"Bazen en zor şey insan kalabilmektir." Michael Fanti
7/10
·283 syf.··
2025 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 23:29
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) İnsan olmanın bütün yargılarını rafa kaldırıp benliğimize ve varoluşumuza başka bir formda bakarak bir hikâye tüketmek istiyorsanız; dilinin çok sade ve birkaç kurgu ögesinin tutarsızlığını göz ardı etmemekte fayda var. Mesela zihin kontrolü yapabilen bir form, dünyaya çıplak gelir, karşılaştığı ilk insanın zihninden genel davranış kalıplarını öğrenmek yerine, uzun bir süre çıplak gezer. Bu durum bende PK'yı hatırlatıp tebessüm yaratsa da genel kurguyu etkileyecek daha yaratıcı bir alternatif düşünülebilirdi kanımca. Dünya'da matematik gelişim hızının insanların psikolojik olgunluk seviyesini aşacağı varsayımıyla, çabasız bir varoluşa sahip başka bir gezegenden gelen Vonnadoryalının dilinden dinlediğimiz bu hikâye; insanın varoluşsal körlüğüne bir farkındalık yaratırken duyguların önemine özellikle dikkat çekiyor. İmkansızlığın var olmadığı, kuantum bilmecesinde hem çok uzakta hem de şu an burada olma halindeki bir formda; zihinsel ve fiziksel süreçleri manipüle edebilen, telekinezi gücüne sahip bir Vonnadoryalı neden ölümlü bir insan olmayı tercih eder ki, biz insanlar bengisu peşinde koşarken? Hayatın anlam ve değeri, avucundan kayan taşın kayma ihtimalinde taşa yüklediğindir belki de! Sonlu olması sonsuzlukta kıymetli! Peki ya duygular? Neden bu kadar önemli? İnsan olmanın pathosunu kavrayan Vonnadoryalı ile aile, arkadaş, aşk, sevgi, ölüm, günlük rutinler, savaş vb birçok konuya farklı bir gözle mercek tutarken kurgu heba olmuş demek istemem ama daha farklı bir anlatımla enfes bir tat bırakırdı diyebilirim. "Gece Yarısı Kütüphanesi" ile aynı okuma serüvenine yakın bir kitap. Ağır okumalar arasına sıkıştırılabilir. "İnsan dediğimiz şey orta zekalı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor." S. ix "... insanlar bir şeyde ne kadar ilerlemişlerse o şeyde ölüm ihtimali o kadar yüksekti." S. 7 "İnsanların en iyi ihtimalle orta düzey bir zekaya sahip ve şiddete, derin bir cinsel utanca, kötü şiirlere ve dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmeye meyilli bir yaşam formu olduğunu da duymuştum." S. 17 "Gülmek, delirmek gibi, tek çıkış yoluydu sanki, insanların acil çıkış kapısı." S. 43 "İnsan olmak bariz gerçekleri tekrarlamak demektir. Tekrar tekrar, durmadan, sonsuza kadar." S. 78 "Adlar bireysel benliği kolektif iyiliğin üstünde tutan türlere özgü bir semptomdur." S. 89 "Ölmek. Nasıl hazmedebiliyordu bu fikri insanlar? Nasıl katlanabiliyorlardı ölmeye?" S. 95 "İnsanlar kibirlidir. İnsanlar hırslıdır. Para ve şöhretten başka bir şeyi umursamazlar. Matematiği kendi içindeki değeri yüzünden değil, onlara sağlayabileceği şeyler için takdir ederler." S. 105 "Hepimiz yalnızlığını çektiğimizi bilmediğimiz bir şey yüzünden yalnızız." David Foster Wallace S.119 "İnsanlar, medeniyeti yaratmak için gerçek benliklerinin kapılarını kapatmışlar. Bu yüzden de kaybolmuşlar." S.127 "İnsan davranışlarını hırsları belirler." S.128 "İnsan olmanın pathosunu kavradım. Özünde yalnız, ama birliktelik mitine ihtiyaç duyan ölümlü bir varlık olmanın. Arkadaşlar, çocuklar, sevgililer. Cazip bir mitti bu. Kolaylıkla kendinizi kaptırabileceğiniz türden bir mit." S. 144 "Uyumakla biter yalnızca İnsanların kalp ağrısı ve binlerce sarsıntı Tenin miras aldığı” - William Shakespeare, Hamlet S. 161 "İmkânsız diye bir şey yoktu. Bunu biliyordum, çünkü aslında her şeyin imkânsız olduğunu ve bu yüzden de hayatta mümkün olan her şeyin imkânsızlıklardan ibaret olduğunu biliyordum." S. 166 "Önemli olan gözlerdi Dünya'da. Gözleri görünce karşınızdaki kişiyi, içindeki hayatı görmüş oluyordunuz." S. 167 "Sorun şiddetin kendisinden çok, insanların içlerindeki şiddeti gizleyebilmek