Kitap, 1920'ler ve 1930'larda Ankara'daki siyasi ortamı ve toplumsal dönüşümleri anlatırken, ana karakterler aracılığıyla da bu değişimleri yaşatıyor. Romanda umutlarıyla, ülküleriyle ve heyecanlarıyla hem Selma Hanım'ın hem de Ankara'nın değişimine tanık oluyoruz. Milli Mücadele dönemi Ankarası ve Cumhuriyet dönemi Ankarası Yakup Kadri'de farklılık gösteren üç zaman dilimi olarak ele alınmış. Milli Mücadele dönemi Ankarası karşımıza bir direniş kenti olarak çıkıyor. Şehir, Milli Mücadele'nin ruhunu ve azimle dolu bir toplumun varlığını simgeleyerek, bağımsızlık mücadelesinin meşalesini taşıyor. Şehrin içinde olan insanlar tüm zorluklara ve yoksuklara rağmen içinde bulundukları ruhun etkisiyle hayatlarının belki de en anlamlı dönemlerini yaşıyorlar. (Bu ruhu Yakup Kadri, anılarını anlattığı Vatan Yolunda eserinde etkileyici şekilde anlatır. Romanda da aynı heyecanı bulmak mümkün.) Cumhuriyet dönemi Ankarası ise, kitabın ikinci bölümünde odak noktası haline geliyor. Bu dönemde, Ankara modernleşme sürecine girmiş ve Türkiye'nin başkenti olarak önemli bir rol üstlenmiş. Milli Mücadele'nin başkahramanları artık batılılaşan bir medeniyetin bayrak taşıyıcıları olmuş ancak ikinci gördüğümüz Ankara, Mustafa Kemal'in Türk benliğini ve şuurunu ekleyerek yeni bir batı medeniyeti yaratmak düşüncesinin batıyı kopyalama olarak ortaya çıktığı kesimlerin anlatıldığı Ankara. Yakup Kadri, Selma Hanım üzerinden iki dönem Ankarasını kıyaslar ve Milli Mücadele ruhunu özlemle anar. Bence Yakup Kadri bu açıdan bir anlamda Selma Hanım'ın ruhudur. Üçüncü dönem Ankarası ise inkılapları anlama, yaşatma ve milli ülküye ulaşma açısından yazarın hayal ettiği Ankara'dır. Biz bu üç Ankara'yı üç farklı eş ve Ankara'nın üç farklı mahallesi ile Selma Hanım'ın hayatında görürüz. Eserde Selma Hanım'ın iç dünyasındaki çatışmalar, kadın olmanın zorlukları ve bağımsızlık arayışı gibi evrensel temalar da vardı fakat yine de her Yakup Kadri kadın karakteri gibi Selma da tamamlanmamış bir karakter gibiydi. Yakup Kadri'nin anılarını okuyanlar onun Milli Mücadele ruhunu ve Cumhuriyet döneminde yaşadığı bazı hayal kırıklığını çok iyi bilirler. Bu eserde de aynı bakış hakimdi. Dönemin ruhunu birebir yaşamış ve bundan son derece etkilenmiş bir edebiyat insanının milli ülkünün aynı şevk işe devam etmesini istemesi bence son derece normal. Bu açıdan eleştirilerinde çoğu zaman haklılık payı buldum. Eserin dili yazarın diğer kitapları gibi etkileyici değildi ama akıcıydı. Kısaca güzel ve bence son derece simgesel bir eserdi, Selma Hanım'ın eşlerinde dönemin tiplerine gönderme yapılması, çevredeki halk ile toplumun gösterilmesi de güzeldi. Özellikle Sodom ve Gomore, Hüküm Gecesi, Vatan Yolunda, Yaban, Ankara, Zoraki Diplomat sırasıyla okunduğunda daha da anlam kazanacağına inanıyorum.