünkü gelecekleri onlar daha anne karnına düşmeden önde planlanmış olacak. Hayatlarını daha fazla sürdüremedikleri noktada onlarda Nergis Gübresi olacak ve o fotoğraflardan fısıldayacaklar: Carpe Diem, Carpe Diem… Hâlâ Neil’in şansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yahut aralarında en şanslısı oydu çünkü hayatı en çok yaşayan da oydu.
Değinmek istediğim bir sahne daha var. Bay Keating’in çocukları avluda yürütmeye başlamasıyla hepsi bir süre sonra uyumlu yürümeye başlıyor ve Bay Keating buna şöyle değiniyor: “
Eğer içinizde ben olsam farklı yürürdüm diye düşünen varsa kendisine neden el çırptığını sorsun.”
Ne gariptirki Bay Keating’in okuldan atılma mektubunu imzalarken tek imzalamayanda Todd idi. Sizce gerçekten herkes kendini mi kurtarmak için o mektubu imzaladı? Yahut Frost demişti ki:” Yollar ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben -daha az katledilmiş olanı seçtim, / bütün ayrım yaratan da buydu. Yoksa Bay Keating’inde söylediği gibi “hoi polloi” miydi onları bu mektubu imzalamaya iten.
Daha farkettiğim ve fark etmediğim üzerinde konuşmak istediğim o kadar detay var ki hepsini yazsam sayfalar yetmez. İşte böyle bir kitap bu, böyle derinden etkileyen, insanı fark ettiği her detayla daha derin bir cazibeye boğan bir kitap bu. Belkide tüm kitabı bir günde bitirmemin nedeni budur. Kendimden, insanlıktan bir parça görmüşümdürde bu duygu beni heyecanlandırmıştır. Sonsuza kadar bu kitabın yeri bende farklı olacak. Ve şunuda eklemek isterim:
Neil artık gerçek bir Ölü Ozanlar Derneği üyesi. Hemde Bay Keating’den daha eski…