Nazım İle Piraye (Mektuplar 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.767
Gösterim
Adı:
Nazım İle Piraye
Alt başlık:
Mektuplar 1
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
335
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180114
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Hatçem, Sağ selim Bursa'ya ulaştık. Rahatımız iyicedir. Mahkemenin ne zaman başlayacağı daha belli değil. Bu da tabii, Çünkü buraya geleli daha 24 saat bile olmadı. Aramıza dağlar denizler girdikten sonra hasret ve görecelik bir kat değil, kat kat arttı. Tez kavuşsak derim. Sen de öyle dersin, bilirim. Ama bakalım hadisat ne der' Hapishane penceresinden, yığın yığın yeşillikler arkasında Bursa'nın beyazlıklar ve keşişin dumanlara karışan etekleri görünüyor. Ben seni düşünüyorum. Senin çocukluğun bu yeşillikler arasında, bu kocaman, karlı dağın yamacında geçmiş. Ne tuhaf şey değil mi' senin en güzel günlerinin geçtiği bu gök altında benim şimdi, bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen saatlerim uzayıp gidiyor... Her ne hal ise geç şimdi bunları... Hiç olmazsa haftada bir bana mektup göndermeyi unutma! İhmal etme! Memet, annen, Selma, Fahamet, Vedat canım ne alemde'.. Hepsinin gözlerinden ve ellerinden öperim. Samiye'yi, Seyda'yı görürsen selamlarımı ve öpüşlerimi söylersin... Halalarımın ellerinden pus ederim. Sana gelince... Kavuşalım dedim, kavuşalım tezden..
335 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Nazım Hikmet'in hapislik yıllarında çeşitli hapishanelerden, Piraye Hanım'a yazdığı aşk ve şiir dolu mektuplar yer alıyor bu kitapta. Daha önce bu tür mektupları "Ahmed Arifin, Leylasına," ve Sabahattin Ali'nin, eşi Ali'ye ye yazdığı aşk dolu mektuplar da görmüş ve okumuştum, şimdi bakıyorum da hepsinin ortak noktaları aşkın en güzel halini yaşamış olmaları, derler ya her kitap bir şeyler öğretir insana, bu kitap da sevmeyi öğretiyor.
Benim için 335 sayfayı okumak kolaydı.
Oysa; aşkı, hasreti, umudu, acıyı ve ayrılığı yaşamış, satırlara döke bilmiş olan Nazım Hikmet için çok zor olsa gerek.
335 syf.
·Beğendi·10/10
Nazım ne de güzel sevmiş...
Özgürlüğünün çalındığı dört duvar arasında bile memleketine, sevdiğine, çocuklara, gökyüzüne olan sevgisini ve ümidini hiç kaybetmemiş...

