Frida Kahlo Aşk ve Acı

8,8/10  (53 Oy) · 
111 okunma  · 
49 beğeni  · 
6.067 gösterim
"Gecelerim, çarpan kocaman bir yürek gibi. Gecelerim aysız; pencereden süzülen gri ışığa gözünü kırpmadan bakıyor. Gecelerim ağlıyor, yastığım nemli ve soğuk. Gecelerim beni yokluğuna itiyor; seni arıyorum, yanımdaki dev bedenini, soluğunu, kokunu arıyorum. Neredesin? Bedenim, şu sakat külçe, senin sıcaklığında bir an kendini unutmak istiyor. Gecelerim paçavraya dönmüş bir yürek. Gecelerim beni aşkla tutuşturuyor, ama senin eksikliğini çektiğini biliyor ve bu gerçek karanlıkta bir bıçak gibi parlıyor. Gecelerim sana uçabilmek, seni uykunda sarmalayıp bana getirebilmek için kanatları olsun istiyor. Ama gecelerim her türlü deliliğin yasak olduğunu ve düzensizlik yarattığını biliyor. Gecelerim senin ve benim hazza eriştiğimizi görmek için röntgencilik yapmak istiyor, ama bedenim birkaç sokağın ya da adi bir coğrafyanın bizi ayırdığını anlayamıyor..."
  • Baskı Tarihi:
    2002
  • Sayfa Sayısı:
    333
  • ISBN:
    9789752890237
  • Orijinal Adı:
    Frida Kahlo
  • Çeviri:
    Hülya Uğur Tanrıöver
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nina 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · 42 günde · Beğendi · Puan vermedi

Magdalena Carmen Frieda Kahlo Calderón veya sadece Frida; son sergisine ambulans arabası ile gelen Frida, bir elinde sigara diğer elinde tekila şişesi, kendi hayatı ile dalga geçermiş gibi yaşadı. Bol kahkahalı ve küfürlü konuşma tarzı vardı, Salvador Dali’yi ressam olarak görmezdi ‘’olsa olsa, o da zorlayarak, görüntü üreticisi denebilirdi’’demişti, Picasso ise Diyego’ya ’’Ne sen, ne Derain, ne de ben, Frida Kahlo gibi yüzleri çizmeyi bilmiyoruz…’’ diye mektubunda yazdı. Sürrealist akımının kurucusu Andre Breton’nun kendisini kesinlikle sürrealist olarak kabul etmeyen Frida’ya ‘’Siz bir gerçeküstücüsünüz’’ dediklerinin üzerine ‘’Hayır, ben gerçeküstücü değilim. Bütün bunlar, gerçeğinden fazla gözde büyütülmüş şeyler. Oysa ben en azından bir şeyden eminim: Kendi gerçeğimi resmediyorum’’, diye cevap verdi.

Röportaj esnasında ona boş zamanlarında ne yaptığı sorusuna tereddütsüz ’’Aşk yapıyorum efendim…’’diye cevap verdi. Asi, isyankar, bir kalıba sığdıramadığımız kişiliğini babasının Alman olup Aşkenaz kökenli oluşuna mı (bazı kaynaklarının bunu yalanladığı) yoksa Meksikalı annesinin ta Kızılderelirerinin soyuna dayanmasına mı borçludur bilinmez.

İyi bildiğimiz tek şey Frida’nın çocuk yaşta geçirdiği poliomyelit hastalığından sonraki büyük kaza… Sağ kurtulmayı başardı ve ard arda yapılan ameliyatların sonrasında uzun bir iyileşme sürecine girdi. Diyego Rivera ile aşk ve evlilik hayatı bir yandan anlamsız görünse de birlikte olmalarına birden çok sebep vardı, küçümsemeye gelmez sebeplerinden bir tanesi – bir birlerini çok iyi anlayabilir olmalarıydı.

