ÖLÜM
Irvin Yalom un daha önce Niçe ağladığında kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Daha sonra instagram keşfette kim olduğunu bilmediğim bir psikolog yada psikiyatrın günü birlik hayatları önerdiği bir videoyla karşılaştım ve hemen kitabı sipariş verdim . Kitaba başladığımda hayal kırıklığına uğramadım diyemem çünkü psikoloji okumayı sevmeme rağmen terapi öyküleri okumaktan hoşlanmıyorum. bu tarz hikayelerin bana ne kattığından emin olamıyor kırmızı oda izlesem de olurmuş hissine kapılıyorum ve genelde bu tarz kitapları yarım bırakıyorum. Ama bunu yarım bırakmadım hatta başka bir kitabını da almak için listeme ekledim . sıradan terapi öykülerinden farklı olarak bu kitap insanlardaki ölüm korkusu üzerine yoğunlaşmıştı. ölümcül hastalıklara sahip kişilerin yada yaşı itibariyle ölüme yakın hisseden kişilerin öykülerine yer verilmişti . insanı duygunun içine çekebilen bir kitap değildi açıkcası ama beni fikrin içine çekebildi . ölüm konusunda ölümü yakın hisseden insanların düşünce ve duygularını okumak benim için faydalıydı. çünkü yer yer herkesi yoklayan ölüm fikrinin verdiği rahatsızlık çoğu kez üzerinde düşünülmeyerek geçiştiriliyor ve maruz kalma anlarında çok daha yıkıcı olabiliyor. Ölümdeki bilinmezliğin insanı korkuttuğunu biliyorum ama buna bir çare var mı bilmiyorum. ölümde insanı üzen şey ise genellikle yaşanmamışlıklar . Ömrün sınırlı bir süre olduğu bilinciyle ona çok şey sığdırmaya çalışmak sığdıramayınca kıyasa düşüp üzülmek hemen herkesin başına gelen bir durumdur. Ben hayatın varoluşsal bir anlam arayışı olduğunu düşünüyor ve bu anlamı çok şey yapmadan da bulabileceğim fikrinden çıkamıyorum. Hayatımın bir anlamı var ve çok para kazanamasam da var , şehir şehir ülke ülke gezemiyor olsam da var, evlenip çocuk çoluğa karışamasam da var , istediğim fiziksel özelliklere sahip olamasam da var ... Herkesin varoluşsal çabası ve var olma yöntemi o kadar farklı ki bunları sınırlamak kalıplara sokmak bana da anlamsız geliyor .
...Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda ... (Marcus Aurelius)