Ağızdan ağıza yayılan aşk hikayeleri vardır. Küçüklüğümüzden beri düşmez hikayelerden.
Çocuklarına bu aşıkların isimlerini koyanlar olur. Belki aşklarını sevdiklerinden belki de çocuklarının da aşklarının büyük olmasını dilediklerinden.
Kültürümüz, karakterimiz gereği çok bağlıyız duygulara, aşka, umuda, sevgiye, şevkate, en imkansız görüneni bile oldurmaya çalışmaya. Bu yüzdendir belki şairlerimizin çok sayıda olması. Fakat bir ayrıntı daha var gözden kaçırılan. Çoğu şair’i şair yapan kavuşamadığı aşklardı. Aşkların ulaşılmazlığını kağıda döktü onlar. Ekmeğini hüzünden çıkardılar. Sabır ve sebat ile.
335 syf.
Aşka aşık Mavi Gözlü Dev Adam
Nazım Hikmet...
Esretin ve yalnızlığın bedelini en acısından ödeyen, fakat buna rağmen umudunu yitirmeyip hergün umuda sarılarak uyuyan adam...
Piraye'ye enfes mektup ve şiirleri yazan adam..
Memleket hasreti ile yanıp dururken Vatan Haini olarak suçlanan Adam...
Dostlarına ve dostluklarına sadık iken yalnız kendisi ile kalan adam...
Hapishane hayatını en güzel şekilde değerlendirerek yaşayan, orda bile ülkesine verimli olmaya çalışan adam...
Dünyaca bilinen ve ne yazık ki son günlerini ülkesinde yaşayamayan adam..
Kalemine Yüreğine ilhamına sağlık..
Sen ne güzel eserler bırakmışsın bizlere...
Ruhun şad olsun
335 syf.
·10/10
Bu kitaptan önce ela gözlü pars celileyi okumuştum. Celile Nazımın annesidir. Çok güzel bir kitaptı. Daha sonra nazım hikmetin hikayesini merak ettim ve 'nazım ile piraye' aşkını okudum( kitap bu değildi ama tuna serimin kaleminden bir kitaptı burada onu göremedim). Gözyaşlarımı tutamamıştım. Dönemin ağır şartlarının siyasetin acı yüzünün ve tabikide nazımın aşklarının anlatıldığı bir eserdir. Zaman zaman nazım hikmete çok kızmışımdır. İnsan birini severken başka birinede arzu duyarmıydı? Belkide onun sanatçı ruhu, şairliğiydi onu başka aşklara iten. Her kadında bir ilham bulması; ona heyecanı, arzuyu keşfetme duygusunu yaşatıyordu. Kadınları değil de bunu seviyordu bilemeyiz. Aşık olduğu kadınların hepside nazımdan sonra bir başkasıyla evlenmemişler. Nasıl bir iz bıraktıysa kadınlarda. Okumanızı yürekten tavsiye ediyorum. Ve ayrıca bir kadının (piraye) sevdiği erkek için nelere katlandığını görmekteyiz.
335 syf.
Yalçın Küçük ''Bizde şair gibi yaşayan şair pek yoktur, şairlerimizin çoğu memurdur, memur hayatı sürmüştür, dolayısıyla ufukları dardır. Bunun istisnası Nazım Hikmet'' diyordu. Bir kişiyi daha örnek veriyordu ama onun ismini unuttum şimdi. Nazım için kesinlikle doğru diyebiliriz. Sevmesindeki yer yer çocukça ve ölçüsüz tavrından bile anlaşılabilir bu. Yaşama sonsuz bağlı ve bu, her ne yaşanırsa yaşansın, onu genç kılan şey.
Şimdi Nazım Hikmet deyince bazı şeylerin altı çizilmesi lazım: hapse atıldığında basbaya bugünkü artistler vs gibi o dönemin starıydı aslında. Özellikle gençler üzerinde müthiş bir etki alanı vardı. Biraz da bu sebep o kadar uzun yıllar hapsedildi, kitapları yasaklandı. Yani onun, komünist düşünceyi bir cazibe merkezi haline getirdiğini gördü tek parti iktidarı ve çözümü zindanda buldu. Kendi iktidarları açısından kaçınılmaz bir yol.
Kitap, Nazım Hikmet'in hapishane şiirlerinin oluşumunda iyi bir izlek bence. Zaten birçok şiir mektuplarından uyarlama imiş. Birçoğunda şiir mektup iç içe. Memleketimden İnsan Manzaraları'nın Piraye'nin yazdıklarından hareketle oluşturulduğunu da burada öğrendim. Ki Nazım, Piraye'nin çok iyi bir şair olduğunu belirtiyor hep. Hatta ona üstadım diyor.
ekmek paylaşılır, dostlar paylaşılır, her şey paylaşılır da; yârin alnındaki ter, göğsündeki huzur, avucundaki sıcaklık paylaşılmaz..
Benim sevdаsındа bencil; аmа yüreğinde sаğlаm sevdiğim. Aklımа gelişini seveyim: ne güzel dаrmа dumаn ediyorsun beni. 

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nazım İle Piraye
Alt başlık:
Mektuplar 1
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
335
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180114
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Hatçem, Sağ selim Bursa'ya ulaştık. Rahatımız iyicedir. Mahkemenin ne zaman başlayacağı daha belli değil. Bu da tabii, Çünkü buraya geleli daha 24 saat bile olmadı. Aramıza dağlar denizler girdikten sonra hasret ve görecelik bir kat değil, kat kat arttı. Tez kavuşsak derim. Sen de öyle dersin, bilirim. Ama bakalım hadisat ne der' Hapishane penceresinden, yığın yığın yeşillikler arkasında Bursa'nın beyazlıklar ve keşişin dumanlara karışan etekleri görünüyor. Ben seni düşünüyorum. Senin çocukluğun bu yeşillikler arasında, bu kocaman, karlı dağın yamacında geçmiş. Ne tuhaf şey değil mi' senin en güzel günlerinin geçtiği bu gök altında benim şimdi, bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen saatlerim uzayıp gidiyor... Her ne hal ise geç şimdi bunları... Hiç olmazsa haftada bir bana mektup göndermeyi unutma! İhmal etme! Memet, annen, Selma, Fahamet, Vedat canım ne alemde'.. Hepsinin gözlerinden ve ellerinden öperim. Samiye'yi, Seyda'yı görürsen selamlarımı ve öpüşlerimi söylersin... Halalarımın ellerinden pus ederim. Sana gelince... Kavuşalım dedim, kavuşalım tezden..

Kitabı okuyanlar 261 okur

  • Alper Arslan
  • Osman İnan
  • Özhan GÜVENÇ
  • Yasemin
  • Furkan Ç.
  • ismail fırat demirbaş
  • Gizem Güven
  • Meryem Seçer
  • MAHMUT KILIÇ
  • Melis Güven

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20.7
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%32.8
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.6
Erkek
%36.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%69 (40)
9
%8.6 (5)
8
%17.2 (10)
7
%3.4 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.7 (1)