Bir diğer sebep ise ikisinin de komünist olmalarıdır. Frida’nın evdeki kitaplıkta Marx, Lenin, Stalin’in yazdığı ve okunmaktan yıpranmış hale gelen birçok kitabı vardır. Yatağının başucunda da Marksizm-Leninizm akımının kurucuları ve onların izlerinden giden kişilerin portreleri var, bilhassa Mao Zedong’un portresi eskimiş güzel ahşap çerçevesindedir. Frida’nın tekerlikli sandalyesinin yanında şövalenin üzerinde yarım kalmış Stalin portresini duruyor; sert ve ciddi yüz ifadesi, üzerinde beyaz tören kıyafeti var ve sadece tek omzundaki apoleti çizebilmiştir, ikincisini çizmeye ömrü nihayet göstermedi.

... Diyego’nun Frida’yı durmaksızın aldatması, Frida da sütten çıkmış akkaşık değildi… Mavi Evinde Rus devrimci Trotski ailesinin bulunması, Diyego’nun Mayakovski ile tanışıklığı… Bohem hayat yaşayan bu ikiliyi nasıl anlayalım …

Frida’nın son senelerini fiziksel ve duygusal çöküntülüğünü bastırabilmek adına ilaçlara, içkilere, uyuşturucuya bağlanması… Otuzdan fazla ameliyat geçirip ve hayat boyu korseleri kullanmak zorunda olan, Frida, sana kim ne diyebilir ki!

Onun çizdiği resimler; onlarca, yüzlerce… Onlardan bir tanesi ‘’Henry Ford Hastanesi’’; kadın ressam kendi can acısını portresine aktarırken herkes ona baktığından soğuk kanlılığını koruyamaz iken o bunları yaşayıp haykırıyordu. Dışarıda, arkadaşları ve dostları ile çok gülüyordu, sanki hayatta en mutlu insan oymuş gibi, ama içindeki annelik duygusu, evlat sahibi olamamanın verdiği hayal kırıklığını hep üzerinde taşıyordu. Asıl gerçek yaşadıklarını ve karakterini onun tablolarda ve güncesinde görebiliyoruz. Hayatının son 10 yılını günce tutarak devam ettirdi, Frida’nın vefatından ancak 40 yıl geçtikten sonra Meksika’nın arşivlerinden çıkartılıp yayınlanmıştı. Güncenin 170 yaprağı Frida’dan kalan mirasının bir parçasıdır.

silaes 
18 Oca 20:53 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Bu kitabı topyekün bir saldırı altında kalmayı kabul ederek, diğer yorumlardan bağımsız ve tamamen kendi düşüncelerime göre yorumlayacağım.
İlk bölümleri çok beğendim. özellikle babasından başlanarak anlatılması çok hoşuma gitti. Yalan yok resim sanatından hiç anlamam, anlamak için de uğraşı vermedim. Mektuplarını okurken, tablolarına bakmaktan daha büyük haz duydum. Tabiki ''bence tabloları çok kötü'' diyecek bilgi birikime sahip değilim dediğim gibi anlamıyorum... Kitap sonundaki tablolara baktım geçtim ve estetik bulmadım.
Ardından sosyal medya da falan bir akım aldı başını yürüdü. Bence de yeterince sömürüldü.
Günümüz Türk feministleri kendisinin bayrağını taşısa da, Frida'nın feminist ve devrimci olduğunu ve diago'ya tutkulu bir aşk ile bağlı olduğuna inanmıyorum.
Diago'nun eline geçen her fırsatta ve her kadınla frida'yı istikrar ile aldatması, frida'dan kaynaklı. Bilindiği üzere Diago frida'nın kız kardeşi ile bile birlikte oluyor ve frida açık fikirli olduğundan dolayı bunu kabul ettiğini söylüyor. Ardından Diego ile evliyken aldatılmasından dolayı çok acı çektiğini falan söylerken karısının gözü önünde Troçki ile ilişki yaşayıp başka bir kadının canını yakmaya çekinmeyen bir ''feminist' çok sevdiği kocasıyla birlikteyken lezbiyen ilişkilerde dahil bir çok ilişkisi oluyor' Diago'da Ford ve Rockefeller aileleri için resimler yapıp şampanyalı, istakozlu partilerde boy gösteren bir komünist. Diago'nun fridayı zerre sevmediği ve kullandığı da açık ve net. Frida'nın Diagoya karşı hisleri de aşk değil, bağımlılık ki bu tedavi gerektirecek derecede. Gerek siyasi ideoloji gerekse etik değer ve aile yapısı düşüncelerinde taban tabana zıttız. Sohbet esnasında bana anlatılan Frida'dan daha farklı bir karakterle karşılaştığım için üzüldüm. Ben gerçekten güçlü bir kadın, ve kadın özgürlüğüne baş koymuş bir kadın görmek istemiştim.
Dikkatli okunması gereken bir kitap olduğunu düşünmekle birlikte, dönemin siyasi havasına da tanık olacağınızı söyleyebilirim.