için harcadığı çabanın büyüklüğüydü. Homo sapiens sabahları bir canlıyı öldürebileceği bilgisiyle uyanan ilkel bir avcıydı eskiden. Şimdiyse sabahları bir şey satın alabileceği bilgisiyle uyanıyordu yalnızca." S. 185 "Koca insan türünün bir şey yapmadıklarında öne sürdükleri temel bahane zamanlarının olmamasıydı. Aslında zamanları olduğunu anladığınız ana kadar gayet makul bir gerekçe gibi geliyordu bu kulağa. Tamam, sonsuzluk yoktu önlerinde, ama yarın vardı. Ve ertesi gün. Ve ondan sonraki gün. Son güne gelinceye dek otuz bin kez 'ondan sonraki gün' yazabilirim insanların elindeki zamanın çokluğunu göstermek için." S. 191 "Her gün arabayla elli kilometre yol gidiyor, sonra bir iki cam kavanozu geri dönüşüm kutusuna attılar diye kendilerini iyi hissediyorlar. Barıştan iyi bir şey gibi bahsedip sonra savaşı yüceltiyorlar. Öfkeye kapılıp karısını öldüren adamı aşağılıyor ama bomba atıp yüzlerce çocuğu öldüren kayıtsız askerlere tapınıyorlar." S. 240 "-Ama insanlar hatalarından ders alıyor... Ayrıca birbirlerini sandığından çok daha fazla önemsiyorlar. -Hayır. Yalnızca kendilerine benzeyen ya da aynı çatı altında yaşadıkları insanları önemsiyorlar, diğerleriyle aralarındaki her fark onları empatiden bir adım daha uzaklaştırıyor. Kendi aralarında kavga etmek için bile hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar." S. 241 "Uygar yaşam, sizin de bildiğiniz gibi, hepimizin seve seve işbirliği yaptığı çok sayıda yanılsamadan oluşur. Sorun şu ki bir süre sonra bunların yanılsama olduğunu unutur ve gerçeklik etrafımızda parçalandığı zaman büyük bir şok geçiririz." -J.G.Ballard S.251 "Yalan söylemenin insan olmanın bir parçası olduğunu keşfetmiştim. Ne zaman hangi yalanları söylemen gerektiğini bilmeliydin." S.253 "Güneş batıyorsa durup izle. Bilgi sonludur. Hayranlıksa sonsuz." S. 262 "Mükemmelliği hedefleme. Evrim ve hayat hatalarla mümkündür sadece." S. 262 "Hiç kimse hiçbir konuda tamamen haklı değildir. Hiçbir yerde." S. 263 "Herkes bir komedidir. Eğer sana gülüyorlarsa asıl şakanın kendileri olduğunu anlamıyorlardır sadece." S. 263 "Paradoks: Kitap, sanat, sinema ve şarap gibi yaşamak için ihtiyacın olmayan şeyler, yaşaman için gereken şeylerdir." S. 263 "Hiçbir iki insanın ahlak anlayışı tamamıyla uyuşmaz. Zarar verecek kadar keskin olmadığı müddetçe farklılıkları kabul et." S. 263 "Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil. Ne kadar derin yaşadığın. Ama derinlere inerken güneşi hep üstünde tut." S. 264 "Bildiğini düşünme. Düşündüğünü bil." S. 264 "Savaş yanlış sorunun cevabıdır." S. 265 "İnsanlar arasındaki fiziksel çekim her şeyden önce salgı bezleriyle ilgilidir." S. 265 "Kibarlık çoğu zaman korkudur, incelikse her zaman cesurluk. Ama seni insan yapan şey başkalarını umursaman. Daha çok umursa, daha iyi insan ol." S. 265 "Haberleri izlerken türünün üyelerini sıkıntı içinde gördüğünde yapabileceğin hiçbir şey olmadığını düşünme. Ama yapabileceğin şey her neyse, bunun haber izleyerek yapılmadığını bil." S. 265 "Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan sonra gelir." S. 266 "Eğer bir şey sana çirkin görünüyorsa daha iyi bak. Çirkinlik bakan gözün başarısızlığıdır." S. 266 "Akademisyen olmak zorunda değilsin. Hiçbir şey olmak zorunda değilsin. Zorlama. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uyumayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil. Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun." S. 267 "Bazen en zor şey insan kalabilmektir." Michael Fanti S. 269 "Dünya'da güzelliği deneyimleyebilmek için acıyı deneyimlemek ve ölümü bilmek gerekiyordu." S. 273 "Bir kalbin kırılmasını engellersem, demişti şair, boşa gitmemiş olur hayatım." S. 279
1000Kitap
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,9bin okunma
·
148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.