Büyük bir Nazım Hikmet hayranı olmama rağmen bu kitap şu gerçeği fark ettirdi : EQ (Emotional Quotient) seviyesi bu kadar yüksek olan bir yazar için bile insani hırslar ve bencillikler ve istekler bazen bile bile seni seven insanları üzmene ve hata yaptığını anlayınca şu şekilde narsistçe bir yoruma sebep olabiliyor :
Nazım ile Piraye büyük bir aşkla evlenmiştir, maalesef evlenir evlenmez, yazıları ve düşünceleri yüzünden Nazım hapis hayatı yaşamaya başlar. Ama Piraye büyük bir aşk ve sabırla Nazım’ı bekler ve sevgisi daha da büyüyerek devam eder. Bu kitap birbirlerine (sadece Nazım’ın mektuplarını içeriyor) hapis döneminde yazdıkları mektupları içeren bir kitaptır. Başlangıça kızıl saçlı bacım, aşkım vs. gibi hitaplar ve büyük bir aşkı okuyacaksınız. Fakat ilerleyen mektuplarda benim gibi büyük bir hayali kırıklığı ile karşılaşacaksınız . Münevver Berk ( Nazım’ın kuzeni) ve Nazım Hikmet arasında hapishane ziyaretlerinden doğan bir yasak aşk başlar ve Nazım, Piraye’ye mektuplarında evliliğini sonlandırmak istediğini çok net ifade eder. Piraye büyük bir hayal kırıklığına uğrar, çok üzülür ama boşanmayı kabul eder. Uzun bir süre sessizliğe bürünür. Bu süre zarfında Münevver Berk evlidir ve çocuğu vardır boşanıp Nazım ile evlenecektir fakat son anda vazgeçer ve evliliğine bir şans daha vermeye karar verir. Nazım Hikmet çok pişman olur ve Piraye ile barışmanın yollarını arar. Araya ortak arkadaşlarını sokar, açlık grevine girer fakat Piraye çok gururlu bir kadın olduğu için iletişim yollarını reddeder. Nazım, Piraye’ye şöyle bir mektup yazar ;
“ Değer mi? Senin kabuğuna çekilip oturman, beni ömrümün sonuna kadar affetmemen, bana kırgın, dünyaya kırgın olman, zaten zehir zemberek olan hayatını büsbütün zehir etmen, değer mi ?
Farzet ki ben sana yanlışlıkla - bunda ısrar ediyorum , yanlışlıkla ve mesela bir sarhoşluk anında - bira yerine zehir içirdim, sonra ne yaptığımın, şu veya bu suretle farkına vardım ve seni kurtarmak için sana geldim, sen beni itecek misin ? Hayır ! Beni zehirledin, yanıma yaklaşma mı diyeceksin ?
Mesele bu kadar basit değil mi diyorsun? Sen bunu sarhoşluk anında değil bile bile yaptın mı diyorsun ?
Eğer hadise başka türlü inkişaf etseydi, beni zehirimle başbaşa bırakacaktın mı diyorsun ?
Deme, şunu yahut bunu münakaşa etmeden, söyleyecek bir tek sözüm var : Hayatta mühim olan, gerçek olan tek şey vakıadır. ……. Biz o hatırayı da bir an önce unutacak kadar kuvvetli değil miyiz ? Karıcığım, vallahi değmez . Vallahi asıl olan şey, seni, her zaman ve her mekanda, seni zehirlediğim anda dahi, yeryüzünde en yakın insanım olarak sevmiş bulunmamdır. ……. “
Fakat Nazım’ın bu mektubu da diğer mektupları gibi cevapsız kalmıştır.