Herkesin acısı kendisine göre büyük ve biriciktir bu ister fiziki, ister ruhevi bir acı olsun. ''Çok acı çekmiş yaaaa yazıkkk '' diye kutsallaştırmanın da bir anlamı yok.
İlla bir güçlü kadını kendinize ikon yapacaksanız gidin annenizi örnek alın....Eminim onunda sizi büyütürken eşinden, sosyal yaşantısından ve sizi doğururken çektiği büyük acılar vardır. ve en az frida'nın ''acıları'' kadar gözünüzde değerli olmalıdır. Yani öyle çokta dövmesini yaptırmak, tişörttünü giymek ve moda ikonu haline getirmek...... Çocukça

Komünist olmadığı ve ya günün şartlarına göre ''moda'' olduğundan dolayı komünist,ama ağırda bir meksika milliyetçisi'' ''
Kitabın kendini okutması Yazarının başarısı çok güzel kurgulamış ve alıntıları, mektupları tam yerinde kullanmış. Dili güzeldi, çevirisi de güzeldi.
Daha bir şeyler yazacaktım da unuttum.
Frida hakkında bu kitaptan bağımsız ve geniş bir araştırma yaparsam fikrim değişebilir. Bu yazdıklarım tamamen kendi öz düşüncem olduğu gibi, ateşli frida savunucusu 18liklerin sert yorumlarına maruz kalırsam, cevap vermeyeceğimi bildirerek herkese iyi okumalar dilerim.

elif akkoca 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

“Hayatımda iki büyük kaza geçirdim. Otobüs ve sen. Sen en kötüsüsün Diego. Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın, anladığın halde canımı yaktın Diego.''

İnanılmaz güçlü bir kadın, başarılı bir ressam.Çağının en iyilerinden.Öyle ki Picasso'yu bile hayran bırakıyor kendisine tablolarıyla.Resimleri de kendisi gibi.Küçük tuvallerde çalışmasını buna benzetiyor Frida.Kitabın arkasında Frida'nın tabloları ve bu tablolarının öyküleri de mevcut.Ayrıca sevgililerine yazdıkları mektuplar ve günlüğünden kesitlerle birinci ağızdan tanıklık ediyorsunuz Frida'nın hayatına.
Çok güçlü bir kadın dedim ya, eksik bile kalıyor bu söz Frida'yı anlatmaya.Okurken, empati yapmaya çalışırken bile katlanamıyorsunuz 5 dakikalığına Frida olabilmeye.Öyle zor.Öyle güç.Ama o başına gelen her şeyi büyük bir olgunlukla sindirebiliyor, pes etmiyor, ayağa kalkıyor yeniden ve Frida oluyor.
Geçirdiği trafik kazası sonrası aylarca yataktan kalkamayan doktorların yaşamasını ''mucize'' olarak gördükleri Frida,öyle ki anne babası bile ölecek nasılsa diye Frida'yı ziyarete gitmezken kalkıyor o yataktan.Tüm vücudu yıllarca alçıda kalıyor, sevdiği adam ve ailesi tarafından istenmiyor sakat kaldığı için.Annesi, daha fazla para harcamak istemiyor Frida'nın tedavisine, bu yüzden kocasıyla kavga ediyor.Yattığı yerden yaptığı resimleri satarak ailesine yardım ediyor Frida.Azmiyle ayağa kalkıyor.Okurken bir masal kahramanına dönüşüyor Frida.
Tek kusuru, saplantısı belki de.Biricik kurbağası, Diegosu.
"O benim gözümde bir devdi.
Sözcüğün hem kutsal hem de gerçek anlamında. Her şeyi dev boyutlardaydı. Üretkendi, canlıydı, yaşam, enerji, söz, hareket, dinginlik, fikir ve resim doluydu. O güne kadarki çalışmalarını yüzlerce kilometrekare olarak ifade etmek mümkündü.''
diyor Frida.
Aslında her ne kadar Diego'dan nefret eder hala gelsem de, Frida'yı Frida yapan çektiği acılar, döktüğü gözyaşları.O güzel tablolar, o güzel mektuplar hep bu acılardan beslenerek üretildi ve bu acılarda en büyük pay da Diego'nun demek yanlış olmaz.
Okunulası bir biyografi.

