Nazım İle Piraye Mektuplar 1

8,5/10  (23 Oy) · 
97 okunma  · 
25 beğeni  · 
2.118 gösterim
Hatçem, Sağ selim Bursa'ya ulaştık. Rahatımız iyicedir. Mahkemenin ne zaman başlayacağı daha belli değil. Bu da tabii, Çünkü buraya geleli daha 24 saat bile olmadı. Aramıza dağlar denizler girdikten sonra hasret ve görecelik bir kat değil, kat kat arttı. Tez kavuşsak derim. Sen de öyle dersin, bilirim. Ama bakalım hadisat ne der' Hapishane penceresinden, yığın yığın yeşillikler arkasında Bursa'nın beyazlıklar ve keşişin dumanlara karışan etekleri görünüyor. Ben seni düşünüyorum. Senin çocukluğun bu yeşillikler arasında, bu kocaman, karlı dağın yamacında geçmiş. Ne tuhaf şey değil mi' senin en güzel günlerinin geçtiği bu gök altında benim şimdi, bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen saatlerim uzayıp gidiyor... Her ne hal ise geç şimdi bunları... Hiç olmazsa haftada bir bana mektup göndermeyi unutma! İhmal etme! Memet, annen, Selma, Fahamet, Vedat canım ne alemde'.. Hepsinin gözlerinden ve ellerinden öperim. Samiye'yi, Seyda'yı görürsen selamlarımı ve öpüşlerimi söylersin... Halalarımın ellerinden pus ederim. Sana gelince... Kavuşalım dedim, kavuşalım tezden..
Fatih Karaçelik 
21 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Nazım ne de güzel sevmiş...
Özgürlüğünün çalındığı dört duvar arasında bile memleketine, sevdiğine, çocuklara, gökyüzüne olan sevgisini ve ümidini hiç kaybetmemiş...

Ağızdan ağıza yayılan aşk hikayeleri vardır. Küçüklüğümüzden beri düşmez hikayelerden.
Çocuklarına bu aşıkların isimlerini koyanlar olur. Belki aşklarını sevdiklerinden belki de çocuklarının da aşklarının büyük olmasını dilediklerinden.
Kültürümüz, karakterimiz gereği çok bağlıyız duygulara, aşka, umuda, sevgiye, şevkate, en imkansız görüneni bile oldurmaya çalışmaya. Bu yüzdendir belki şairlerimizin çok sayıda olması. Fakat bir ayrıntı daha var gözden kaçırılan. Çoğu şair’i şair yapan kavuşamadığı aşklardı. Aşkların ulaşılmazlığını kağıda döktü onlar. Ekmeğini hüzünden çıkardılar. Sabır ve sebat ile.