·504 syf.····Okunma: 18 Nisan 2025 02:49 Öncelikle kitabi kesinlikle cok beğendim buradan baslamak isterim . Olay örgüsü uzerine titizlikle çalışılmış , tarihi olayların didaktikliği yerine göre yerlestirilmiş , ansiklopedi tarzindan uzak , konunun akışina gore düzenlenmisti . Bunu özellikle belirtmek isterim ki kitap sadece bir polisiye roman degil , mitoloji ,tarihi bilgiler , sosyoloji , insan psikolojisi gibi derin konulari ele alan çok katmanli bir eser .Aynı zamanda akıcı ve sürükleyiciydi. (Ahmet Umit 'ten başka bir durum beklenemezdi zaten)
(Kitabi 4 gunde bitirdim 3 yıl once almistim )
Konusu : Yıldız Karasu adındaki Turk asıllı komiserin Almanya'dan Bergama'ya uzanan bir cinayetin binlerce yıla uzanan ipuçlarıyla faili bulma çabasi
----SPOİLERRRR----
Verilmek istenen-sorgulatan alt metinler:
Türklerin Almanya'ya gidıs sebebi
Uyum saglayamamasının nedenleri ve Turk göçmenlerin iki kültür arasındaki sıkışmışlığı
Almanya'nın bir zamanlar iş gücünden faydalandığı Türk göçmenlere şu anki eleştirel politikasi
Osmanlı'nın cehaletinden faydalanan Almanya'nin Zeus Altarı ve tarihi eserleri ele gecirmesi
Dogu Bati arasındaki Berlin duvarının trajedileri ; kopardıği aileleri , aşkları yarim bırakmasi ve terk edilen çoçuğun psikolojisi
ÖZNEL OLARAK EN ETKILENDIĞİM YER
Ama beni en sarsan kısım 5 yaşında terkedilen bir cocugun , "Tanri olmayı secmesi" metaforu . Ve kitapta soyle bahsedilmesi ;
(Basliklar bana aitt)
BABASIZLIĞIN TANRISI : ZEUS OLMAYI SEÇMEK
"O kadar yaralanmıştı ki, kutsal da olsa yeni bir baba istemiyordu. Aksine, babaya ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olmak istiyordu. O yüzden Zeus olmayı seçti, çünkü tanrıların babaya ihtiyacı yoktur."
ZEUS OLMAYI SEÇMEK : BABASIZLIĞIN ,TERK EDİLMENİN YIKIMI
"İlginç bir adammış. Babasız çocuklar tanrıya sığınırlar, ama o tanrı olmayı seçmiş."
Bu iki cümle babası tarafindan terk edilen bir çocuğun bu durumla başa çıkamamasini en vurgulayıcı şekilde anlatiyor.Hatta büyüse bile icindeki terk edilen cocuk şunu söylüyor;
Çocukluğumu saymazsak, yaşadığım hayatı hiç sevmedim, bir tek anını bile. Dönersem, oraya dönmüş olacağım. Eskisinden daha kötü, daha zor, daha çirkin olacak her şey. Hayır Bayan Karasu, dönmeyeceğim, tanrıların dünyasında kalmak daha iyi. Sonuna kadar götürmeliyim bu serüveni, yoksa çekilen acılar anlamsızlaşacak, döktüğüm kan boşa gitmiş olacak, yoksa herkes beni basit bir deli sanacak." Buruk bir gülümseyiş belirdi dudaklarında. "Hayır Bayan Karasu, ben deli değilim, aklımı da kaçırmadım. Ama bu kadar acımasız, bu kadar
sevgisiz, bu kadar hoyrat bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazdım."
Ve Bergamanın surlarından kendini aşağı bırakıyor