Ilayda Caner 
03 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

''Los Frida'' sıfatını merak ederek başladığım güzel bir biyografisel kitap olmuş Aşk ve Acı.Bu arada, Los Frida, Frida'nın Öğrencisi demek filolojik bakımdan, ama onu tişörtlerin üzerinde gördüğümüz Punk Frida olarak mı öğretmenimiz olarak kabul edip Punk Frida'nın öğrencisi olacaktık? Ayrıca Kahlo'nun gündeme bu kadar gelmesine, onun Devrimci yanını, sanatkar kısmını bilen biri olarak, popüler kültür tarafından emilip hapsedilmesine karşı bir görüşte olduğum için de onu daha yakından tanımak istedim, açtım ve girdim Mavi Ev'inden içeri.
Kitabı ödünç alırken kütüphaneden, okurken sayfalarını aklımda yalnızca Frida ve Diego yoktu ya da Frida ve onu etkileyenler, etkiledikleri de, gerçekten etrafta çıldırmışçasına Frida Kahlo tüketimine farkında olarak ya da olmayarak yardım eden tüketicilere Frida yaşamda olsaydı -bedenen- nasıl tepki verirdi soru işareti kamçısıyla büyük bir merak ve hızla okudum kitabı, soru işaretim beni yiyip bitiriyordu. Sonra kitabın ortasında fark ettim, popüler kültür illa satarak ya da sattırarak ya da paranı alarak harcamazdı seni.. kitabı böyle okuma amacıyla okuyan kişi de o kültürün altında harcanıyordu.
O esnada Frida oturdu karşıma ama beni değil Diego'yu izliyordu. Diegosu resim yapıyordu Amerika duvarlarına , o an anlamaya başladım gerçekten Frida'yla aynı ortamı paylaşmaya başladığımı. O ilgilenmezdi ki, bu yüzden Frida O'ydu ya! O gerçekten de Aşk ve Acı'nın kadınıydı. Salt fiziksel acı da çekmiyordu yaşadığı trajik trafik kazasından sonra, onun kalbi acıyordu, rahmi acıyordu, kurbağa yüzlü Diego'su acıyordu vücudunda, zihninde somutlaştırdığı tablolarında. Nasıl mükemmel bir acı abidesiymişsin Kahlo dedim her sayfasında kitabın. Canlıydı ve karşımda Alejandro'suna 17sinde aşk mektupları yazan babasının çirkin ama zeki kızıydı, Diego'suna aşık çekici bir kadındı, çocuklarını kaybetmiş doğuramamış bir anaydı, bir balerindi, tahta bacaklıydı! Karşımdaydı ve gülüyordu, ağladığı zamanlar da çok oluyodu çevresindekiler ona -özellikle annesi ve babası- sürekli sulugöz diye hitap ediyordu. Halbuki Frida'nın yaşamında gözyaşı, tabloları kadar olağan ve üstündü. Dans etmek istiyorsa çelik korsesini çıkarırdı, daha o yıllarda karşıydı evlilik tanımı dogmalarına, devrimci biriydi Frida, aynı zamanda, Troçki ile flörtleşmişlerdi Mavi Ev'de bir süre...
İşte kitap bu anlatmaya çalıştıklarımın bir bütününün ortaya çıkmış bir uzantısını oluşturuyor.
Gerçekten Frida herkesin tanımasını dilediğim, eşsiz bir güzellik, saç bukleleriyle, tablolarıyla, aşkları ve devrimciliği ile, Paris'te bir dergideyken halkını düşünüş biçimiyle, gözyaşlarıyla, kırgın bedeni ile, doğuramadığı embriyolarıyla, aklıma gelmeyen ve Fridavari bir çok özgünlüğüyle.
Los Frida olacaksak , olmalıyız işte bu sebeplerle.
İyi ki geçmişsin bu yaşamdan Frida, iyi ki de yazmış seni Aşk ve Acı'da Rauda.

