Reşat Nuri'nin kadın ruhunu anlamasına ve kadın karakter yazıcılığına bayılıyorum. Çalıkuşu Feride'nin mektupları, hisleri, anlatımı o kadar etkileyiciydi ki bu eserde de kadın öğretmen kahramanı görünce Feride'nin duygusallığını yakalama heyecanını yaşadım ama eser onu değil, karakterin babası olan Mürşit Efendi'nin anılarını anlatıyor. Zehra öğretmen, çocukluğundan beri kötü bir adam olarak bildiği babasının hatıra defterini okumaya başlıyor ve idealist bir memurun yaşamına, iyi ile kötünün görünenden öte kavramlar olduğuna ve en önemlisi acıma ve merhamet hissine dair çok şey öğreniyor. Okuduğum en sürükleyici kitaplardan biriydi öyle ki eser okumayı sevdirme eserlerinin başında yer alabilir. Yalnız Mürşit Efendi'yi değil, dönemin idealist aydınlarını, onların ideallerini ve bu idealizmi çöküşe sürükleyen halkı görmek çok keyifliydi. Dönemin sosyal bakışına uygun kurgu esere güzel bir realist tat veriyor. Öte yandan Mürşit Efendi'nin eşi ve kayınvalidesi gerçek olamayacak kadar abartılı derecede kötüydü. Kötü olduğu için kötü davranan karakterleri sevmiyorum ya onları bu bakışa getiren yaşantılar da eserde anlatılmalı ya da karakterin kötü yönü baskın olsa da iyi olduğu durumlar da verilmeliydi. Eserin sosyal arka planı bu kadar realistken karakterlerin bu denli romantik kalması esere dair en büyük eleştirim oldu.
daha az