Elif Elif 
26 Oca 18:54 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Frida Kahloyu kendi dizeleri ve inanılmaz hayat hikayesini şahit olmak için mutlaka okunması gereken onu bir ressam,düşünür,aşık bir kadın,acı çeken bir insan olarak daha yakından tanımamızı sağlayan gücüne hayran kaldığım biri olarak tanımlamamı sağlayan kitap

"Acılarımı boğmaya çalıştım; ama pislikler yüzmeyi öğrendiler ve şimdi ben, bu hoş ve iyi his tarafından alt edildim." Frida Kahlo

Ahmet Can PASTIRMACI 
 15 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ve Frida Kahlo! Gerçekten "ben aşkın,acının ve devrimin kadınıyım" sözünü sonuna kadar hak eden insan.Onun için fazla söze gerek yok.Frida Kahlo'nun hayatını merak eden insanların kesinlikle okuması gerekiyor.
İyi okumalar

Kitap ve Kahve Gezegeni 
22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 5/10 puan

"Ben Frida Kahlo aşkın, acının ve devrimin kadınıyım." Alman olan babasının meksikaya yerleşmesiyle meksika da dünyaya gelen Frida. Meksika devriminin olduğu dönemlerde geçirdiği trafik kazası yüzünden yoğun tedaviler ve acılar yaşayan ve bu acılarını resme dökerek yaşama tutunmaya çalışan bir kadındır. Öğrencilik döneminde okullarına resim yapmaya gelen ressam Diego'yu resim yaparken izledikten sonra arkadaşlarına ilerde Diego ile evleneceğini ve ondan çocuk yapacağını söyleyecek kadar idealist bir kişiliğe sahiptir. Hastalığı ve yaşadığı aşk acıları resimde ilerlemesini sağlamıştır. Daha fazla anlatırsam spoi vermekten korktuğum için burda kesiyorum. Ve Frida Kahlo'nun hayatını merak edenlere tavsiye ederim

Söylediği umutlu sözlerle ve şarkılarla, gösterdiği neşeye karşın Frida gerçekte bunları hissetmiyordu. Yılların aleyhine çalıştığını biliyordu. Harika işler yapmak istiyordu ama kitapta da söylediği gibi bedeni hep onun yolunu kesiyordu...

Bu kitabı okuduktan sonra, Frida'nın çizdiği tüm resimler hayalimde  tekrar şekillendi ve tüm gizli ayrıntılar bana göz kırpmaya başladı, Frida'nın akıttığı her bir gözyaşı  adeta elime de damladı...


"Unutmayın, düşlerimi değil, kendi gerçeğimi resmediyorum..." diyordu ve  her fırça darbesinde acısından bir parça vardı.  Evet Frida kendi gerçeklerini, yaşadığı duygularını, acılarını resimlerine tüm çıplaklığı ile aktarmış ilginç bir  kişilikti. 

Frida, gerçekte normalin çok üzerinde bir yaşama gücüne ve acıya karşı inanılmaz bir dayanıklılığa sahip bir savaşcıydı.

Kendi deyimiyle hayatında iki büyük kaza yaşadı;  biri o rayların üstünde otobüsün altında ezilmesi, diğeri ise ünlü ressam Diyego ile tanışıp evlenmesiydi. Bu evlilik ona hem umut ve mutluluk hem de acı ve hüzün verdi.

Çalışmaları, yaratıcı yeteneği, sağlık sorunlarından sonra ortaya çıktı. O feci trafik kazasını yaşayıp, yatağa çakılmak zorunda kalmasa ve odasında yatağının üstüne, tavana o aynayı ailesi astırmış olmasa, şimdi herkesin tanıdığı büyük ressam Frida olmaz, onun yerine başarılı bir hekim olabilirdi kim bilir... Çünkü Fridanın küçükken bile isteği doktor olmaktı. Doktor olamadı ama hayatı da hastanelerde geçti:( 

En çok kendini çizdi,  çünkü en çok kendiyle başbaşa kaldı ve en çok kendini tanıdı. Resim yaptı çünkü yaşama tutunmak için buna ihtiyacı vardı. Kendini ve hayatını tüm gerçekliği ile çizdi.

Aylin Yaşar 
 09 Şub 19:51 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Frida'nın günümüzde feminist hareket içinde anılması yanlıştır. Kendisi feminist olduğunu iddia etmemiş ve öyle de davranmamış. Meksika devrimi ve ertesi cihan harpleri yıllarında Diego ile komünizm ve marksizm sevdalıları olarak bir garip- aslında tam da sanatçı ve ressamların ki gibi-olan dengesiz hayatlar sürmüşlerdir. Gerçeküstücü akımın en ünlü kadın ressamlarından olan Frida aslında bu kategorilendirmeden hoşnut değişdir. Yaşadığı sakat hayatı onu resime yönlendirmiş ve bu sayede hayata tutunmuştur. Resim onun gerçeği ve aynasıdır, doğmayan çocuklarıdır. Diego ise bu gerçeğin çobanıdır bana kalırsa, Frida'yı hep iyi veya kötü de olsa iten güçtür.

2 /

Kitaptan 86 Alıntı

“Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın.”

Frida Kahlo, Rauda JamisFrida Kahlo, Rauda Jamis
Aysel 
26 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Kendimi hem kendim için yaşayabilecek denli güçlü ve iç zenginliğine sahip hissediyorum, hem de değil bir davranışın, en ufak bir düşüncenin bile paralayabileceği kadar dayanıksızım."

Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 226)Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 226)

Kendi portremi resmediyorum çünkü çoğunlukla yalnızım, çünkü en iyi tanıdığım insanım.

Frida Kahlo, Rauda JamisFrida Kahlo, Rauda Jamis

''Diego, gerçek, öyle büyük ki, ne konuşmak ne uyumak ne dinlemek ne sevmek istiyorum...''

Frida Kahlo, Rauda JamisFrida Kahlo, Rauda Jamis
elif akkoca 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

''İyileşmek mi?'' dedi Frida. ''Ama ben hasta değilim ki. Kırık döküğüm. Aynı şey değil, anlıyor musunuz?''

Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 292)Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 292)
Ilayda Caner 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Kendi kaprisi dışında hiçbir yasa tanımayan bir despotun yönettiği ülkemden kaçmaktaydım.

Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 40 - Everest)Frida Kahlo, Rauda Jamis (Sayfa 40 - Everest)
Aysel 
 09 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Ama zamanla farkına vardı ki, acılar insanı çoğu zaman gafil avlıyordu; kendini çok zaman umutsuzluğun eşiğinde buluveriyordu. Nasıl unutmalı, densiz, kötücül imaların, dokundurmaların sürekli anımsattığı bir sakatlığa nasıl alışmalıydı? İnsan zaten kendi kendisinin celladıyken, başkalarının cezalarına nasıl aldırmazlık edebilirdi ki? "

Frida Kahlo, Rauda JamisFrida Kahlo, Rauda Jamis